ÖZETİ: Dosyada bulunan kamera kayıtları ve belgeler, işverence yapılan fesih bildirimi ve tanık beyanları ile birlikte dosya kapsamı, kesinleşen yargı kararlarıyla birlikte değerlendirildiğinde; davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından sendikal nedenle feshedildiğinin kabul edilmesi dosya içeriğine uygun olup buna göre ve 6100 sayılı Kanun’un 165/1 hükmü de dikkate alındığında, davacının da aralarında bulunduğu bir kısım işçilere karşı kanun dışı grev yaptıkları gerekçesiyle açılan tazminat talepli Antalya 3. İş Mahkemesinin 2023/225 Esas sayılı dosyasının işbu dava dosyası bakımından bekletici mesele yapılmamasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan 6100 sayılı Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dairemiz uygulamasına göre temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra inkar tazminatı, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
6100 sayılı Kanun’un 362/2 hükmü uyarınca alacağın tamamının dava edilmesi hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmayan tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle talebinin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmayan tarafın, icra inkar tazminatı, vekâlet ücreti, yargılama giderleri veya gerekçeye yönelik temyizi de incelenmez. Ancak, talebin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmamakla birlikte, temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücretinin değerinin tek başına kesinlik sınırını aşması hâlinde, dava değerine ilişkin kesinlik sınırı kıyas yoluyla uygulanarak temyiz incelemesi yapılabilir (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt IV, İstanbul, İlaveli Beşinci Bası, 1991, s. 4217).
Diğer taraftan 6100 sayılı Kanun’un 362/2 maddesinin açık hükmü karşısında; davanın kabulüne dair karar davacı bakımından, reddine dair karar ise davalı bakımından kesindir. Ancak tarafların, kesinlik hesabında dikkate alınmayan vekâlet ücreti, yargılama gideri, icra inkar tazminatı veya gerekçeyi temyiz konusu yapmaları hâlinde, davanın değerinin (dava konusu edilen alacak veya tazminatın tamamı) veya temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücreti değerinin tek başına kesinlik sınırını aşıp aşmadığına bakılmalıdır. Bu iki durumdan birinin gerçekleşmesi hâlinde 6100 sayılı Kanun’un 361/2 hükmüne göre hukuki yararın mevcut olup olmadığı incelenebilir. Böylece davada haklı çıkmış olan tarafın da dava değerinin veya temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücretinin tek başına kesinlik sınırını aşması kaydıyla, temyiz hakkı bulunduğu kabul edilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalara ve dosya içeriğine göre iş sözleşmesi sona ermiş olan davacı tarafından açılan davada davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup davacının hizmet süresi, iddia edilen ücret, dava konusu alacak talepleri ile bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi birlikte dikkate alındığında; davacı aleyhine reddedilen miktar, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun’un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı veklinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.07.2020-27.02.2023 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığını, davacının sendika değiştirmesi üzerine davalının kanun dışı grev yapıldığı iddiasıyla iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini bildirdiğini, davalının belirttiği fesih sebebinin gerçeği yansıtmadığını, ödenmeyen alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ve sendikal tazminat alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
- CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının da içinde bulunduğu bir grup işçinin işyerinde kanun dışı grev yaptığını, eyleme katılmayan diğer işçilere de baskı yapıldığını, iş ve çalışma hürriyetinin engellendiğini, işyerinde zarar meydana geldiğini, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile birlikte aynı sebeple, aynı gün işten çıkarılan İ.K’nın aynı davalıya karşı açtığı işe iade davasında bu davacının işe iadesine ve bu davacı lehine sendikal tazminata hükmedildiği ve bu kararın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 2024/2425 Esas, 2024/2140 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusu esastan ret edilerek kesinleştiği, davalı vekilinin Antalya 3. İş Mahkemesinin 2023/225 Esas sayılı dosyasındaki davanın sonucunun beklenmesi talebinin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince kabul edilmediği, dosyadaki tanık beyanları ve diğer deliller de dikkate alındığında yapılan feshin haklı nedeni bulunmadığından davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, aynı gerekçelerle sendikal tazminata da hak kazandığı, davacının ödenmeyen yıllık ücretli izin ve fazla çalışma alacaklarının bulunduğu, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
- İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve sendikal tazminata hak kazandığı, ödenmeyen yıllık ücretli izin ve fazla çalışma ücreti alacaklarının bulunduğuna ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğu, kıdem tazminatı bakımından hükmedilen faizin davacının dava ve ıslah dilekçesindeki talebine uygun olduğu gerekçeleriyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
- TEMYİZ
- Temyiz Sebepleri
- Davacı vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
- Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
- Davacının iş sözleşmesinin kanun dışı greve katılması nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, başka bir Mahkeme kararının içtihat gibi değerlendirilerek dosyadaki somut olayda fesih hususunda inceleme ve değerlendirme yapılmadan karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, kamera kayıtlarına ilişkin yeterli inceleme yapılmadığını,
- Hükme esas alınan kök ve ek rapordaki hesaplamaların hatalı olduğunu, bordrolarda fazla çalışma tahakkukların bulunduğunu ve davacıya ödendiğini, yıllık ücretli izin formlarının dosyaya sunulduğunu, ancak Mahkemece dikkate alınmadığını,
- Davalı tarafından Antalya 3. İş Mahkemesinin 2023/225 Esas sayılı kanun dışı grev nedeniyle dava dosyasının sonucu beklenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
- Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin işverence feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, buna bağlı olarak kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve sendikal tazminata hak kazanıp kazanmadığı, davacının yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti alacaklarının bulunup bulunmadığı ve bu alacakların hesaplanması ile davalı tarafından açılan Antalya 3. İş Mahkemesinin 2023/225 Esas sayılı dosyanın işbu dava için bekletici mesele yapılması gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir.
1 . Dosyada bulunan kamera kayıtları ve belgeler, işverence yapılan fesih bildirimi ve tanık beyanları ile birlikte dosya kapsamı, kesinleşen yargı kararlarıyla birlikte değerlendirildiğinde; davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından sendikal nedenle feshedildiğinin kabul edilmesi dosya içeriğine uygun olup buna göre ve 6100 sayılı Kanun’un 165/1 hükmü de dikkate alındığında, davacının da aralarında bulunduğu bir kısım işçilere karşı kanun dışı grev yaptıkları gerekçesiyle açılan tazminat talepli Antalya 3. İş Mahkemesinin 2023/225 Esas sayılı dosyasının işbu dava dosyası bakımından bekletici mesele yapılmamasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
- 4857 sayılı İş Kanunu’nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut uyuşmazlıkta, dosyada davacı ve yöneticisinin imzasının bulunduğu “izin talep ve onay formu” başlıklı belgeler ile yıllık ücretli izin tahakkuklarının bulunduğu bir kısım imzasız bordrolar bulunmakta olup İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda 2021 yılı Nisan ayındaki yıllık ücretli izin tahakkukunun dikkate alındığı, diğer izin talep ve onay formu belgeleri ve yıllık ücretli izin tahakkuku bulunan bordrolar bakımından ise bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafça delil olarak sunulan ve dosya kapsamında bulunan tüm belgeler davacı asıldan da sorulmak suretiyle değerlendirilip sonucuna göre yıllık ücretli izin alacağının hesaplanması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
- KARAR
Açıklanan sebeplerle;
- Davacı Temyizi Yönünden
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
- Davalı Temyizi Yönünden
- Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
- İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Relevant Law / Article
6356 S. NGO/25
T.R.
Supreme Court
LEGAL DEPARTMENT
Docket No. 2025/6285
Decision No. 2025/7939
Date: 15.10.2025
TERMINATION FOR UNION REASONS
IN CASES WHERE TERMINATION FOR UNION REASONS IS PROVEN, THE CASE FILED FOR DETECTION OF ILLEGAL STRIKE CANNOT BE MADE AS A PENDING ISSUE.