ÖZETİ: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 92/II. maddesinde, “Süre; hafta, ay veya yıl olarak belirlenmiş ise başladığı güne son hafta, ay veya yıl içindeki karşılık gelen günün tatil saatinde biter. Sürenin bittiği ayda, başladığı güne karşılık gelen bir gün yoksa, süre bu ayın son günü tatil saatinde biter.” hükmü yer almaktadır. Yani hafta olarak belirlenen sürelerde, ilk gün hesaba katılır (Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, 2016, s. 835-836. Aynı yönde bkz. Yargıtay 4. HD. 26.05.2016, 2317/6997).
Dosya kapsamında arabuluculuk sürecinin 31/10/2023 tarihinde başladığı, ön görülen fesih bildiriminden itibaren 1 aylık süre içerisinde arabulucuya başvuru dava şartının yerine getirilmediği, bu sebeple süresi içerisinde arabulucuya başvuru dava şartının yerine getirilmemesi nedeni ile hak düşürücü süre yönünden davanın reddinin gerektiği anlaşılmakla belirtilen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır.
DAVANIN KONUSU : TESPİT (İşe İade İstemli)
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda gereği görüşülüp düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davacının davalı kuruma bağlı Kızıltepe Devlet Hastanesinde güvenlik görevlisi olarak çalışmakta iken, elinde olmayan nedenle hakkında verilen tutuklama kararıyla tutuklandığını, haksız ve hukuksuz tutukluluk süresince işine devam edemediğini, tahliye edildikten sonra çalışma hayatına dönmesine izin verilmediğini, davacının iradesi dışında meydana gelen sonuç sebebiyle kendisine yüklenebilecek hiçbir kusurun bulunmadığını, davacı hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet de olmadığını, davacı iş akdinin sona erdirildiğinin yazılı bir şekilde bildirilmediği gibi, sözlü olarak da hangi sebeple işten çıkarıldığının belirtilmediğini, feshin haksız ve geçersiz olduğunu iddia ederek, feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, 4857 sayılı iş kanunu 25/IV. Madde gereği iş akdinin haklı nedenle derhal feshedildiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince toplanan delillere dayanılarak, davalı tarafça sunulan 10/06/2022 tarihli fesih bildirimi yazısında tutukluluk sebebine dayanarak devamsızlığın, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren, Toplu İş Sözleşmesinin 31. Maddesinde, işçinin 3 yıldan fazla sendikalı olması durumunda bu sürenin 90 gün olduğu gözetilerek süresi içinde işe başlanılmaması halinde fesih yapılacağı gerekçe gösterilmişse de, davacının yargılandığı Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2024/227 E, 2025/219 K sayılı dosyasında, 14/02/2022 tarihinde tutukluluk kararı verildiği, 18/09/2023 tarihinde tahliye müzekkeresi yazıldığı, 01/07/2025 tarihinde hakkında beraat kararı verildiği, sgk çıkış kodunda davacının çıkış kodunun, 22 “diğer nedenler” olarak belirtildiği ve çıkış tarihinin 15/12/2023 tarihi olduğu, davalının çıkış kodu ile bağlantılı usule uygun fesih ve savunma yapmadığı, sgk çıkış tarihi itibariyle davacı hakkında tahliye müzekkeresi olduğu, geçerli fesih sebeplerine dayanılması halinde de yazılı ihtar ve savunma şartı yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvurusunda özetle, mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/V numaralı bendinde işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın aynı Kanunun 17 nci maddesinde sayılan bildirim önellerini aşması halinde, işverenin işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshedebileceğini, söz konusu davada tutukluluk bildirim süresi geçmiş olduğundan fesih hakkının kullanıldığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iade istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ile bağlı kalınarak, kamu düzenine aykırı bir yön bulunup bulunmadığı hususu ise resen gözetilerek yapılmıştır.
Öncelikle, davanın yasal hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı ihtilaflıdır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/I. maddesinde “İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.” hükmü yer almaktadır.
Görüleceği üzere işçinin iş güvencesi kapsamında olup olmadığının incelenebilmesi için öncelikle davacı işçinin süresi içerisinde arabulucuya başvurması ve son tutanağın düzenlenmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde de davasını açması gerekmektedir. Söz konusu süreler hak düşürücü süre niteliğinde olup, mahkeme tarafından resen göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Arabuluculuğun sona ermesini düzenleyen Yasa’nın 17. maddesinin 3. fıkrasında “Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı bir tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenecek bu belge, arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır. Belge taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanmazsa, sebebi belirtilmek suretiyle sadece arabulucu tarafından imzalanır” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır. Aynı şekilde ihbar önelli fesih halinde dava açma süresi ihbar süresinin bitimi ile değil “ihbar süreli fesih bildiriminin işçiye tebliğ edildiği tarihten itibaren” başlayacaktır.
Dosya kapsamında yapılan incelemede davacı işçinin iş sözleşmesinin feshedileceğine dair 10/06/2022 tarihinde davacıya bildirim yapıldığı, davacının 31/10/2023 tarihinde arabuluculuk sürecini başlattığı anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 92/II. maddesinde, “Süre; hafta, ay veya yıl olarak belirlenmiş ise başladığı güne son hafta, ay veya yıl içindeki karşılık gelen günün tatil saatinde biter. Sürenin bittiği ayda, başladığı güne karşılık gelen bir gün yoksa, süre bu ayın son günü tatil saatinde biter.” hükmü yer almaktadır. Yani hafta olarak belirlenen sürelerde, ilk gün hesaba katılır (Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, 2016, s. 835-836. Aynı yönde bkz. Yargıtay 4. HD. 26.05.2016, 2317/6997).
Dosya kapsamında arabuluculuk sürecinin 31/10/2023 tarihinde başladığı, ön görülen fesih bildiriminden itibaren 1 aylık süre içerisinde arabulucuya başvuru dava şartının yerine getirilmediği, bu sebeple süresi içerisinde arabulucuya başvuru dava şartının yerine getirilmemesi nedeni ile hak düşürücü süre yönünden davanın reddinin gerektiği anlaşılmakla belirtilen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Bu açıklamalar kapsamında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK 355. ve 353/1-b.2 maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve düzeltilmesine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanun’un 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık yönünden re’sen yapılan inceleme neticesine göre, aynı Kanun’un 353/1-b.2. maddesi gereğince düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
II-1-Davanın “hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından” REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir olarak kaydına,
3-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.600,00 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça sarf edilmiş 540,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen ve takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
III-Davalı istinaf talebinde haklı olduğundan ve harçtan muaf olduğundan istinaf karar harcı iadesine yer olmadığına, istinaf kanun yolu incelemesi için yatırılması gereken 1.169,40 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
IV-İstinaf incelemesi için duruşma açılmadığından, bu inceleme yönünden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
V-Taraflarca yatırılan gider avansından varsa kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Kanun’un 333. maddesi uyarınca ilgiliye iadesine,
VI-HMK’nın 359. maddesinin 3. fıkrası gereği kararının tebliğ ile 302. maddesinin 5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8/a maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3 maddesi uyarınca mahiyeti itibariyle kesin olmak üzere 07/05/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Relevant Law / Article
4857 S. İşK/18-21
DIYARBAKIR
REGIONAL COURT OF JUDICIAL
7.LAW DEPARTMENT
Docket No. 2026/679
Decision No. 2026/1103
Date: 07/05/2026
FAILURE TO APPLY TO MANDATORY MEDIATOR WITHIN THE PERIOD AFTER THE NOTIFICATION OF TERMINATION
IT IS A CONDITION TO APPLY TO THE MEDIATOR WITHIN 1 MONTH FROM THE NOTIFICATION OF TERMINATION.
THE PERIOD PROVIDED TO APPLY TO A MEDIATOR IS AN EXPECTED PERIOD.