GEÇERLİ VE HAKLI FESİH NEDENİNİ İŞVERENİN KANITLAMASININ GEREKTİĞİ

SAYILAR

Esas No : 2025/1263
Karar No : 2026/77
Tarihi : 22.01.2026
İlgili Kanun/Madde : 4857 S. İşK/17-21 6356 S. STK/25
Yargı Yeri: İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 48. HUKUK DAİRESİ

Ek Başlıklar :

  • GEÇERLİ VE HAKLI FESİH NEDENİNİ İŞVERENİN KANITLAMASININ GEREKTİĞİ
  • FESİH DIŞINDAKİ SENDİKAL NEDEN İDDİASINI İŞÇİNİN KANITLAMASININ GEREKTİĞİ
  • GREV ÖNCESİ İŞÇİNİN SENDİKAL FAALİYET NEDENİYLE SONA ERMESİ
  • İŞE BAŞLATMAMA TAZMİNATI İLE ÜCRET VE DİĞER HAKLARIN DAVA TARİHİNDEKİ ÜCRET ESAS ALINARAK BELİRLENMESİ GEREKTİĞİ

Tam Metin

ÖZETİ Feshin haklı veya geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşveren fesih sebebi olarak dayandığı haklı veya geçerli fesih sebeplerini somut delillerle ispatlayacaktır.

Sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlinde işçi, feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine dair dava açma hakkına sahiptir. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanunun 21. maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. İşçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez.

İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Feshin işverenin ileri sürdüğü nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshin sendikal nedene dayandığını ispatla yükümlüdür.

Fesih dışında işverenin sendikal ayrımcılık yaptığı iddiasını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak işçi sendikal ayrımcılık yapıldığını güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren davranışının nedenini ispat etmekle yükümlüdür.

Sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, işyerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, işyerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, işyerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı hususları araştırılmalıdır.

4857 sayılı İş Kanununun 21’inci maddesine eklenen 4’üncü fıkra ile işe başlatmama tazminatı ile ücret ve diğer hakların dava tarihindeki ücret esas alınarak belirlenmesi gerektiği, dosya içeriğine göre hükme esas bilirkişi raporunda işe başlatmama tazminatına esas çıplak brüt ücretin işveren kayıtları doğrultusunda yasaya uyun biçimde tespit edildiği, yine tanık beyanları ile sabit olan ek menfaatlerin de giydirilmiş brüt ücrette yazılı şekilde dikkate alınmasında da hata bulunmadığı değerlendirilmiştir.

 

Taraflar arasında görülen davada yukarıda esas ve karar numarası yazılan ilk derece mahkemesi kararının istinaf kanun yolunda incelenmesi istenmiş olmakla dairemizce yapılan inceleme sonucu gereği görüşülüp düşünüldü;

A- Davacı Talebinin Özeti:

Davacı vekili, davalı iş yerinde çalışan 114 işçinin 58’inin Tekgıda-İş Sendikasına üye olması üzerine, Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 28.09.2017 tarih ve 10864794/103.02./81828 sayılı yazı ile 6356 Sayılı Kanun’un 42. maddesi uyarınca yetki belgisi düzenlendiğini, davalı işyeri tarafından Sendikansın yetkisine karşı Tekirdağ 2. İş Mahkemesinin 2019/201 Esas Sayılı Dosya ile itiraz edildiğini, İş bu davalı işverenliğin talebi kabul edilmiş ise de BAM 30.HD.’nin 2020/1460 Esas 2020/2400 Karar Sayılı Kararı ile ortadan kaldırıldığını ve davanın reddine karar verildiğini, bu kararın Yargıtay 9. H.D’nin 2021/874 Esas 2021/5552 Kararı ile onandığını, bu karar ile Tekgıda-İş Sendikasının yetkili konuma geldiğini, 6356 Sayılı Kanunu’nun 27. Maddesi uyarınca Kadir AYDIM, Sevcan Dervişoğlu ve Engin Duran’ın işyeri sendika temsilcisi olarak atandığını, temsilcilerin aynı gün iş akdinin feshedildiğini, davacının iş akdinin de bu kapsamda haksız ve geçerli bir nedene dayanmaksızın feshedildiğini, asıl nedenin Toplu iş sözleşmesi yapmasının zorlaştırmak, TİS görüşmelerinde pazarlık şansını arttırmak, işyerinde işçilerin organize şekilde sendikal haklarını takip etmesini ve muhtemel grev aşamasında işçilerin üretimini durdurularak greve çıkmasını engellemek için öncelikli olarak atanan sendika temsilcilerinin iş akitlerinin feshedildiğini, davacının bu işçilerden biri olduğunu, davalı işyerinde servis ve yemek imkanı sağlandığını, yılda 1 kez Haziran Ayında | maaş İkramiye, dini bayramlarda 200,00TL bayram parası, her ay 100,00TL BİM alışveriş Çeki ve yılda 2 kez 150,00TL kasap çeki verildiğini, davacının 15.04.2021 tarihinde sendikaya üye oluğunu ve temsil yetkisi bulunduğunu, davacının iş akdinin sendika temsilcisi olması yanında iş akdinin esasen sendikal nedenle hukuka aykırı şekilde feshedildiğini beyanla müvekkilinin işe iadesine ve sendikal tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

B- Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, davacının davalı işyerinde üretim işçisi olarak çalıştığını, davalı işyerinde tüm ücretlerin banka kanalı ile ödendiğini, davacının ücretinin dosyaya sunulu ücret bordrolarındaki gibi olduğunu, davacının davalı müvekkil uhdesinde görev yapmakta iken uymakla yükümlü olduğu mola sürelerine riayet etmemesi nedeniyle davacı yanın yazılı olarak savunması alınmak istenmiş olup davacı yan savunma vermekten imtina ettiğini Davacı yanın makine başı iş yapması kapsamında kendisi ile birlikte aynı makinede hizmet veren diğer personelin de çalışmasını engellemekte olup üretimin aksamasına sebebiyet verdiğinden Bakırköy 40. Noterliğinin 10793 yevmiye numaralı ihtarname ile 02.06.2021 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini, davacının iş akdinin sona ermesinden sonra işe başlaması halinde 4 aylık ücret ve diğer hakların faydalanması halinde bu durumun değerlendirilmesi gerektiğini, davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak açılan davanın reddini talep etmiştir.

C- İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti :

İlk Derece Mahkemesince toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak; feshin sendikal nedenlere dayandığı belirtilerek neticeten;

1- Davacı tarafından davalı aleyhine açılan DAVANIN KABULÜ ile;

  1. a) Davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının İŞE İADESİNE,
  2. b) Davacının yasal on günlük süresi içinde işe başlamak için işverene başvurması hâlinde kararın kesinleşmesine kadar ödenmesi gereken boşta geçen süreye ait en çok 4 aylık ücret ve diğer hakların net 15.086,05 TL olarak davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, davacının işe başlatılması hâlinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
  3. c) Davacının iş akdinin sendikal nedenle feshedildiği kabull edildiğinden işe iade kararı sonrası işe başlatılıp başlatılmamasına bakılmaksızın 12 aylık brüt ücreti tutarı karşılığı üzerinden hesaplanan net 43.218,42-TL sendikal tazminatın davalıdan tahsiline, karar verilmesi üzerine karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

D- İstinaf Başvurusu:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; feshin usulüne uygun olarak yapıldığını ve haklı nedenlere dayandığını, sendikal feshin davacı tarafça ispatlanamadığını, bu nedenle sendikal tazminata da hak kazanamayacağını, tanık anlatımlarına müspet ya da menfi olmak üzere değinilmediğini, delillerin hatalı yorumlandığını, salt davacı iddiaları ile yaklaşık ispat yoluna gidildiğini, savunma ve itirazlarının değerlendirilmediğini, ücret tespitinin hatalı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

E- Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re’sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Bu açıklama çerçevesinde bakıldığında açılan dava, davalı bünyesinde çalışan davacının iş akdinin feshi işleminin geçersizliği ve işe iade talebi yanında sendikal tazminat taleplerine ilişkindir.

Davada, davacı tarafça fesih bildiriminden itibaren bir aylık hak düşürücü süre içerisinde arabuluculuk yoluna başvurulduğu, arabuluculuk anlaşmazlık tutanağı düzenlendikten sonra davanın yasal süresi içerisinde açıldığı, davacının belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı, işyerinde çalışan işçi sayısının otuzun üzerinde olduğu, davacının iş güvencesi kapsamı dışında kalan işveren vekili veya yardımcısı konumunda olmadığı hususları sabit görülmüştür.

 

Taraflar arasında feshe ilişkin uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı taraf iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğini ileri sürmekte, davalı taraf ise iş sözleşmesinin feshinin istinaf dilekçesinde de tekrarladığı gibi sendikal nedene dayanmadığını, feshin haklı nedenlere dayandığını savunmuştur.

Feshin haklı veya geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşveren fesih sebebi olarak dayandığı haklı veya geçerli fesih sebeplerini somut delillerle ispatlayacaktır.

Sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlinde işçi, feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine dair dava açma hakkına sahiptir. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanunun 21. maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. İşçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez.

İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Feshin işverenin ileri sürdüğü nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshin sendikal nedene dayandığını ispatla yükümlüdür.

Fesih dışında işverenin sendikal ayrımcılık yaptığı iddiasını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak işçi sendikal ayrımcılık yapıldığını güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren davranışının nedenini ispat etmekle yükümlüdür.

Sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, işyerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, işyerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, işyerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı hususları araştırılmalıdır.

Dosya içeriğine göre; iş akdinin 20.04.2021 tarihli fesih bildirimi ile haklı nedenlere dayalı olarak feshedildiği anlaşılmaktadır.

Davacının iş akdinin feshedildiği 20.04.2021 tarihli fesih bildiriminde; ”Müvekkil şirketin tüm çalışanlarından çalışma düzen ve disipline teminine önem vermelerinin istediği; görev tanımınız şirket talimatları ve yönetmelikleri gereğince iş yerinizdeki işlemleri gerek yasa düzenlemelere gerekse şirket için Kural ve talimatlara uygun şekilde gerçekleştirmek görevinizi yerine getirirken mevzuat hükümlerine genel ve iş etik kurallarına doğruluk borçlarınıza müvekkil şirketinden farkına uygun ve özenli davranmak yükümlülüğünde olduğunuz malulünüzdür. Hal böyleyken daha önce tarafınıza birçok kez sözlü ihtarda bulunmuş olunmasına rağmen 15.04.2021 tarihinde maske kullanım talimatlarına uymayarak işyerinde sürekli takmanız gereken maskenizi indirdiğiniz ve maskenizi uygun şekilde kullanmadığınız tepkit edilmiştir. Bu eyleminizle alakalı yazlı savunmanız talep edilmiş ise de herhangi bir yazılı savunma vermediğiniz görülmüştür. 4857 Sayılı İş Kanunu 25/T-E Maddesi gereğince doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunulması da iş akdinin hakkını nedeniyle ve deha fesih nedenidir. Maske kullanım kurallarını ihlal edici davranışlarda ısrarlı şekilde bulunmanız ve bu davranışlarınız neticesinde savunmanız talep edildiğinde savunma vermemeniz doğruluk ve bağlılığı uymayan davranışlar kapsamındadır. Bunun yanı sıra 4857 sayılı İş kanunu 25/11-H maddesi uyarınca bir işçinin yapmakla Ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi haklı neden ve derhal fesih nedenidir. Gelinen aşama itibariyle sizin de yapmakla yükümlü olduğunuz ödevler defalarca tarafınıza hatırlatıldığı halde bunlara uymama konusunda ısrarcı olduğunuz gözlemlemekte bunun yanında davranışlarınızın düzeltileceğiniz müvekkil şirketine Emir ve talimatlarına uyacağını hususunda herhangi bir kanaat edinmememize yardımcı olmadığınız olma niyetinde de olmadığını tespit edilmiştir. Ayrıca yine 4857 Sayılı İş Kanunu 25/II-I Maddesi gereğince işçinin kendi isteği ve savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi Hakkı nedeniyle ve deha fesih nedenidir. Maske kullanımı ile ilgili kuralları ısrarla şekilde ihlal ederek davranışlarda bulunmanız iş güvenliğini tehlikeye düşürecek tehlikeli davranışlardır.” şeklindeki sebeplere yer verildiği anlaşılmaktadır. Somut durumda işverence haklı nedenlere dayandığı savunulmaktadır. Fesih bildiriminde maske kullanım kurallarını ihlal edici davranışlarda bulunulduğu belirtilmiş ise de tanıkların buna yönelik somut beyanlarının bulunmadığı, davacı tanığının fesih bildiriminin tamamen aksi yönünde sendikal nedenlerle davacının işten çıkarıldığını beyan ettiği, yine davalı tanıklarından Serpil’in; ”…Davacının işten çıkış sebebine dair net bir bilgim yoktur fakat davacı sendikal sebepten dışarıda greve çıkmıştı sadece bunu biliyorum. Davalı işyerinde sendika yoktu. Davalı işyerinde sendikal örgütlenme davacının işten ayrıldığı dönemde vardı…” şeklinde beyanda bulunduğu, yine diğer davalı tanığının da fesih bildirimindeki maske kullanımına dair olayı doğrulamadığı, bu haliyle feshin haklılığını ispat yükü üzerinde bulunan davalı tarafça bu hususun somut olarak ortaya konulamadığı, feshin geçersiz olduğuna dair ilk derece mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.

İlk derece mahkemesince feshin sendikal olduğu belirtilerek sendikal tazminata karar verilmiştir. Davalı feshin sendikal nedenlere dayanmadığını, davacının bu hususu ispat edemediğini ileri sürmektedir.

İşyerinde davacının üyesi olduğu Tek-Gıda İş Sendikasının (Sendika) başvurusu üzerine Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın (Bakanlık) 28/09/2017 tarihli yazısı ile sendikanın yetki tespit isteminin kabul edildiği; davalı işverenin yetki tespitine itiraz davası açmasının ardından 2021 yılında yetki kararının kesinleştiği ve toplu iş sözleşmesi müzakereleri başladığı; müzakerelerin anlaşmazlık ile sonuçlanması üzerine sendikanın almış olduğu karar ile işyerinde 23/08/2021-29/11/2021 tarihleri arasında kanuni grev uygulandığı; davacının iş akdinin fesih tarihi 15.04.2021 olsa da işyerinde bu grev öncesi sendikal faaliyetlere katıldığı, keza davacının 15.04.2021 tarihinde Tekgıda-İş Sendikasına üye olduğu, iş akdinin sendika üyesi olduğu gün itibariyle sona erdirildiği, bununla birlikte fesih ve Yasal grev öncesinde davacının taşkınlık yaptığı, işverene ya da diğer çalışanlara karşı grevin amacını aşan ya da kişi hak ve özgürlüklerini ihlal eden bir eylem ya da davranışta bulunmadığı, esasen iş akdinin grev öncesi süreçte yaşanan olaylar nedeniyle feshedildiği, bu itibarla işverenin sendikal saiklerle hareket ettiği değerlendirilmiştir. (Aynı yönde Dairemizin 12.12.2024 Tarih 2024/1669 Esas 2024/2204 Karar sayılı ilamı)

Davacı tarafın dava dilekçesi ve aşamalardaki iddiaları ve belirttiği yargılama süreçleri ile davalının aşamalardaki savunma ve değindiği kararlar kapsamında UYAP kayıtları ve dosya kapsamına göre; işveren davalı tarafından yetki tespitinin ardından atanan sendika temsilcilerinin sözleşmelerinin feshedildiği; bu çalışanlarca açılan işe iade davalarının kabul edilerek fesihlerin sendikal nedene dayandığı kanaati ile kesinleştiği; anılan süreçte grev kararının ardından bir kısım işçilerin iş sözleşmelerinin greve sonradan katıldıkları için feshedildiği; bu davalarda ilk derece mahkemesince sendikal neden kabul edilmemiş ise de istinaf incelemesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinin seri nitelikteki kararları ile ilk derece mahkemesi kararlarının kaldırılmasına ve feshin sendikal nedene dayandığı gerekçesiyle sendikal tazminat istemlerinin de kabulüne karar verildiği (29. HD’nin 2024/ 900, 905, 908, 909, 910, 911, 912, 913, 914, 916, 917, 918, 919, 920, 921, 922, 923, 924 Esas sayılı dosyalarındaki 10/05/2024 tarihli kararları); yine aynı dosyalarda yer alan tespitlere göre yetki alınmasının ardından sendika üye sayısında önemli azalmalar yaşandığı görülmüştür.

Dairemizin 12.12.2024 Tarih 2024/1669 Esas 2024/2204 Karar sayılı ilamına göre grev sonrası iş akdi feshedilen işçilerle ilgili olarak; ”…greve katılan işçilerin tamamının sözleşmelerinin sonlanmış olması, bunların önemli bir bölümünün işveren tarafından işten çıkarılmış olması ve davacının sözleşmesinin fesih nedenine ilişkin yukarıda açıklanan hukuka aykırılık dikkate alındığında; davalı işverenin greve katılan işçileri, greve katılma gibi kanunda tanınmış en temel sendikal faaliyetlerinden ötürü cezalandırmak ve sendikal örgütlenmeyi akamete uğratmak saiki ile hareket ettiği yönünde kuvvetli olguların davacı tarafça ortaya konulduğu ve buna göre feshin sendikal nedene dayandığı…” şeklindeki gerekçelere yer verildiği, somut davada ise davacının iş akdi her ne kadar grev öncesi feshedilmiş ise de az yukarıda değinildiği üzere davacının grev öncesi sendikal faaliyetlere katıldığının özellikle davalı tanık beyanları ile sabit olduğu, bu itibarla ilk derece mahkemesince neticeten feshin sendikal nedenlere dayandığının kabulünde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Aksi yöndeki davalı istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.

Davalı vekili, işe iadenin mali sonuçlarının hesaplanmasına esas bilirkişi raporundaki itiraz etmiştir. 7036 sayılı sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 12’nci maddesi ile 4857 sayılı İş Kanununun 21’inci maddesine eklenen 4’üncü fıkra ile işe başlatmama tazminatı ile ücret ve diğer hakların dava tarihindeki ücret esas alınarak belirlenmesi gerektiği, dosya içeriğine göre hükme esas bilirkişi raporunda işe başlatmama tazminatına esas çıplak brüt ücretin işveren kayıtları doğrultusunda yasaya uyun biçimde tespit edildiği, yine tanık beyanları ile sabit olan ek menfaatlerin de giydirilmiş brüt ücrette yazılı şekilde dikkate alınmasında da hata bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle; istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan değerlendirmeye göre, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilmekle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu’na bağlı tarife uyarınca alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 615,40 TL’nin mahsubuyla bakiye 116,60 TL harcın davalıdantahsiliyle hazineye gelir kaydına,

3.İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına,

4.İstinaf incelemesi duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5.Taraflarca yatırılıp kullanılmayan gider avansı var ise yatıran tarafa iadesine,

6.Kararın tebliği ve harç tahsili işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8/1-a ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3 maddeleri uyarınca mahiyeti itibariyle KESİN olarak 22/01/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.