| YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ |
||||||
| Esas No. Karar No. Tarihi: |
2008/18322 2009/15243 23.11.2009 |
İlgili Kanun / Madde 3201 S.YHBHK/6 |
||||
|
||||||
| ÖZETİ: | Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Yasa'nın 3. maddesi gereğince borçlanmanın yapılabilmesi için yurda kesin dönüş yapılmış olması gerekmektedir. Davacının borçlanmayı yerine getirdiği 23.6.2000 tarihinde bu koşulu yerine getirmediği, haksız olarak yaşlılık aylığı bağlanmasını sağladığı, Kurumca kesin dönüş koşulunun oluşmadığının anlaşılması üzerine borçlanmasının ve aylığın iptal edildiği, davacı tarafından da bu durum açıkça kabul edilerek Kurumca gerçekleştirilen fuzulen ödenen aylıklardan borçlanma bedelinin mahsubu işlemi sonrasında geri kalan miktarın 26.8.2002 tarihinde ödendiği, bu tarih itibariyle Kurum hesabında borçlanma bedelinin kalmadığı, dolayısıyla Kurum ile davacı arasında 3201 sayılı Yasa'dan kaynaklanan borç, mükellefiyet ilişkinin bütünüyle sona erdiği, Kurumun yürürlükteki Yasa uyarınca yaptığı işlemlerde aykırılık bulunmadığı, yürürlükteki Yasa'ya uygun olarak yapılan ve sona eren işlemlerden sonra, Anayasa Mahkemesi'nin 12.12.2002 tarihli iptal kararı ve 6.8.2003 tarihinde yürürlüğe girerek, yurda kesin dönüş koşulunu kaldıran 4958 sayılı Yasa ile değişik 3201 sayılı Yasa'nın 3. maddesi gerekçe kılınarak yaşlılık aylığının kesildiği veya yurtdışı ilişkinin bittiği tarihten itibaren tekrar bağlanmasının mümkün bulunmadığı, ancak Kurumun 25.7.2006 tarihli yazısında da belirttiği şekilde, yeniden borçlanma yapılması ve talepte bulunması halinde aylık bağlanmasının mümkün bulunduğu ortadadır | |||||
Davacı,3201 sayılı Yasa uyarınca yaptığı borçlanmasının geçerli olduğunun ve iptal edilen yaşlılık aylığının yurt dışındaki fiili çalışmasının sonra erdiği tarihten itibaren bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Altan Celiker tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 3201 sayılı Yasa uyarınca yaptığı borçlanmasının geçerli olduğunun, iptal edilen yaşlılık aylığının yurtdışındaki fiili çalışmasının sona erdiği tarihten itibaren bağlanması gerektiğinin tespitini istemiştir.
Mahkemece davacının 3201 sayılı Yasa uyarınca yaptığı borçlanmasının geçerli olduğunun ve 1.8.2004 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, davacının Almanya'da 1.10.1986-30.11.1990 tarihleri arasında geçen 1500 günlük çalışmasının karşılığı olan 1.854.000.000-TL’sini 3201 sayılı Yasa gereğince borçlanarak 23.6.2000 tarihinde ödediği, 31.7.2000 tarihli dilekçe ile 30.11.1999 tarihinde işten ayrıldığını bildirerek emekli aylığı talebinde bulunduğu, davacıya 3201 sayılı Yasa borçlanması, Türkiye'de geçen çalışmaları ve askerlik borçlanması, ile toplam 3600 gün, 40 yıl sigortalılık ve 58 yaş üzerinden koşulları oluştuğundan 1.8.2000 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak Alman Sigorta Merciinden gelen 25.3.2002 tarihli yazıda davacının 31.12.2000 tarihine kadar Almanya'da çalıştığının anlaşılması üzerine yürürlükteki 3201 sayılı Yasa uyarınca, koşulları mevcut olmadığından. Kurumun 10.6.2002 tarihli yazısı ile borçlanması iptal edilerek, borçlanma karşılığı 1.854.000.000-TL'nin emanet hesabına alındığı Kurumun 6.9.2002 tarih ve 073580 sayılı yazısına göre de, davacıya 1.8.2000-22.8.2001 tarihleri arası füzulcn ödenen ayıklar ve faizi toplamından emanet hesapta bekletilen borçlanma bedeli olan 1.854.000.00-TL düşülerek geri kalan 1.145.417.297-TL'nin 26.8.2002 tarihli kasa tahsil fişi ile tahsil edildiği, davacının Almanya'daki çalışmasının 23.7.2004 tarihine kadar devam ettiği, Kuruma 30.5.2006 tarihinde intikal eden dilekçe ile kesilen emekli maaşının kesildiği tarihten bağlanarak, birikmiş maaşlarının ödenilmesinin talep edildiği,Kurumun 25.7.2006 tarihi ve 604455 sayılı yazısı ile 1.1.1967-31.12.2000 tarihleri arasındaki Almanya'daki fiili çalışması nedeniyle 1.8.2000 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının ve 3201 sayılı Yasa'dan yaptığı borçlanmasının iptal edildiği belirtilerek ,yeniden 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlanılarak aylık talebinde bulunması halinde aylık bağlanabileceğinin bildirildiği görülmüştür.
Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Yasa'nın 3. maddesi gereğince borçlanmanın yapılabilmesi için yurda kesin dönüş yapılmış olması gerekmektedir. Davacının borçlanmayı yerine getirdiği 23.6.2000 tarihinde bu koşulu yerine getirmediği, haksız olarak yaşlılık aylığı bağlanmasını sağladığı, Kurumca kesin dönüş koşulunun oluşmadığının anlaşılması üzerine borçlanmasının ve aylığın iptal edildiği, davacı tarafından da bu durum açıkça kabul edilerek Kurumca gerçekleştirilen fuzulen ödenen aylıklardan borçlanma bedelinin mahsubu işlemi sonrasında geri kalan miktarın 26.8.2002 tarihinde ödendiği, bu tarih itibariyle Kurum hesabında borçlanma bedelinin kalmadığı, dolayısıyla Kurum ile davacı arasında 3201 sayılı Yasa'dan kaynaklanan borç, mükellefiyet ilişkinin bütünüyle sona erdiği, Kurumun yürürlükteki Yasa uyarınca yaptığı işlemlerde aykırılık bulunmadığı, yürürlükteki Yasa'ya uygun olarak yapılan ve sona eren işlemlerden sonra, Anayasa Mahkemesi'nin 12.12.2002 tarihli iptal kararı ve 6.8.2003 tarihinde yürürlüğe girerek, yurda kesin dönüş koşulunu kaldıran 4958 sayılı Yasa ile değişik 3201 sayılı Yasa'nın 3. maddesi gerekçe kılınarak yaşlılık aylığının kesildiği veya yurtdışı ilişkinin bittiği tarihten itibaren tekrar bağlanmasının mümkün bulunmadığı, ancak Kurumun 25.7.2006 tarihli yazısında da belirttiği şekilde, yeniden borçlanma yapılması ve talepte bulunması halinde aylık bağlanmasının mümkün bulunduğu ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak istemin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.