İŞÇİNİN İSTİFA DİLEKÇESİNİN İRADE FESADI ALTINDA DÜZENLENMİŞ OLMASI

SAYILAR

Esas No : 2025/737
Karar No : 2025/1109
Tarihi : 17.07.2025
İlgili Kanun/Madde : 4857 S. İşK/18-21
Yargı Yeri: T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HUKUK DAİRESİ

Ek Başlıklar :

 

İŞÇİNİN İSTİFA DİLEKÇESİNİN İRADE FESADI ALTINDA DÜZENLENMİŞ OLMASI

İŞVERENİN İŞÇİLERİ TOPLUCA EMEKLİ OLMAYA YÖNLENDİRDİĞİ

EMEKLİLİK NEDENİYLE İŞTEN ÇIKARTILAN İŞÇİLERİN ÇOĞUNLUĞUNUN TEKRAR İŞE ALINMASI

GEÇERSİZ FESİH

 

4857 S. İşK/18-21

Docket No.

Decision No.

Date:

Tam Metin

 

 

ÖZETİ: Davacı, emeklilik sebebiyle feshe yönelik dilekçesinin irade fesadı altında düzenlendiğini ileri sürmüş dinlenen davacı tanıklarının beyanları dikkate alındığında, davacının iş akdi davalı işverenin talebi nedeni ile her iki dilekçenin davacı tarafça imzalanması üzerine sonlandırıldığı, toplu şekilde işçilerin emekliliğe sevki konusunda işverenin yönlendirmesinin olduğu, işverence EYT kapsamındaki işçilerden iki dilekçe yazılmasının istendiği, EYT kapsamında emekli olmak isteyip yeniden çalışmak isteyen 10 kişiden 8’inin iş akdinin davacı gibi emeklilik nedeniyle işten çıkarıldığı ancak tekrar aynı işçilerin işe alındığı, davacı ve bir kısım arkadaşlarının işe alınmadığı, işçilerin önlerine konulan maktu bir metni yazarak işten ayrılış talebinde bulunmalarının istendiği, iradelerinin sakatlandığı, davacı tarafça imzalanan belgenin özgür iradesinin ürünü olmadığı anlaşıldı.

Davacının EYT’den yararlanarak emekli olup, ardından çalışmaya devam etmek istediğine dair dilekçesinin bulunduğu, 506 Sayılı Kanunu’nun 62. Maddesinde Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş olup, 03.032021 tarih, 31412 sayılı Resmi Gazete’de 14.01.2021 tarih 2019/104 Esas- 2021/3 karar sayılı kararı ile “çalıştığı işten ayrılması” ibaresinin iptal edildiği, kaldı ki işverenin de işçinin de yaşlılık aylığı başlatıldıktan sonra çalışmaya devam edeceğine dair olumlu beyanda bulunduğu, dinlenen tanık beyanları ile ispatlandığı, davacının hataya düşürülüp daha sonra da işe başlatılmaması geçerli olmayan bir fesih olup, mahkemece işe iade kararı verilmiş olması yerinde olup, davalının bu hususa ilişkin istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir..

 

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekilinin 18.05.2023 tarihli dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı işveren nezdinde 06.03.1998 tarihinden itibaren Adana Hipodrom Müdürlüğü’nde koruma ve güvenlik memuru olarak çalışmakta iken, EYT düzenlemesi uyarınca işverenlik tarafından Adana Hipodrom Müdürlüğünde çalışan tüm EYT düzenlemesinden yararlanacak müvekkili ve diğer çalışma arkadaşlarından “emeklilik nedeniyle, kulübümüzden ayrılmak isteyen çalışanlarımız” ve “emeklilik nedeniyle, kulübümüzde çalışmaya devam etmek isteyen çalışanlarımız” başlıklı iki ayrı dilekçe vermelerinin istendiğini, söz konusu dilekçelerin emeklilik hakkını kazanmış tüm personelden zorunlu olarak istendiğini, davalı işverenliğin emeklilik hakkını kazanmış bütün personelden bu ikili dilekçeyi “rızalarına bakılmaksızın” istediğini, müvekkilinin bu dilekçeleri serbest iradesi ile vermediğini, tekrar işe alınacağı vaadi ile bu iki dilekçeyi işverenine güvenerek verdiğini, sonucunda istemediği halde iş akdi sonlandırıldığını, EYT düzenlemesi uyarınca işten çıkış gibi bir iradesi, aynı şekilde kıdem tazminatı, bakiye yıllık izin ücreti ve dilekçeyi vermiş olduğu tarihe kadar hak edilmiş ücret taleplerinin de bulunmadığını, müvekkilinin kendisi ile aynı durumda olan diğer koruma ve güvenlik memuru olarak çalışan arkadaşları ile işverenliği tarafından kıdem tazminatına ilişkin ödemeleri yapılmadan önce 12.04.2023 tarihinde ihtarname gönderdiğini, kanuna aykırı işlemlerin sadece müvekkiline uygulanmadığını, çalışan onlarca personele aynı muamelenin uygulandığını, bazı çalışanların çalıştırılmaya devam edildiğini, yerleşik Yargıtay içtihatlarında fesih iradesinin işçiden gelmemiş olması halinde, iş akdinin işveren tarafından feshedilmiş olmasının kabulü gerektiğinin belirtildiğini, iradesi sakatlanmak sureti ile alınan dilekçeler ile davalı işverenin müvekkilinin iş akdini sonlandırarak yönetim hakkını kötüye kullandığını, müvekkilinin EYT düzenlemesi öncesinde 2022 yılında emekliliğine hak kazandığını, çalışmaya ihtiyacı olduğundan emekliliğe hak kazanmasına rağmen bu şekilde bir dilekçe verme gereği hissetmediğini, müvekkili ve diğer çalışan arkadaşlarının iş akitlerinin feshi sonrası yerlerine yeni eleman alımı için girişimde bulunulduğunu, ikili dilekçe veren bir takım çalışanların çalıştırılmaya devam ettirildiğini, EYT düzenlemesi öncesinde emekliliğe hak kazanıp da emekli olmayarak çalışmaya devam edenlerin iş akitlerinin de bu şekilde iradeleri fesada uğratılmak sureti ile sonlandırıldığını, işverenin EYT düzenlemesinden faydalanacak kişilerden el yazıları ile almış olduğu ikili dilekçelerdeki müvekkilinin kıdem tazminatı talebi, emeklilik nedeni ile iş akdinin sonlandırılmasına ilişkin iradesinin gerçeği yansıtmadığını, ortalama son net ücretinin 26.000,00 TL olduğunu, yemek ve yol ücretinin davalı tarafça karşılandığını, davalı işyerinde elden ödeme olmadığını, yol parası, yakacak parası, silah tazminatı, giyim yardımı, bayram parası, izin öncesi verilen izin parası, yemek parası, çocuklu çalışanlara verilen çocuk sayısı ile orantılı çocuk yardımı parası, yılda net 4 maaş ikramiye ödemesi uygulaması bulunduğunu, arabuluculuk sürecinin 12.05.2023 tarihinde sonlandığını belirterek; feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine, yasal sürede işe başlama başvurusu yapılması halinde 4 aylık net ücret ve diğer haklarının ödenmesi gerektiğinin tespitine, yasal sürede işe başlama başvurusu yapması ve işverence işe başlatılmaması halinde ödenecek iş güvencesi tazminatının en az 8 aylık net ücret olarak belirlenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline ait Adana Hipodrom Müdürlüğü nezdinde 06.03.1998 tarihinden 30.03.2023 tarihine kadar “koruma ve güvenlik memuru” unvanı ile çalıştığını, son brüt ücretinin 14.611,00 TL olduğunu, davacının iş akdinin müvekkiline ibraz ettiği EYT kapsamında emeklilik nedeniyle istifa dilekçesiyle feshedildiğini, bu kapsamda tüm hak ve alacaklarının kendisine ödendiğini, davacının müvekkili tarafından yanıltılmasının söz konusu olmadığını, müvekkili tarafından emeklilik nedeniyle işten ayrılan işçilerin yeniden işe alınacağı hususunda bir taahhütte bulunulmadığını, emeklilik nedeniyle iş akdi istifa ile sonlanan işçilerin tekrar işe alınıp alınmayacağı, alınacak ise hangi işçilerin işe alınacağını belirleme yetkisinin işverenin yönetim hakkı kapsamında olduğunu, istifa dilekçesi vererek emekli maaşından yararlanan işçinin işe iade talebi bulunmadığını, iş akdinin feshinin müvekkili tarafından haksız olarak yapıldığı yönündeki iddialara itiraz ettiklerini, davacıya ihbar tazminatı dışındaki tüm hak ve alacaklarının eksiksiz ödendiğini, ikrar anlamına gelmemekle birlikte davacının en yüksek tutarda işe başlatmama tazminatı talebinin hukuki dayanağı bulunmadığı belirterek, davanın reddini talep etmektedir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince,

Davanın Kabulü ile;

1-Davacının iş akdinin davalı işverence feshine dair işlemin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞİNE İADESİNE,

2-Davacının yasal sürede başvurmasına rağmen işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde davalıdan alınması gereken tazminat miktarının işçinin kıdem durumu da dikkate alınarak 4857 sayılı yasanın 21/1 maddesi gereğince takdiren 7 aylık ücreti tutarında olan brüt 102.277,00 TL olarak belirlenmesine,

3-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar boşta geçen süre için gerçekleşen 4 aylık ücreti olan brüt 111.126,53 TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine…” karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkemece verilen hükmün hukukun usul ve esasına açıkça aykırı olduğunu, yerel mahkemece “Emeklilik nedeniyle iş sözleşmesinin feshinin davacının gerçek iradesini yansıtmadığı” hatalı tespite dayanılarak davacının işe iadesine karar verildiğini, davacı gibi EYT kapsamında emekliliğe hak kazanmış olmasına karşın kuruma emeklilik dilekçesi vermeyen çalışanlardan olan tanık Ahmet Yılmaz beyanında açıkça isverenin dilekçe imzalama konusunda baskı yapmadığını isteyenler tarafından bu dilekçenin verildiğini, hatta kendisi de EYT kapsamında emekliliğe hak kazanmış olmasına karşın kuruma emeklilik dilekçesi vermediğini, işverenin işe yeniden alınacaklarına ilişkin garanti de vermediğini ifade ettiğini, EYT kapsamında olmasına rağmen emeklilik dilekçesi vermeyen çalışanların olması dahi işçilere emeklilik dilekçesi verilmesi konusunda baskı yapılmadığının ve ortada bir irade sakatlanmasının olmadığının açık göstergesi olmasına karşın mahkemece aksi değerlendirme ile hatalı karar verildiğini, davacının iş akdinin EYT kapsamında emekli olmak için müvekkil kuruma sunduğu 30.03.2023 tarihli istifa dilekçesi doğrultusunda sona erdirdiğini, müvekkil tarafından emeklilik nedeniyle işten ayrılanişçilerin yeniden işe alınacağı hususunda bir taahhütte bulunulmamış olup, emeklilik nedeniyle istifa ile iş akdi sonlanan işçiler arasından tekrar işe alım yapılıp yapılmaması, işe alım yapılacak ise hangi işçilerin alınıp alınmayacağını belirleme yetkisi müvekkile ait olup, işverenin yönetim hakkı kapsamında olduğunu, müvekkil işverenin, emekli olmak isteyen işçiyi engelleme hakkı yok ise, emeklilik nedeniyle istifa dilekçesi vererek emekli maaşından yararlanan işçinin de yeniden işe iade talep etme hakkının bulunmadığını, davacı emeklilik nedeniyle fesih talebi üzerine SGK kapsamında emekli maaşına hak kazandığını, müvekkil kurumun da dosya kapsamından anlaşıldığı üzere davacıya emeklilik sebebi ile kazanmış olduğu tüm hak ve alacakları eksiksiz ödendiğini, bu nedenle açılan davanın reddi gerekse de yerel mahkemece bilirkişi raporunda davacının hak ettiği ödemelerin fahiş miktarda hesaplanması sebebi ile olan itirazlarının da dikkate alınmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KABUL:

Dairemizce istinaf incelemesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılmıştır.

Dava; işe iade istemine ilişkindir.

Taraflar arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi olduğu, davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayan işveren vekili konumunun bulunmadığı, davacı işçinin kıdeminin 6 aydan fazla olduğu, davalılara ait iş yerlerinde otuz (30) işçiden fazla işçi çalıştığı konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır.

İş sözleşmesinin 30.03.2023 tarihi itibariyle feshedildiği, davacı işçi tarafından yasal bir aylık sürede 27.04.2023 tarihinde davalıya karşı arabulucuya başvurulduğu, görüşmelerin 12.05.2023 tarihinde anlaşmazlıkla sonuçlandığı, davacı tarafından süresi içerisinde 18.05.2023 tarihinde yetkili ve görevli mahkemede işe iade davası açıldığı anlaşılmıştır.

Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshi konusunda uyuşmazlık vardır.

Somut olayda, davacı işçi, davalı işverene sunduğu 17.03.2023 tarihli dilekçesiyle, emeklilik sebebiyle işten ayrılmak istediğini bildirmiştir. Taraflar arasındaki iş ilişkisi 30.03.2023 tarihinde sona ermiştir. Davalı işverence düzenlenen ve Sosyal Güvenlik Kurumuna sunulan işten ayrılış bildirgesinde, işten çıkış sebebini simgeleyen kod, emeklilik anlamını taşıyan “8” olarak gösterilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumunca verilen müzekkere cevabından da davacının yaşlılık aylığı almaya hak kazandığı sabittir.

Davacı, emeklilik sebebiyle feshe yönelik dilekçesinin irade fesadı altında düzenlendiğini ileri sürmüş dinlenen davacı tanıklarının beyanları dikkate alındığında, davacının iş akdidavalı işverenin talebi nedeni ile her iki dilekçenin davacı tarafça imzalanması üzerine sonlandırıldığı, toplu şekilde işçilerin emekliliğe sevki konusunda işverenin yönlendirmesinin olduğu, işverence EYT kapsamındaki işçilerden iki dilekçe yazılmasının istendiği, EYT kapsamında emekli olmak isteyip yeniden çalışmak isteyen 10 kişiden 8’inin iş akdinin davacı gibi emeklilik nedeniyle işten çıkarıldığı ancak tekrar aynı işçilerin işe alındığı, davacı ve bir kısım arkadaşlarının işe alınmadığı, işçilerin önlerine konulan maktu bir metni yazarak işten ayrılış talebinde bulunmalarının istendiği, iradelerinin sakatlandığı, davacı tarafça imzalanan belgenin özgür iradesinin ürünü olmadığı anlaşıldı.

DavacınınEYT’den yararlanarak emekli olup, ardından çalışmaya devam etmek istediğine dair dilekçesinin bulunduğu, 506 Sayılı Kanunu’nun 62. Maddesinde Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş olup, 03.032021 tarih, 31412 sayılı Resmi Gazete’de 14.01.2021 tarih 2019/104 Esas- 2021/3 karar sayılı kararı ile “çalıştığı işten ayrılması” ibaresinin iptal edildiği, kaldı ki işverenin de işçinin deyaşlılık aylığı başlatıldıktan sonra çalışmaya devam edeceğine dair olumlu beyanda bulunduğu, dinlenen tanık beyanları ile ispatlandığı, davacının hataya düşürülüp daha sonra da işe başlatılmaması geçerli olmayan bir fesih olup, mahkemece işe iade kararı verilmiş olması yerinde olup, davalının bu hususa ilişkin istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle aşağıdaki bentler dışında kalan istinaf talepleri yerinde olmayıp reddine karar vermek gerekmiştir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca, mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işçinin başvurusu üzerine işveren tarafından bir ay içinde işe başlatılmaz ise, işçiye ödenmek üzere en az 4, en çok 8 aylık ücreti tutarında tazminatın belirlenmesi gerekir. Yargıtayın ve dairemizin yerleşik uygulaması gereği, iş güvencesi niteliğindeki bu tazminat işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmelidir. İşçinin kıdeminin 6 ay ile 5 yıl arası olması halinde 4 ay, 5 yıl ile 15 yıl arasında olması halinde 5 ay, 15 yıl ve daha fazla olması halinde ise 6 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatın belirlenmesini öngörmekte, fesih sebebine göre bu miktarlarda azami sınır 8 aya kadar da çıkmaktadır. Bu bilgiler ışığında; davacının davalı işyerinde 25 yıl 25 gün çalıştığı anlaşılmakla; ilk derece mahkemesinin davacının toplam kıdemine göre 8 aylık işe başlatmama tazminatı belirlemesi dosya kapsamı ile uygun olmadığı bu nedenle davacıya 6 aylık işe başlatmama tazminatı belirlenmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Bilirkişi raporunda yapılan hesaplamadan 6 aylık işe başlatmama tazminatı esas alınarak dairemizce yeniden hesaplama yapılarak davacının işe başlatmama tazminatı belirlenmiştir.

Bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HMK 353/1-b2. maddesi gereğince mahkeme hükmünün kaldırılarak anılan gerekçelerle yeniden hüküm vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

I-HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi hükmü yerine geçmek üzere;

II-Davanın Kabulü ile;

1-Davacının iş akdinin davalı işverence feshine dair işlemin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞİNE İADESİNE,

2-Davacının yasal sürede başvurmasına rağmen işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde davalıdan alınması gereken tazminat miktarının işçinin kıdem durumu da dikkate alınarak 4857 sayılı yasanın 21/1 maddesi gereğince takdiren 6 aylık ücreti tutarında olan brüt 87.000,60 TL olarak belirlenmesine,

3-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar boşta geçen süre için gerçekleşen 4 aylık ücreti olan brüt 111.126,53 TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine,

4-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL’nin düşülmesi sonucu kalan 435,50 TL harcın davalıdan tahsiline ile hazineye gelir kaydına,

5-Davacı tarafından yatırılan (başvuru ve peşin) 359,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacı tarafça yapılan 2.710,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

7-Davacı vekil ile temsil edildiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8-Hazine tarafından karşılanan 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

9-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,

III-İstinaf incelemesi harç ve masrafları hakkında;

-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,

-Davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvuru harcının yargılama gideri olarak davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

-İstinaf incelemesinde duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

-Kesinleşme, harç ve tebliğ işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

-Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8/a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 17.07.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

 

Relevant Law / Article