ÖZETİ Davacıya isnat edilen eylemler nedeni ile davacının iş akdinin haklı nedenle fesih edildiği iddia edilmişse de davacının kadınlar yönünden kullandığı olumsuz sözleri ne zaman hangi tarihte kime karşı söylediğine dair dosyada ispata yarar somut delil olmadığı, işyeri çalışanlarına yönelik bu tarz söylemlerinin olmadığı, davalı tanık K.İ.K. ile davacının tartıştığının tanık beyanlarından da anlaşılmışsa da, K.İ.K.’nin davacı ile arasının iyi olmadığı, whatsap yazışmalarındaki sözlerin eleştiri mahiyetinde olduğu, davalı tanığının tanık M.T.’nin kendilerini indirdiği beyanı dikkate alındığında iddiaların soyut nitelikte olduğu işveren tarafından gerçekleştirilen feshin haklı olmadığı gibi geçerli fesih ağırlığında da olmadığı anlaşıldığından davacının işe iadesine karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmış , hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının davalı şirkette forklift operatörü olarak 28.05.2013 – 10.04.2025 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin haksız bir şekilde sonlandırıldığını, davacının işe girişinden itibaren emsallerine göre temayüz ederek çalışmasına rağmen özellikle son dönemde TİS görüşmeleri ve işveren tarafından işçilere verilen sosyal haklara ilişkin sözler nedeniyle iş verenin hedefi haline geldiğini, 04.04.2025 tarihinde gerçeğe aykırı gerekçelerle savunma istenildiğini, savunma vermesi sonrası işveren tarafından iş akdinin haksız bir şekilde sonlandırıldığını, net 35000 TL ye ek yemek ve servis yardımlarıyla çalıştığını, TİS hükümleri çerçevesinde sosyal yardımlar aldığını, feshin haksız olduğunu, bu nedenlerle iş akdinin feshinin geçersizliğine, 4 aylık boşta geçen süre ücreti ve 8 aya kadar işe başlatmama tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ CEVABININ ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; arabuluculuk son tutanağının aslının sunulmadığını, davanın süresinde açılmadığını, davacının 28.05.2013 – 10.04.2025 tarihleri arasında “Üretim Operatörü” olarak saatlik 133,06 TL ücretle çalıştığını, üretim operatörü olarak çalışmaktayken, sözleşmesel yükümlülüğü gereği işveren tarafından belirlenen iş yeri kurallarına uymakla yükümlü olduğu halde buna aykırı davranış sergilediğini, davacının; 20.03.2025 tarihinde, iftar yemeği için oluşturulan servis taleplerine yönelik kurulan WhatsApp grubunda, “Geceleri de yemekleri de onların olsun. Önce verdikleri sözleri tutmasını öğrensin o yalan sözler…” şeklinde bir paylaşımda bulunduğu, 25.03.2025 ve 26.03.2025 tarihlerinde 08.00-16.00 vardiyası çıkışında, servis aracında bazı çalışanların güzergâh dışında olduğunu belirterek servisten indirdiği, aynı tarihlerde şoförün gitmesi gereken güzergaha müdahale ettiği, bu sebeple yol süresini uzattığı ve tartışma yarattığının tespit edildiğini, sözleriyle kadın ve erkeklere saygısız tutum sergilediğini, whatsapp grubuna küfürlü mesajlar gönderdiğini, savunmasının istenildiğini, daha sonra eylem ve söylemleri nedeniyle iş akdinin feshedildiğini, fesih bildirimini imzalamaması nedeniyle noter aracılığıyla bildirimde bulunulduğunu, feshin geçerli olduğunu, davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesi tarafından; “1-DAVACININ DAVASININ REDDİNE;” karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı Mehmet Kaya vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından dosya kapsamında bulunan deliller yeterince toplanmadan, toplanan deliller ise eksik ve yanlış değerlendirmeye tabi tutularak sonuca ulaşıldığını ve davanın reddine karar verildiğini, tüm dosya kapsamı itibarıyla müvekkilinin iş akdinin feshi için davalı iş verenin delil üretmeye çalıştığı, bir kısım tanık temin edilerek işveren tarafından dikte ettirilen tutanaklara imzalarının alındığı, tutanakta belirtilen beyanları davalı tanıklarından O.D.’nin duruşmadaki beyanları ile çürüttüğü, diğer davalı tanığı K.İ.K. ile müvekkili arasında husumet bulunduğunun servis şoförü olan tanık M.T.’nin ifadesi ile de ortaya konulduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin davalı iş yerindeki çalışmasının son dönemde TİS görüşmeleri ve işveren tarafından işçilere verilen sosyal haklara ilişkin sözleri ve eylemleri nedeniyle iş verenin hedefi haline geldiğini ve müvekkilin iş akdinin feshi için işveren tarafından iş akdinin feshine bahaneler aranmaya başlandığını, son olarak müvekkilinden 04.04.2025 tarihinde içeriği gerçeği yansıtmayacak şekilde savunma istendiğini, müvekkili gerekli ve iddiaları aydınlatıcı savunmasını bildirmiş ise de zaten müvekkilinin iş akdini feshetmeye kararlı olan işveren tarafından müvekkilinin iş akdi asılsız iddialara dayalı olarak feshedildiğini, işverenin, müvekkilin sendikal ve haklarını aramaya yönelik söylem ve eylemlerinden dolayı, müvekkilini işten çıkartma kararı aldığı, bu amaçla servis şoförü M.T.’nin bir kısım sözlerinin çarpıtılarak müvekkiline mal edildiğini, bu yönde insan kaynakları tarafından tanık üretilmeye çalışıldığını, müvekkiline atılı iddiaların tamamen asılsız olduğunu, özellikle kadın olarak sürekli bir şekilde müvekkilinin yanında serviste yolculuk yapan tanık A.S.’nin beyanlarından da, müvekkilinin bu davranış ve söylemlerinin bulunması halinde müvekkilinin yanına oturmayacağını beyan etmesi, ayrıca servis şoförü olan tanık M.T.’nin beyanlarından da müvekkilinin üzerine atılı eylemleri kendisinin gerçekleştirdiğini ancak yanlış yöne çekildiğini beyan etmesi karşısında Yerel Mahkeme tarafından delillerin ve tanık beyanlarının sağlıklı bir şekilde değerlendirilmediği açıkça ortada olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından tanık beyanlarının alınması sırasında, müvekkilinin üzerine atılı suçlamaların / tutanak içeriğindeki eylemlerin tek tek sorularak ayrıntılı bir şekilde beyanlarının alınarak maddi gerçeğin dosya kapsamına yansıtılması gerekirken tanık beyanlarının yüzeysel bir şekilde alınarak dosya kapsamına yansıtılmaması ve bu ifadelerin karar gerekçesinde yeterince tartışılmamasının isabetsiz olduğunu, yukarıda açıklanan ve duruşmada belirlenecek durumlar karşısında; istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılarak Yerel Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Dairemizce istinaf incelemesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355 inci maddesi gereğince istinaf sebepleri ile bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılmıştır.
Dava; işe iade istemine ilişkindir.
Taraflar arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi olduğu, davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayan işveren vekili konumunun bulunmadığı, davacı işçinin kıdeminin 6 aydan fazla olduğu, davalılara ait iş yerlerinde otuz (30) işçiden fazla işçi çalıştığı konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
İş sözleşmesinin 10.04.2025 tarihi itibariyle feshedildiği, davacı işçi tarafından yasal bir aylık sürede 14.04.2025 tarihinde davalıya karşı arabulucuya başvurulduğu, görüşmelerin 28.04.2025 tarihinde anlaşmazlıkla sonuçlandığı, davacı tarafından süresi içerisinde 07.05.20250 tarihinde yetkili ve görevli mahkemede işe iade davası açıldığı anlaşılmıştır.
SGK kayıtları uyarınca davacının, davalı şirkette 28.05.2013-10.04.2025 tarihleri arasında çalıştığı, işten ayrılış bildirgesinde fesih kodunun -kod 46- olarak bildirildiği görülmüştür.
Mahkemece, “Davacı taraf iş akdinin işveren tarafından haksız bir şekilde sonlandırıldığını, sendika görüşmeleri nedeniyle davacının özverili çalışması nedeniyle işverenin hedefi haline geldiğini, bu nedenle gerçeğe aykırı gerekçelerle işten çıkarıldığını iddia etmişlerdir. Davalı taraf davacının kadın ve erkeklere saygısız tutum sergilediğini beyan ettikleri, bu nedenle savunmasının istenildiğini, servisteki çalışanlara müdahale ettiğini, Whatsapp grubunda küfürlü mesajlar paylaştığını iddia etmişlerdir. Dinlenen davacı tanığı, davacıya iftira atıldığını davacının kadınlara ve kadın çalışanlara yönelik herhangi bir müdahalesinin bulunmadığını beyan etmişlerse de dinlenen davalı tanıkları davalı tanığı Orhan Demir davalı tarafından sunulan 28.03.2025 tarihli tutanağını imzaladığını, tutanak içeriğinde el yazısının kendisine ait olduğunu ve olayın kendisinin yazdığını, davacının “sizin bu servise binmeye hakkınız yok, bizim taşeron olduğumuzdan dolayı servise binmememiz gerektiğini” söylediğini beyan etmiş, dinlenen davalı tanığı Aydın Terbiyeli beyanında davacının diğer kadın çalışan Dilek Gürbüz’e yönelik “bu servise niye biniyorsun”, yoldan geçen kadınlara yönelik “kaportaya bak” şeklinde cümleler kullandığını duyduğunu ancak bu cümleyi kime yönelik söylediğini bilmediğini, dosya içerisinde bulunan tarihsiz tutanaktaki olayı bu şekilde anlattığını altındaki imzanın kedisine ait olduğunu beyan etmiş, dinlenen davalı tanığı Kaan İsmail Karadağ işverenin davacıyla birlikte yaşadıkları olayları anlatmalarını istediği dilekçeler sunmalarını istediği, bunun üzerine 02.04.2025 tarihli beyan dilekçesini hazırladığını, dilekçe içeriğinin doğru olduğunu, altındaki imza ve el yazısının kendisine ait olduğunu, herhangi bir zorlama olmadan anlattığını beyan etmiş, davacının yoldan geçen bir kadına karşı “bu tarlayı bana verseler her gün sularım” şeklinde bir cümle kullandığını duyduğunu, servisten inen erkek şahısa yönelik “arkadan motor geliyor dikkat et” şekline cümleler kullandığını ve gülüştüğünü duyduğunu imzaladığı tutanakta olayları detaylı anlattığını, tutanağın incelenmesinde bu tarz konuşmalar sonucu atılan kahkahaların rahatsız edici bir seviyeye ulaştığını anlattığı, benzer olaylara değindiği, davacının servis içerisinde bu şekilde küfürlü konuşmalar yaptığı ve servisteki çalışanlara servise binip binemeyeceği konusunda müdahalede bulunduğunu anlattığı görülmüştür. Mahkememizce yapılan değerlendirmede davacının iddia ettiği, sendikasal faaliyet hakkında dosyada somut hiç bir delilin olmadığı davacının bu faaliyet sebebiyle işten çıkarıldığına ilişkin soyut iddiası dışında hiç bir delilin olmadığı, davalı tanıkları özellikle tanık İsmail Kaan Karadağ’ın işten çıkarıldığı iş yeri hakkında anlattığı beyanlarda iş yeriyle aralarında husumet bulunması gerekirken herhangi bir husumet gütmeksizin samimi beyanlarda bulunduğu, davalı tanıklarının olayları yeterli detayda anlattığı ve davalının iddialarını doğruladığı kabul edilmiştir. İncelenen dosya, yapılan yargılama dosyada bulunan tutanaklar, işverenin işçiden savunma aldığına ilişkin belgeler ve tanık beyanları göz önüne alınarak davacının servis içerisindeyken kadınlara ve erkeklere yönelik hakaretvari cümleler kullandığı, servis içerisinde insanların düzenini değiştirmeye çalıştığı, servise binip binmemek konusunda kendisinin bir yetkisi olmadığı halde servise binebilecek kişileri seçmeye çalıştığı, bu şekilde çalışma arkadaşları hakkında saygısızlığa varan ölçüde tutum ve davranışlar sergilediği, servis içerisinin halen iş yerinin bir parçası olduğu ve davacının iş yerine çalışma arkadaşlarına yönelik davranışlarının kabul edilemez olduğu değerlendirilmekle işverenin feshinin haklı ve geçerli olduğu kabul edilmiştir.” gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosyaya sunulan 17.04.2025 tarihli noter belgesinin incelenmesin de davacının iş akdinin İş Kanununun 25/2-ı ve e bendleri uyarınca fesihedildiğinin tarafına 10.04.2025 tarihinde tebliğ edilmişse de imzalamaktan imtina ettiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
09.04.2025 tarihli disiplin kurulu kararında konunun 20.03.2025 tarihli whatsap mesaj ekran görüntesi 27.03.2025 tarihli olay ile ilgili araştırma raporu ile ilgili olduğunun yazdığı, davacının “geceleri de yemekleri de onların olsun önce verdikleri sözleri tutmasını öğrensin o yalan sözler…”şeklinde servis grubunda şirketin düzenlemiş yemekle ilgili yazı yazdığı davacının da kabulünde olduğu anlaşılmıştır.
Ayrıca davacının servis içinde tartışmalara sebep olduğu, servsin güzergahını değiştirdiği, yolun uzamasına neden olduğu, servis dışında gördüğü kadınlara yönelik arabanın kaportası çık iye bu tarlayı verseler her gün sürerim, of mavili çok iyi sağa yanaş sağa arkadaşım motor geliyor gibi sürekli ifadeler kullandığı ve başka çalışanların servise binmesine engel olduğu, diğer çalışanları tehdit eder şekilde bir derdin varsa dışarıda görüşelim gibi ifadeler kullandığı, ve çalışanların olduğu whatsap gruplarında küfürlü ses kayıtları gönderdiği, bu davranışları ile şirket ve işyeri kurallarını ihlal ettiği, ve kadın çalışanların da bulunduğu servis içinde uygunsuz ortam yarattığının tespit edildiği 4857 sayılı kanunun 25/2-d ve e bentleri uyarınca davacının iş akdinin feshine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı tanığı M.T.” Benim aynı işverene karşı açılmış bir davam yoktur. Davacıyı aynı iş yerinde birlikte çalışmamız nedeni ile tanırım. Ben şirkette servis şoförüyüm, davacı içerde çalışır, .. Davacıya atılan iftiraların gerçek olmadığını düşünüyorum, suçlamalardan dolayı çıkarılmış, davacı güzergah değiştirmezdi, yolcu da indirmezdi, yetkisi de yoktur, yolcuları indiren kişi benim, yol kapalıydı üstlerime sorarak indirdim, davacının bunu yaptığını duymadım görmedim, kaza vardı yol durmuş vaziyetteydi, arkada oturan Kaan isimli kişi bu servis geç kalıyorsa 2 kişi yüzünden geç kalıyor dedi, davacı da bu konunun yeri burası değil dedi, davacıya Kaan daha sonra görüşeceğiz, ben arkaya dikkat et diye söylerim, aynaya bakarım, servisin arkasından elektrikli bisiklet, motosiklet vs. Geçiyor, ondan dolayı servis içindeki kişilerin yardımcı olmasını isterim, bunun da yanlış yöne çekilmesi yanlıştır.” şeklinde A.S. “Benim aynı işverene karşı açılmış bir davam yoktur. Taciz olayından dolayı davacıya iftira attılar. Beraber serviste yolculuk yapıyoruz. Davacıya iftira attılar. Görmediğim şeyi görmüşüm gibi yazmışlar. Benim imzaladığım bir belge yoktur. Şahit olduğum bir taciz olayı yoktur. Davacı ile aynı serviste yan yana yolculuk yapıyorum. Şoför Mustafa Tarım yoldan geçenlere bayan olsun erkek olsun bir motor geçiyor arkadan araç geliyor dikkat et şeklinde cümleler kullanırdı. Ben davacının bu tarlayı bana verseler her gün sürerim şeklinde bir cümlesini duymadım. Duysaydım yanında oturmazdım. Bu sözleri servis şoförü Mustafa Tarım söylüyordu. Davacının servise binen yolculara herhangi bir müdahalesi yoktur.” şeklinde F.U. “Benim aynı işverene karşı açılmış bir davam yoktur davacı benden sonra işten çıktı ben erken ayrıldım, dedi. Ben davacı işten çıktıktan sonra sık sık görüşüyordum, davacı sendikalı olduğu için sudan sebepler üretmeye başladılar, işveren yetkilileriyle görüşmede davacıyla birlikte 5-6 kişi olarak ön plandaydık, o kişilerin bir çoğu işten çıkartıldı, bundan dolayı işveren bizimle de uğraşmaya başladılar, bende ondan dolayı işi bıraktım, davacı servis şoförü değildir ancak servisten adam indirdiği iddia ediliyor, ben bir şey görmedim ama servisten adam indirme yetkisi yoktur, serviste olduğu iddia edilen olaylarla ilgili hiç bir şey görmedim, davacının kadınlara ve kadın çalışanlara yönelik herhangi cinsel içerikli bir söylemi yada eylemini görmedim, 15 senedir beraber çalışırız, departman ve yer olarak aynı yerde çalıştık. ” şeklinde beyanda bulundukları anlaşılmıştır.
Davalı tanığı A.T. “Ben şirkette güvenlik amiri olarak çalışmaktayım, Davacı işten çıkartıldı sebebini bilmiyorum, bana gösterilen tarihsiz tutanak altındaki imza bana aittir, tutanağa ne zaman imza attığımı bilmiyorum, tutanak tarihini bilmiyorum, yazılar bana aittir, davacı işte çalışırken böyle bir tutanak imzalamıştım, davacı tutanaktan bir süre sonra işten çıkartıldı, davacı diğer çalışan Dilek Gürbüz’e bu servise niye biniyorsun gibi kelimeler kullandı, bunun üzerine Dilek yine de servise bindi, yoldan geçen kadınlara ne şekil laf söylediğini bilmiyorum, işveren olayları yazmamızı istedi bende gördüğümü yazdım, kadınlara yönelik “kaportaya bak” tarzında cümleler kullandığını duydum, gözümle kime laf söylediğini görmedim, Davalı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: Davacının kadınlara karşı veya genel olarak uygunsuz konuştuğuna şahit olmadım “şeklinde K.İ.K. ” Davacı işten çıkartıldı sebebini tam olarak bilmiyorum, dosyadaki 02.04.2025 tarihindeki tutanak altındaki imza benimdir, bu tutanağı imzalamamızı insan kaynakları istedi, içeriği ben yazdım, İnsan Kaynakları bizi çağırdı arkadaş uyarı vereceğiz, yazılı olarak yazarsan davacıya uyarı vereceğiz dedi, bende tutanaktaki içerikleri yazdım, içerikte servis şoförü de vardır, davacı bunun üzerine işten çıkartıldı, servis içinde davacıyla birlikte servis şoförü tutanakta belirttiğim cümleleri kullanıyordu, davacının ” bu tarlayı bana verseler her gün sürerim” şeklinde cümlesini yoldan geçen bir kadına karşı kullandığını duydum, servisten erkek şahısa yönelik ” arkadan motor geliyor dikkat et” şeklinde cümleler kullandığını ve gülüştüğünü duydum, tutanak altında olayları detaylı anlattım, olaylara tepki verdiğimizde Mehmet Kaya’nın bir derdin varsa dışarıdan görüşelim şeklinde beyanı vardır, bu nedenle dilekçeyi yazdım, 02.04.2025 tarihli tutanak altındaki imza bana aittir. Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: Davacı servis şoförüyle birlikte tutanak içindeki cümleleri kullanıyordu,” şeklinde O.D. “Davacı işten çıktı mı çıkarıldı mı bilmiyorum. Davacının taciz iddiasıyla ilgili gördüğüm duyduğum bir şey yoktur. Bu tarlayı bana verseler gibi bir söylemini duymadım. Davacı ile serviste yolculuk yaptık. Yolculuk yaptığımız dönemde tacizle ilgili iddia edilen cümleleri kullandığını duymadım, görmedim. Servis yolcularına herhangi bir rahatsızlıkta vermiyordu. Beni servisten indiren kişi Mustafa Tarım’dır. Davacı beni servisten indirmedi. 28.03.2025 tarihli tutanak el yazısı benimdir. Tutanağı ben yazdım. Mehmet Kaya sizin bu servise binmeye hakkınız yok. Bizim taşeron olduğumuzdan dolayı servise binmemiz gerektiğini söyledi. Bizi başka bir araca yönlendirmedi. Bizi o gün servisten Mustafa Tarım bu cümleler üzerine bizi indirmedi. Mustafa Tarım kendisi geç kaldığı için bizi servisten indirdi. “şeklinde beyanda bulundukları anlaşılmıştır.
Davacıya isnat edilen eylemler nedeni ile davacının iş akdinin haklı nedenle fesih edildiği iddia edlmişse de davacının kadınlar yönünden kullandığı olumsuz sözleri ne zaman hangi tarihte kime karşı söylediğine dair dosyada ispata yarar somut delil olmadığı, işyeri çalışanlarına yönelik bu tarz söylemlerinin olmadığı, davalı tanık K.İ.K. ile davacının tartıştığının tanık beyanlarından da anlaşılmışsa da, K.İ.K.’nin davacı ile arasının iyi olmadığı, whatsap yazışmalarındaki sözlerin eleştiri mahiyetinde olduğu, davalı tanığının tanık M.T.’nin kendilerini indirdiği beyanı dikkate alındığında iddiaların soyut nitelikte olduğu işveren tarafından gerçekleştirilen feshin haklı olmadığı gibi geçerli fesih ağırlığında da olmadığı anlaşıldığından davacının işe iadesine karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmış , hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında davacının istinaf talebinin kabulü ile bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/b-2 nci maddesi gereğince ilk derece mahkeme kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Yerel Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/b-2 nci maddesi gereğince düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak üzere KALDIRILMASINA, ilk derece Mahkemesi hükmü yerine geçmek üzere;
2-Davanın Kabulü ile;
a-Feshin geçersizliğine, davacının davalı işyerindeki İŞİNE İADESİNE,
b-Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen işverenin süresi içerisinde işe başlatmaması halinde işçinin kıdemi ve fesih sebebi gözönünde bulundurularak taktiren 5 aylık ücret tutarındaki brüt 149.692,50 TL tazminatının davalıdan alınıp, davacıya verilmesi gerektiğinin TESPİTİNE,
c-Davacının süresi içerisinde işverene başvurması halinde, Mahkeme kararının kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre içerisinde en çok 4 aya kadar doğmuş bulunan brüt 194.057,93 TL ücret ve diğer haklarının davalıdan alınıp, davacıya ödenmesi gerektiğinin TESPİTİNE,
ç-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile 116,60 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına,
d-Hazinece peşin olarak yatırılan 2 saatlik arabuluculuk ücreti olan 680,00 TL’nin davalıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına,
e-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
f-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40 TL başvurma harcı, 615,40 TL peşin harç toplamı 1.230,80 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
g-Davacı tarafından yapılan toplam 3.195,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine
ğ-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
h-Kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafca peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 2.587,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın tebliği ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
7-İstinaf gider avansından arta kalanın karar kesinleştiğinde, talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 7036 sayılı Kanunun 8/a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 30.04.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Relevant Law / Article
4857 S. İşK/18-21
ADANA
REGIONAL COURT OF JUDICIAL
13.LAW DEPARTMENT
Docket No. 2026/587
Decision No. 2026/922
Date: 30.04.2026
TERMINATION WITH UNFOUNDATIONAL CLAIMS AND WITH JUSTIFIED CAUSE
THERE IS NO CONCRETE EVIDENCE IN THE FILE ABOUT WHEN AND ON WHAT DATE TO WHOM THE WORKER SAID THE ALLEGED NEGATIVE WORDS TOWARDS WOMEN.
WORDS IN WHATSAPP CORRESPONDENCES SHOULD BE CRITICISM
UNFAIR AND INVALID TERMINATION