ÖZETİ: Genel kurul sendikaların iradesini yansıtan nihai karar organıdır. Genel kurullar bakımından asıl olan ise olağan genel kuruldur. Olağan genel kurul, kanunda ve daha kısa bir süre belirlenmesi koşuluyla tüzükte öngörülen sürelerde düzenli olarak yapılmak zorunda olunan ve yapılması için herhangi bir sebebin ortaya çıkması gerekli olmayan genel kuruldur.
Sendikanın en üst karar organı olan genel kurulların demokratik esaslar doğrultusunda icra edilmesi, sendika içi demokrasinin gerçekleşmesi yönünden son derece önemlidir. Belirtmek gerekir ki bir sendikanın demokratik yapıya sahip olup olmadığına ilişkin en somut ölçüler genel kurulun yapısı ve işleyişinde aranmalıdır (Fevzi Şahlanan, Sendikaların İşleyişinin Demokratik İlkelere Uygunluğu, İstanbul, 1980, s.119).
Dürüstlük kuralı, herkesin uyması gerekli olan genel ve objektif bir davranış kuralıdır. Genel olarak dürüstlük kuralı kişilerin tarafı oldukları hukuki ilişkilerde dürüst, namuslu, ahlaklı ve diğer kişilerde yaratılan güvenle tutarlı şekilde davranmalarını ifade eder. Buna göre belirli bir hukuki ilişkide dürüstlük kuralına uygun davranış; toplumdaki dürüst, namuslu ve orta zekâlı bir kişinin, genel ahlâk, doğruluk ve karşılıklı güven esaslarına uygun davranış biçimidir (Mustafa Dural/Suat Sarı, Türk Özel Hukuku, İstanbul, 2011, s.226-227).
Sendika Yönetim Kurulunun belirtilen 420, 421 ve 422 sayılı kararlarının iptali istemiyle açılan davada ise İlk Derece Mahkemesinin 18.05.2021 tarihli ve 2020/358 Esas, 2021/177 Karar sayılı kararı ile; kapatılmasına karar verilen İstanbul Avrupa Yakası ve İstanbul Anadolu Yakası Şubelerinin kapatılması yönünde hangi gerekli şartların oluştuğu, İstanbul Marmara Şubesinin sorumluluk sahasının İstanbul Avrupa ve Anadolu Yakasındaki işyerlerini de kapsayacak şekilde belirlenmesini gerektirecek hangi durumun mevcut olduğu ve Bursa Şubesinin kurulmasına ilişkin kararlarda hangi gerekli şartların oluştuğu hususunun davalı Sendika tarafından ispatlanamadığı, işyerlerinin bağlı bulunduğu şubenin değiştirilebilmesi ve/veya şubenin kapatılmasına dair yetkinin 4721 sayılı Kanun’un 2. maddesindeki objektif iyiniyet kuralları çerçevesinde kullanılması gerektiği, soyut gerekçeler ile alınan kararın sendikal özgürlüklere, sendika içi demokrasi ilkesine uygun olmadığı, kaldı ki daha önce aynı yönde genel kurulda alınan kararların kesinleşmiş mahkeme kararları ile iptal edildiği, buna rağmen davalı Sendika tarafından fiili durum yaratacak şekilde kanun dolanılarak karar verildiği ve bu şekilde alınan kararların hukuken korunmasına olanak bulunmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların kabulü ile Sendika Yönetim Kurulunun 18.09.2020 tarihli ve 420 sayılı İstanbul Marmara Şubesinin açılmasına, 21.09.2020 tarihli ve 421 sayılı İstanbul Avrupa Yakası Şubesinin ve İstanbul Anadolu Yakası Şubesinin İstanbul Marmara Şubesi altında birleştirilmesine, 22.09.2020 tarihli ve 422 sayılı Bursa Şubesinin açılmasına ilişkin kararlarının tüm sonuçları ile birlikte iptaline karar verilmiştir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında belirtmek gerekir ki Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 18.10.2018 tarihli ve 2018/12276 Esas, 2018/22581 Karar sayılı onama kararı ile Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 10.09.2019 tarihli ve 2019/5313 Esas, 2019/15698 Karar sayılı onama kararı ile İstanbul Anadolu Yakası Şubesi ve İstanbul Avrupa Yakası Şubesinin kapatılmasının Anayasa’nın 51. maddesinin son fıkrasında yer alan “Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz” şeklindeki emredici düzenlemeye aykırı olduğu ve ayrıca 4721 sayılı Kanun’un 2. maddesindeki objektif iyiniyet (dürüstlük) ilkesinin ihlali niteliğinde olduğu kesinleşmiştir. Buna karşın, İstanbul Anadolu Yakası Şubesi ve İstanbul Avrupa Yakası Şubesi faaliyete geçirilmeyerek, anılan Şubelerden hiçbir üst kurul delegesinin dava konusu 16-17 Ekim 2021 tarihlerinde icra edilen 14. Olağan Genel Kurula katılmaması hukuka aykırı olup, sendika içi demokrasi ilkesine de aykırıdır. Bir başka açıdan bu durum, kesinleşmiş mahkeme kararlarının da uygulanmaması anlamına gelmektedir.
Bu itibarla İstanbul Anadolu Yakası Şubesi ve İstanbul Avrupa Yakası Şubesinin kapatılmadan önceki yetkili olduğu alanda faaliyete geçmesi, Sendika Tüzüğü’ndeki düzenlemelere uygun şekilde anılan şubelerde üst kurul delegelerinin seçilmesi ve belirlenmesi, diğer şubelerden belirlenecek üst kurul delege sayılarının da bu çerçevede Sendika Tüzüğü’ne göre tespiti, bu ilke ve esaslar gözetilerek sendika içi demokrasi kuralına uyulmak suretiyle 14. Olağan Genel Kurulun toplanması ve icrası gerekmektedir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- DAVA
- Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; Ankara 45. İş Mahkemesinin 2020/358 Esas, 2021/177 Karar sayılı kararı ile Türkiye Haber İş Sendikasının 18.09.2020 tarihli ve 420 sayılı İstanbul Marmara Şubesinin açılmasına ilişkin Genel Merkez Yönetim Kurulu kararının, 21.09.2020 tarihli ve 421 sayılı İstanbul Avrupa Yakası Şubesi ve İstanbul Anadolu Yakası Şubesinin İstanbul Marmara Şubesi altında birleştirilmesine ilişkin Genel Merkez Yönetim Kurulu kararının, 22.09.2020 tarihli ve 422 sayılı Bursa Şubesinin açılmasına ilişkin Genel Merkez Yönetim Kurulu kararının tüm sonuçları ile birlikte iptaline karar verilmiş olmasına rağmen davalı Sendika Genel Merkezinin Mahkeme kararına açıkça aykırı olan işlemlerine devam ettiğini ve Mahkeme kararı ile iptal edilen yönetim kurulu kararlarına dayanarak İstanbul Marmara ve Bursa Şubelerinde delege seçimleri yaptırdığını, davalı tarafın bu seçimlerde hukuka ve mahkeme kararlarına aykırı şekilde delege sıfatı kazananlarla Sendika Genel Merkezini 14. Olağan Genel Kurula götürdüğünü, bunun kabulünün mümkün olmadığını, yeni açılan İstanbul ve Marmara Şubeleri için müteşebbis heyet seçildiğini ve kendilerine doğal delegelik imkânı sağlandığını, bu konuda kendilerine imtiyaz tanındığını, mevcut şubelerin doğal delegelerinin yanında müteşebbis olarak atandıkları şahıslara da doğal delegelik kazandırıldığını, iş bu dava ile iptalini istedikleri kararın açıkça seçilmiş yöneticiler olan müvekkillerini tasfiye amacı taşıdığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle, yargılamanın devamı sırasında Türkiye Haber İş Sendikası Genel Merkezinin 14. Olağan Genel Kurulunun yapılmış olması hâlinde 14. Olağan Genel Kurulunda alınan tüm kararların bütün sonuçlarıyla iptali ile iptali istenen kararların yokluk ile batıl olduğunun/ baştan itibaren hükümsüz/geçersiz olduğunun ve yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğunun tespitine, müvekkillerinin bu karardan önceki mevcut görevlerine (şube yöneticisi oldukları sendikanın İstanbul Anadolu Yakası Şubesinde ve faaliyet sahasına giren illerdeki işyerlerinde) aynen devamına karar verilmesine ve davalı Sendika Genel Merkez Yönetim Kurulunun işten el çektirilerek yeniden seçim yapılmak üzere davalı sendikaya kayyım tayin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
- Birinci birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; benzer gerekçelerle 16-17 Ekim 2021 tarihinde gerçekleştirilen davalı Türkiye Haber İş Sendikası Genel Merkezi 14. Olağan Genel Kurulunun iptali ile Türkiye Haber İş Sendikası Genel Merkezi 14. Olağan Genel Kurulunda alınan tüm kararların bütün sonuçlarıyla iptali ile iptali istenen kararların yokluk ile batıl olduğunun/ baştan itibaren hükümsüz/geçersiz olduğunun ve yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğunun tespitine, müvekkillerinin İstanbul Anadolu Yakası şube yöneticisi oldukları sendikanın İstanbul Anadolu Yakası Şubesinde ve faaliyet sahasına giren illerdeki işyerlerindeki mevcut görevlerine devamına, davalı sendika genel merkez yönetim kurulunun işten el çektirilerek yeniden seçim yapılmak üzere davalı sendikaya kayyım tayin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
- İkinci birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; benzer gerekçelerle davalı Sendika Genel Merkez yönetimi tarafından 16-17 Ekim 2021 tarihinde gerçekleştirilen davalı Türkiye Haber İş Sendikası Genel Merkezi 14. Olağan Genel Kurulunun iptali ile Türkiye Haber İş Sendikası Genel Merkezi 14. Olağan Genel Kurulunda alınan tüm kararların bütün sonuçlarıyla iptali ile iptali istenen kararların yokluk ile batıl olduğunun/ baştan itibaren hükümsüz/geçersiz olduğunun ve yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğunun tespitine, müvekkilinin İstanbul Avrupa Yakası şube yöneticisi olduğunun, sendikanın İstanbul Avrupa Yakası Şubesinde ve faaliyet sahasına giren illerdeki işyerlerindeki mevcut görevine devamı ile davacıya ödenmeyen tüm özlük haklarının ödenmesi gerektiğinin tespitine, davalı sendika genel merkez yönetim kurulunun işten el çektirilerek yeniden ve hukuka uygun bir şekilde şube ve genel kurul seçimlerinin yapılması için davalı Sendika Genel Merkez yönetimine kayyım tayin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
- CEVAP
Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; dava tarihi olan 12.10.2021 tarihi itibarıyla dava açıldığından ve bu tarih itibarıyla iptali istenen genel kurul henüz yapılmamış olduğundan (genel kurul 16-17.10.2021’de yapılmıştır) ve hâkim, talep sonuçlarıyla bağlı olduğundan ve başka bir şeye (davadan sonra yapılmış olağan genel kurulun iptaline gibi) karar veremeyeceğinden ivedilikle davanın reddi gerektiğini, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi kararının temyiz edildiğini, kesinleşmemiş bir mahkeme kararına dayanılamayacağını, müvekkili Sendikanın, 29.07.2021 tarihinde Bursa Şubenin 1. Olağan Genel Kurulunu, 31.07.2021 tarihinde ise İstanbul Marmara Şubesinin 1. Olağan Genel Kurulunu yaptığını, seçimlerin kesinleştiğini, bu Genel Kurulların iptali için ise 1 aylık hak düşürücü süre içinde herhangi bir iptal davası da açılmadığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; genel kurulun tamamlanmasının ardından 1 ay içinde dava açılmamış olması nedeniyle genel kurulun iptalinin istenemeyeceği, kapatılan şubelerin başka bir şube altında birleştikleri dolayısıyla da kapatılan şube üyelerinin yeni şube çatısında seçme ve seçilme hakkına sahip oldukları, yargılama aşamasında davacıların görev sürelerinin dolduğu dolayısıyla göreve
iadenin teknik olarak mümkün olmadığı, Türkiye Haber İş Sendikasının 14. Olağan Genel Kurulunun en geç 21-22 Ekim 2021 tarihlerine kadar yapılmasının yasal zorunluluk olduğu, iddia edilen hukuka aykırılıkların seçim
sonucunu etkileyip etkilemeyeceğinin tespit edilebilmesi için davacı tarafça kapatılan şubelerin kapatılmaması hâlinde delege sayılarında gerçekleşecek değişikliğe ilişkin bilgi/belge sunulması gerektiği, dava dilekçesinde yer alan usulsüzlüklerin bu nedenle ispatlanamadığı, davacıların görev süreleri dolduğundan görevlerine iadenin teknik olarak mümkün olmadığı gerekçesiyle davaların reddine karar verilmiştir.
- İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
- TEMYİZ
- Temyiz Sebepleri
- Asıl ve birleşen davalar bakımından, davacılar vekilleri; dava ve istinaf dilekçelerinde belirttikleri sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
- Asıl ve birleşen davalar bakımından, davalı vekili; müvekkili Sendikanın herhangi bir şekilde dava açılmasına sebebiyet vermemesi sebebiyle gerekçeden bu kısmın çıkarılmasını, müvekkili lehine eksik vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
- Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun (6356 sayılı Kanun) 15. maddesi kapsamında sendika olağan genel kurulunun iptali, sendika yönetim kurulu kararının iptali ve tespit istemine ilişkindir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) “Sendika kurma hakkı” kenar başlıklı 51. maddesinin son fıkrası şöyledir:
“Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz.”
6356 sayılı Kanun’un “Seçimlere itiraz” kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:
“(1) Genel kurulda yapılan organ ve delege seçimlerinin devamı sırasında yapılan işlemlere ilişkin olarak seçim sonuç tutanaklarının düzenlenmesinden itibaren iki gün içinde yapılacak itirazlar hâkim tarafından aynı gün incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. İtiraz süresinin geçmesi ve itirazların karara bağlanmasından hemen sonra hâkim, 14 üncü madde hükümlerine göre kesin sonuçları ilan eder ve ilgili kuruluş veya şubesine bildirir.
(2) Bakanlık veya kuruluş ya da şubesinin üye ve delegeleri; kanun ve tüzük hükümlerine aykırı olarak genel kurul ve seçim yapılması veya seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir usulsüzlük ya da kanuna aykırı uygulama iddiasıyla, bu işlemlerin veya genel kurulun iptali için genel kurul tarihinden itibaren bir ay içerisinde dava açabilir. Dava basit yargılama usulüne göre iki ay içerisinde sonuçlandırılır. (Ek cümle: 12/10/2017-7036/30 md.) Karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi bir ay içinde kararını verir. (Değişik cümle: 12/10/2017-7036/30 md.) Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması hâlinde Yargıtayca on beş gün içinde kesin olarak karar verilir.
(3) Genel kurulun veya genel kurulda yapılan organ seçiminin iptaline karar verildiği takdirde mahkeme; genel kurulu kanun ve tüzük hükümlerine göre en kısa zamanda toplamak, seçimleri yapmak ve yeni yönetim kurulu seçilinceye kadar kuruluşu yönetmekle görevli olmak üzere, 4721 sayılı Kanun hükümleri gereğince bir veya üç kayyım tayin eder ve görev sürelerini belirler.”
Genel kurul sendikaların iradesini yansıtan nihai karar organıdır. Genel kurullar bakımından asıl olan ise olağan genel kuruldur. Olağan genel kurul, kanunda ve daha kısa bir süre belirlenmesi koşuluyla tüzükte öngörülen sürelerde düzenli olarak yapılmak zorunda olunan ve yapılması için herhangi bir sebebin ortaya çıkması gerekli olmayan genel kuruldur.
Sendikanın en üst karar organı olan genel kurulların demokratik esaslar doğrultusunda icra edilmesi, sendika içi demokrasinin gerçekleşmesi yönünden son derece önemlidir. Belirtmek gerekir ki bir sendikanın demokratik yapıya sahip olup olmadığına ilişkin en somut ölçüler genel kurulun yapısı ve işleyişinde aranmalıdır (Fevzi Şahlanan, Sendikaların İşleyişinin Demokratik İlkelere Uygunluğu, İstanbul, 1980, s.119).
Bu noktada kısaca objektif iyiniyet (dürüstlük) kuralına da değinmekte yarar vardır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) “Dürüst davranma” başlıklı 2. maddesinde; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmüne yer verilmiştir. Dürüstlük kuralı, herkesin uyması gerekli olan genel ve objektif bir davranış kuralıdır. Genel olarak dürüstlük kuralı kişilerin tarafı oldukları hukuki ilişkilerde dürüst, namuslu, ahlaklı ve diğer kişilerde yaratılan güvenle tutarlı şekilde davranmalarını ifade eder. Buna göre belirli bir hukuki ilişkide dürüstlük kuralına uygun davranış; toplumdaki dürüst, namuslu ve orta zekâlı bir kişinin, genel ahlâk, doğruluk ve karşılıklı güven esaslarına uygun davranış biçimidir (Mustafa Dural/Suat Sarı, Türk Özel Hukuku, İstanbul, 2011, s.226-227).
Bu genel açıklamalar ışığında temyiz itirazları değerlendirilmelidir.
- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacılar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
- Somut uyuşmazlıkta davalı Sendika tarafından 14. Olağan Genel Kurulun 16-17 Ekim 2021 tarihlerinde icra edildiği, İstanbul Anadolu Yakası ve İstanbul Avrupa Yakası Şubelerinin faaliyete geçmemesi sebebiyle bu şubelerden herhangi bir üst kurul delegesinin 14. Olağan Genel Kurul listesinde bulunmadığı, bununla birlikte İstanbul Marmara Şube ile Bursa Şubeden toplamda 53 üst kurul delegesinin 14. Olağan Genel Kurul listesinde yer aldığı görülmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, olağan genel kurulun iptali davası bakımından; birleşen davalar bir aylık yasal süre içinde açıldığından, İlk Derece Mahkemesinin aksi yöne dair gerekçesi hatalıdır. Öte yandan davalı Sendika Yönetim Kurulunun, 16-17 Ekim 2021 tarihlerinde 14. Olağan Genel Kurulun yapılmasına ilişkin kararının iptali isteminin reddi isabetlidir. Nitekim 4 yıllık yasal süresi gelen olağan genel kurulun yapılması bir zorunluluktur.
Bu çerçevede davalı Sendikanın 14. Olağan Genel Kuruluna, İstanbul Anadolu Yakası Şubesi ve İstanbul Avrupa Yakası Şubesinden üst kurul delegesi katılmaması durumu değerlendirilmelidir.
Davalı Sendikanın 21-22 Ekim 2017 tarihlerinde icra edilen 13. Olağan Genel Kuruluna ilişkin divan tutanağında;
“…153 imzalı bir önerge geldi. Biz aşağıda isim ve imzaları bulunan delegeler, İstanbul Anadolu Yakası Şubesinin kapatılmasını, kapatma işlemleri için Genel Merkez Yönetim Kuruluna yetki verilmesini öneriyoruz.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum, lütfen işaret buyrun….Kabul edenler… Etmeyenler…önerge oy çokluğuyla kabul edilmiştir.
155 imzalı bir önerge geldi. Biz aşağıda isim ve imzaları bulunan delegeler, İstanbul Avrupa Yakası Şubesinin kapatılmasını, kapatma işlemleri için Genel Merkez Yönetim Kuruluna yetki verilmesini öneriyoruz.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum, lütfen işaret buyrun….Kabul edenler… Etmeyenler…önerge oy çokluğuyla kabul edilmiştir.
153 imzalı bir önerge geldi. Biz aşağıda isim ve imzaları bulunan delegeler, İstanbul ilinde İstanbul Marmara Şube adında bir şube açılmasını, açılış işlemleri ve müteşebbis heyet atanması için Genel Merkez Yönetim Kuruluna yetki verilmesini öneriyoruz
Önergeyi oylarınıza sunuyorum, lütfen işaret buyrun….Kabul edenler… Etmeyenler…önerge oy çokluğuyla kabul edilmiştir.
152 imzalı bir önerge geldi. Biz aşağıda isim ve imzaları bulunan delegeler, Bursa ilinde Bursa Şube adında bir şube açılmasını, açılış işlemleri ve müteşebbis heyet atanması için Genel Merkez Yönetim Kuruluna yetki verilmesini öneriyoruz
Önergeyi oylarınıza sunuyorum, lütfen işaret buyrun….Kabul edenler… Etmeyenler…önerge oyçokluğuyla kabul edilmiştir.
153 imzalı bir önerge geldi. Biz aşağıda isim ve imzaları bulunan delegeler İstanbul Marmara şubesinin sorumluluk sahasının İstanbul Anadolu ve Avrupa Yakasındaki işyerleri olarak belirlenmesine; Bursa Şubesinin sorumluluk sahasının Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Bilecik, Yalova, İzmit, Sakarya, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerindeki iş yerleri olarak belirlenmesine, bu konudaki işlemler için Genel Merkez Yönetim Kuruluna yetki verilmesini öneriyoruz.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum, lütfen işaret buyrun….Kabul edenler… Etmeyenler…önerge oy çokluğuyla kabul edilmiştir…
…” hususları belirtilmiştir.
- Olağan Genel Kurulda alınan İstanbul Anadolu Yakası Şubesine ilişkin kararın iptali istemiyle 13.11.2017 tarihinde açılan davada, Ankara 18. İş Mahkemesinin 03.05.2018 tarihli ve 2017/649 Esas, 2018/233 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmesi üzerine davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 18.04.2019 tarihli ve 2018/3465 Esas 2019/1065 Karar sayılı kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 18. İş Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne, “…1- Türkiye Haber İş Sendikası’nın, 21-22 Ekim 2017 tarihinde gerçekleştirilen 13. Olağan Genel Kurulunda alınan ve 27.10.2017 tarih, 2017/9-38 ( Mevlüt Bayraktar), 2017/10-38 (Yusuf Pektaş), 2017/11-38 (Bülent Yüksel) sayı ve Şube Kapatılması konulu yazılarla davacılara tebliğ edilen İstanbul Anadolu Yakası Şubesinin fiilen kapatılmasına ve davacıların görevlerinin sona ermesine ilişkin kararın İPTALİNE,..” karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Sendika vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 10.09.2019 tarihli ve 2019/5313 Esas, 2019/15698 Karar sayılı ilâmı ile onanmıştır.
Yine 13. Olağan Genel Kurulda alınan İstanbul Avrupa Yakası Şubesine ilişkin kararın iptali istemiyle 20.11.2017 tarihinde açılan bir başka davada, Ankara 9. İş Mahkemesinin 23.01.2018 tarihli ve 2017/795 Esas, 2018/23 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmesi üzerine davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 08.05.2018 tarihli ve 2018/979 Esas, 2018/1050 Karar sayılı kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne, “..Türkiye Haber İş Sendikası, 21-22 Ekim 2017 tarihinde gerçekleştirilen 13. Olağan Genel Kurulunda alınan ve 27.10.2017 tarih, 2017/6-38 (Mehmet Sait Derin), 2017/7-38 (Aslı Arıcı), 2017/8-38 (Mehmet Çebi) sayı ve Şube Kapatılması konulu yazılarla davacılara tebliğ edilen İstanbul Avrupa Yakası Şubesinin fiilen kapatılmasına ve davacıların görevlerinin sona ermesine ilişkin kararın İPTALİNE, ..” karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Sendika vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 18.10.2018 tarihli ve 2018/12276 Esas, 2018/22581 Karar sayılı ilâmı ile onanmıştır.
- Olağan Genel Kurulda alınan İstanbul Avrupa Yakası Şubesi ile İstanbul Anadolu Yakası Şubesinin kapatılmasına ilişkin her iki kararın da, Bölge Adliye Mahkemelerince, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesindeki objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, sendikal özgürlüklere, sendika içi demokrasi ilkesine uygun olmadığı, objektif gerekçelere dayanmadığı gerekçesiyle iptaline karar verildiği görülmektedir.
Diğer taraftan aynı Genel Kurulda alınan “İstanbul İlinde İstanbul Marmara Şube adında bir şube açılması”na dair karar ile “Bursa İlinde Bursa Şube adında bir şube açılması”na dair kararların iptali için bir dava açılmamıştır.
Mahkeme kararlarında belirtilen bu tespit ve hukuki olgulara karşın; Sendika Yönetim Kurulunun 18.09.2020 tarih ve 420 sayılı kararı ile İstanbul ilinde İstanbul Marmara Şube adında bir şube açılmasına, şubeyi altı ay içinde delege seçimi yaparak genel kurula götürmek üzere müteşebbis heyet atanmasına karar verilmiş; Sendika Yönetim Kurulunun 21.09.2020 tarih ve 421 sayılı kararı ile de İstanbul Avrupa Yakası Şubesi ile İstanbul Anadolu Yakası Şubesinin İstanbul Marmara Şubesinde birleştirilmesine karar verilmiş; Sendika Yönetim Kurulunun dava konusu 22.09.2020 tarih ve 422 sayılı kararı ile ise Bursa ilinde Bursa Şubesinin açılmasına, şubeyi altı ay içinde delege seçimi yaparak genel kurula götürmek üzere müteşebbis heyet atanmasına karar verilmiştir.
Sendika Yönetim Kurulunun belirtilen 420, 421 ve 422 sayılı kararlarının iptali istemiyle açılan davada ise İlk Derece Mahkemesinin 18.05.2021 tarihli ve 2020/358 Esas, 2021/177 Karar sayılı kararı ile; kapatılmasına karar verilen İstanbul Avrupa Yakası ve İstanbul Anadolu Yakası Şubelerinin kapatılması yönünde hangi gerekli şartların oluştuğu, İstanbul Marmara Şubesinin sorumluluk sahasının İstanbul Avrupa ve Anadolu Yakasındaki işyerlerini de kapsayacak şekilde belirlenmesini gerektirecek hangi durumun mevcut olduğu ve Bursa Şubesinin kurulmasına ilişkin kararlarda hangi gerekli şartların oluştuğu hususunun davalı Sendika tarafından ispatlanamadığı, işyerlerinin bağlı bulunduğu şubenin değiştirilebilmesi ve/veya şubenin kapatılmasına dair yetkinin 4721 sayılı Kanun’un 2. maddesindeki objektif iyiniyet kuralları çerçevesinde kullanılması gerektiği, soyut gerekçeler ile alınan kararın sendikal özgürlüklere, sendika içi demokrasi ilkesine uygun olmadığı, kaldı ki daha önce aynı yönde genel kurulda alınan kararların kesinleşmiş mahkeme kararları ile iptal edildiği, buna rağmen davalı Sendika tarafından fiili durum yaratacak şekilde kanun dolanılarak karar verildiği ve bu şekilde alınan kararların hukuken korunmasına olanak bulunmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların kabulü ile Sendika Yönetim Kurulunun 18.09.2020 tarihli ve 420 sayılı İstanbul Marmara Şubesinin açılmasına, 21.09.2020 tarihli ve 421 sayılı İstanbul Avrupa Yakası Şubesinin ve İstanbul Anadolu Yakası Şubesinin İstanbul Marmara Şubesi altında birleştirilmesine, 22.09.2020 tarihli ve 422 sayılı Bursa Şubesinin açılmasına ilişkin kararlarının tüm sonuçları ile birlikte iptaline karar verilmiştir.
Davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesinin 13.07.2021 tarihli ve 2021/2096 Esas, 2021/2068 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin temyiz başvurusu üzerine Dairemizin 04.11.2021 tarihli ve 2021/10022 Esas, 2021/15439 Karar sayılı kararı ile; sair temyiz itirazları reddedilerek İstanbul Marmara Şubesi açılması ile Bursa Şubesi açılmasına ilişkin genel kurula kararına yönelik dava açılmadığı gerekçesiyle sadece Sendika Yönetim Kurulunun 18.09.2020 tarihli ve 420 sayılı kararının iptali talebi bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, Sendika Yönetim Kurulunun 18.09.2020 tarihli ve 422 sayılı kararının iptali talebi bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince direnme kararı verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.12.2023 tarihli ve 2022/9-776 Esas, 2023/1205 Karar sayılı kararı ile;
“30. Yapılan bu açıklamalara göre Sendika Yönetim Kurulunun 18.09.2020 tarihli ve 420 sayılı “İstanbul İlinde İstanbul Marmara Şube adında bir şube açılması”na dair karar ile 22.09.2020 tarihli ve 422 sayılı “Bursa İlinde Bursa Şube adında bir şube açılması”na dair kararı Sendikanın 21-22 Ekim 2017 tarihlerinde icra edilen 13. Olağan Genel Kurulunda bu yöndeki genel kurul kararlarının uygulanması niteliğindedir. Yukarıda da ifade edildiği üzere bu kararların iptali için bir dava açılmadığından “İstanbul İlinde İstanbul Marmara Şube adında bir şube açılması”na ve “Bursa İlinde Bursa Şube adında bir şube açılması”na dair Genel Kurul kararları hâlen geçerlidir. Bu itibarla Sendika Yönetim Kurulunun 18.09.2020 tarihli ve 420 sayılı kararı ile 22.09.2020 tarihli ve 422 sayılı kararlarının iptali isteminin reddine karar verilmelidir.
- Diğer taraftan Sendika Yönetim Kurulunun 21.09.2020 tarihli ve 421 sayılı İstanbul Avrupa Yakası Şubesi ile İstanbul Anadolu Yakası Şubesinin İstanbul Marmara Şubesinde birleştirilmesine, İstanbul Anadolu Yakası ve İstanbul Avrupa Yakası Şubelerinin faaliyet alanları içindeki illerdeki işyerlerinin İstanbul Marmara Şubesine bağlanmasına dair kararına ilişkin olarak ise Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında bu kararın iptali konusunda uyuşmazlık bulunmamakta ise de direnme kararının gerekçesinde yer alması nedeniyle şubelerin faaliyet alanlarının ne şekilde belirleneceği hususuna değinilmelidir.
- Ayrıca belirtmek gerekir ki, Sendika Yönetim Kurulunun 21.09.2020 tarihli ve 421 sayılı İstanbul Avrupa Yakası Şubesinin ve İstanbul Anadolu Yakası Şubesinin İstanbul Marmara Şubesinde birleştirilmesine dair kararın iptal edilmesinden sonra önceki hukuki duruma dönüleceğinden İstanbul Anadolu Yakası Şubesi ile İstanbul Avrupa Yakası Şubelerinin önceki faaliyet alanlarında yetkili olacakları açıktır. Kesinleşen mahkeme kararlarına göre İstanbul Anadolu Yakası ve İstanbul Avrupa Yakası Şubelerinin yetki alanlarına müdahale edilmemek kaydıyla yeni kurulan İstanbul Marmara Şubesi ile Bursa Şubesinin faaliyet alanlarının belirlenmesi 6356 sayılı Kanun, Sendika Tüzüğü, emredici düzenlemeler ile genel kurul veya genel kurul tarafından verilen yetki çerçevesinde sendika yönetim kurulunun yetkisi dahilindedir.
- Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince Sendika Yönetim Kurulunun 21.09.2020 tarihli ve 421 sayılı kararın iptaline, fazlaya dair istemin ise reddine karar verilmesi gerekmektedir.” hususları açıklanmak suretiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da oldukça açık bir şekilde “İstanbul Anadolu Yakası Şubesi ile İstanbul Avrupa Yakası Şubelerinin önceki faaliyet alanlarında yetkili olacakları açıktır” ibaresiyle şube faaliyet alanlarına ilişkin açıklama yapıldığı görülmektedir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında belirtmek gerekir ki Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 18.10.2018 tarihli ve 2018/12276 Esas, 2018/22581 Karar sayılı onama kararı ile Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 10.09.2019 tarihli ve 2019/5313 Esas, 2019/15698 Karar sayılı onama kararı ile İstanbul Anadolu Yakası Şubesi ve İstanbul Avrupa Yakası Şubesinin kapatılmasının Anayasa’nın 51. maddesinin son fıkrasında yer alan “Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz” şeklindeki emredici düzenlemeye aykırı olduğu ve ayrıca 4721 sayılı Kanun’un 2. maddesindeki objektif iyiniyet (dürüstlük) ilkesinin ihlali niteliğinde olduğu kesinleşmiştir. Buna karşın, İstanbul Anadolu Yakası Şubesi ve İstanbul Avrupa Yakası Şubesi faaliyete geçirilmeyerek, anılan Şubelerden hiçbir üst kurul delegesinin dava konusu 16-17 Ekim 2021 tarihlerinde icra edilen 14. Olağan Genel Kurula katılmaması hukuka aykırı olup, sendika içi demokrasi ilkesine de aykırıdır. Bir başka açıdan bu durum, kesinleşmiş mahkeme kararlarının da uygulanmaması anlamına gelmektedir.
Bu itibarla İstanbul Anadolu Yakası Şubesi ve İstanbul Avrupa Yakası Şubesinin kapatılmadan önceki yetkili olduğu alanda faaliyete geçmesi, Sendika Tüzüğü’ndeki düzenlemelere uygun şekilde anılan şubelerde üst kurul delegelerinin seçilmesi ve belirlenmesi, diğer şubelerden belirlenecek üst kurul delege sayılarının da bu çerçevede Sendika Tüzüğü’ne göre tespiti, bu ilke ve esaslar gözetilerek sendika içi demokrasi kuralına uyulmak suretiyle 14. Olağan Genel Kurulun toplanması ve icrası gerekmektedir.
Tüm bu hususlar çerçevesinde; birinci birleşen davada ve ikinci birleşen davada, davanın kısmen kabulü ile 16-17 Ekim 2021 tarihlerinde icra edilen 14. Olağan Genel Kurulun iptali ile kayyım tayinine karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.
- İkinci birleşen davada, davacı vekili müvekkilinin özlük haklarının ödenmesi gerektiğinin tespitini talep etmiş ise de; eda davası açma olanağı varken tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmadığından, bu davanın usulden reddi gerekmektedir. Davanın esastan reddine karar verilmesi hatalı ise de, mahkeme kararı bu açıklama ile sonucu itibarıyla isabetli bulunmuştur.
- Şu hususu da belirtmek gerekir ki Bölge Adliye Mahkemesi kararında asıl davanın konusuz kaldığına dair gerekçe isabetsiz olup, dava tarihi itibarıyla genel kurul icra edilmediğinden, asıl davada genel kurulun iptali talebi belirtilen gerekçe ile reddedilmelidir. Bu itibarla İlk Derece Mahkemesinin bu yöne dair gerekçesi isabetlidir.
6356 sayılı Kanun’un 15. maddesi gereğince hükümlerin bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
- HÜKÜM
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
- Asıl Dava Bakımından
- Davanın REDDİNE,
- Karar tarihi itibarıyla alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 100,00 TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya ödenmesine,
- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre 45.000,00 TL ücreti vekâletin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
- Davacı tarafından yatırılan istinaf harçlarının üzerinde bırakılmasına,
- Davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, davalı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
II.Birinci Birleşen Dava Bakımından
- Davanın KISMEN KABULÜNE; Türkiye Haber İş Sendikası tarafından 16-17 Ekim 2021 tarihlerinde icra edilen 14. Olağan Genel Kurulun İPTALİNE,
- Olağan Genel Kurulu, Kanun ve Tüzük hükümlerine göre en kısa zamanda toplamak, seçimleri yapmak ve yeni yönetim kurulu seçilinceye kadar kuruluşu yönetmekle görevli olmak üzere, 4721 sayılı Kanun hükümleri gereğince ÜÇ KAYYIM TAYİNİNE, 4721 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri gereğince kayyımların atanması, denetimi ve bu çerçevede yapılması gereken her türlü işlemin İlk Derece Mahkemesi tarafından İCRASINA,
Fazlaya dair istemin REDDİNE,
- Karar tarihi itibarıyla alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
- Davalı tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinden kabul-ret oranına göre hesaplanan 25,00 TL’nin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
- Davacı Bülent Yüksel tarafından yapılan 399,50 TL yargılama giderinden kabul-ret oranına göre hesaplanan 199,75 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı Mevlüt Bayraktar tarafından yapılan 3.870,00 TL yargılama giderinden kabul-ret oranına göre hesaplanan 1.935,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı Yusuf Pektaş tarafından yapılan yargılama giderinin bulunmadığının tespitine,
- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre 45.000,00 TL ücreti vekâletin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre 45.000,00 TL ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacılara müştereken verilmesine,
- Davacı Bülent Yüksel tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 3.033,70 TL temyiz yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 4.716,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı Bülent Yüksel tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
- Davacı Mevlüt Bayraktar tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 3.033,70 TL temyiz yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 4.716,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı Mevlüt Bayraktar tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
- Davacı Yusuf Pektaş tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 3.033,70 TL temyiz yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 4.716,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı Yusuf Pektaş tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
- Davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, davalı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar hacının istek hâlinde davalıya iadesine,
III. İkinci Birleşen Dava Bakımından
- Davanın KISMEN KABULÜNE; Türkiye Haber İş Sendikası tarafından 16-17 Ekim 2021 tarihlerinde icra edilen 14. Olağan Genel Kurulun İPTALİNE,
- Olağan Genel Kurulu, Kanun ve Tüzük hükümlerine göre en kısa zamanda toplamak, seçimleri yapmak ve yeni yönetim kurulu seçilinceye kadar kuruluşu yönetmekle görevli olmak üzere, 4721 sayılı Kanun hükümleri gereğince ÜÇ KAYYIM TAYİNİNE, 4721 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri gereğince kayyımların atanması, denetimi ve bu çerçevede yapılması gereken her türlü işlemin İlk Derece Mahkemesi tarafından İCRASINA,
Fazlaya dair istemin REDDİNE,
- Karar tarihi itibarıyla alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
- Davacı Mehmet Derin tarafından yatırılan 245,00 TL yargılama giderinden kabul-ret oranına göre hesaplanan 122,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
- Davalı tarafından yatırılan 50,00 TL yargılama giderinden kabul-ret oranına göre hesaplanan 25,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre 45.000,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre 45.000,00 TL ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
- Davacı Mehmet Sait Derin tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 3.033,70 TL temyiz yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 4.716,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı Mehmet Sait Derin tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
- Davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davalı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar hacının istek hâlinde davalıya iadesine,
Asıl ve birleşen dosyalarda davalı tarafından yatırılan 3.033,70 TL temyiz yoluna başvurma harcının davacılar Bülent Yüksel, Mevlüt Bayraktar, Yusuf Pektaş ve Mehmet Sait Derin’den müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
Yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili taraflara iadesine,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Relevant Law / Article
6356 S. NGO/15
T.R.
Supreme Court
LEGAL DEPARTMENT
Docket No. 2025/7717
Decision No. 2025/9268
Date: 27.11.2025
UNION GENERAL ASSEMBLY
THE GENERAL ASSEMBLY SHOULD BE HELD IN ACCORDANCE WITH DEMOCRATIC PRINCIPLES.
HONESTY RULE
THE CLOSING DECISIONS REGARDING THE BRANCHES THAT WERE DECISIONED TO CLOSE HAVE BEEN CANCELLED WITH A FINAL JUDICIAL DECISION
WITH THE CANCELLATION OF THE CLOSURE DECISION WILL RETURN TO THE LEGAL SITUATION BEFORE THE CLOSURE.
BRANCHES WHOSE CLOSING DECISIONS HAVE BEEN CANCELED BEFORE THE JUDICIAL DECISIONS ARE IMPLEMENTED CANNOT BE PREVENTED FROM ATTENDING THE GENERAL ASSEMBLY.