ÖZETİ: Dosya kapsamına kazandırılan vekâletname suretlerine göre, asıl dosya davalısı F. A ‘ün işvereni konumundaki asıl dosya davacısı Ş.Ç’in bilgisi ve onayı olmaksızın kendi adına yahut dava dışı avukatlar ile birlikte vekil sıfatı ile dosya ya da icra takip işlerinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Asıl dosya davalısı F.A’ün işveren Ş.Ç’in bilgisi ve onayı olmaksızın iş sözleşmesinin devamı süresince yapmış olduğu bu işler yukarıda yer verilen yasal düzenleme uyarınca sadakat yükümlülüğüne aykırılık teşkil etmektedir.
Buna göre, taraflar arasındaki prim usulüne ilişkin çalışma şekli de dikkate alındığında, asıl dosya davalısı F. A ‘ün çalışma süresince asıl dosya davacısı Ş. Ç’in bilgisi ve onayı olmaksızın takip etmiş olduğu iş ve işlemlerden tahsil ettiği vekâlet ücretinin yarısının da asıl dosya davacısı Ş. Ç’e verilmesi gerekirken asıl dava dosyasında ilgili alacağın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
- İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan ihbar tazminatı ile davalı F. A ‘ün uhdesinde tuttuğu kabul edilen alacaklara dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmüştür. Ancak dosya içerisinde asıl dosya davacısı Ş. Ç. tarafından davalı F. A ‘ün tebliğ edilen Ankara 62. Noterliğinin 09.07.2020 tarihli ve 28448 yevmiye No.lu ihtarnamesinde söz konusu alacakların ihtarın tebliğinden itibaren 2 gün içerisinde ödenmesi talep edilmiştir. Dosyada 21.10.2020 damga tarihli elektronik tebligat listesi yer almakta ise de, ihtarın tebliğ tarihine ilişkin herhangi bir bilgi yer almamaktadır. Dava ve ıslah dilekçesi içerikleri de dikkate alındığında, bahse konu noter ihtarının tebliğine ilişkin tarih içerir tebliğ mazbatasının kapsama alınarak söz konusu alacaklar bakımından temerrüt tarihinin ihtarın tebliğinden/(elektronik tebligat ise) tebliğ edilmiş sayılmasından itibaren iki gün ilave edilerek belirlenmesi; aksi hâlde ise ilgili alacaklara arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekmektedir. Asıl dosya davacısı Ş.Ç.’in bu konuya ilişkin temyiz sebebi de yerinde olup bozmayı gerektirmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- DAVA
- Asıl dosya davacısı Ş. Ç vekili 22.09.2020 tarihli asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; davalının müvekkili işveren nezdinde 26.11.2015-23.06.2020 tarihleri arasında avukat olarak çalıştığını, davacının ihbar öneline uymaksızın istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını, ayrıca çalıştığı süre boyunca davacının kendisine olan güveni kötüye kullanarak icra ve dava dosyalarından yapmış olduğu tahsilatların bir kısmını işverenine aktarmadığını, yine davacının çalışma süresi boyunca sadakat yükümlülüğüne ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 414. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 55 ila 62. maddelerine aykırılık teşkil edecek şekilde müvekkilinin bilgisi ve onayı olmaksızın dava dışı avukatlar ile ortak vekâletname çıkarmak suretiyle birçok dava ve icra işi takip ettiğinin anlaşıldığını ileri sürerek ihbar tazminatı, davalının uhdesinde haksız şekilde tuttuğu tahsilatlar ile davalının müvekkilinin bilgisi ve onayı olmaksızın yapmış olduğu işlerden elde ettiği ya da edeceği kazancın devrini talep etmiştir.
- Birleşen dosya davacısı Ş. Ç vekili 30.09.2020 tarihli birleşen dava dilekçesinde; davalının müvekkili işveren nezdinde 26.11.2015-23.06.2020 tarihleri arasında avukat olarak çalıştığını, davalının dosya borçlusu A. İş Makinaları Ltd. Şti.nden bir kısım harici tahsilatlar yaptığının, bir kısım tahsilatların müvekkiline bildirilmediğinin tespit edildiğini, ilgili dosya kapsamında dosya alacaklısına ve müvekkiline ödenmeyen 11.523,78 TL’nin bulunduğunu, işlemiş faizi ile birlikte toplam 13.777,22 TL olarak hesaplanan miktar için davalı aleyhine Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2020/7661 Esas sayılı dosyası ile ilâmsız icra takibinde bulunulduğunu, davalı tarafça yasal süresi içerisinde borca itiraz edilmiş ise de davalının itirazının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek söz konusu itirazın iptali ile davalı borçlu aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
- Asıl dosyada davalı-birleşen dosyada davacı F. A vekili 18.01.2021 tarihli birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin 27.11.2015 tarihinde davalıya ait ofiste avukat olarak işe başladığını, 23.06.2020 tarihinde haklı nedenler ile işten ayrılmasına rağmen baskı ile müvekkilinden istifa dilekçesi alındığını, müvekkilinin son aldığı ücretin 3.700,00 TL olduğunu, ancak ücretin yanında müvekkilinin ofise kazandıracağı vekâletlerden doğan ücretlerin yarısı olacak şekilde prim usulü çalışmasının da kararlaştırıldığını, müvekkilinin davalı Ş. Ç’in sigortalı çalışanı olarak görünüyor olmasına karşın aynı zamanda ayrı bir ofisi ve vergi levhası olan bağımsız bir büro olan ve farklı adreste bulunan Avukat M.Ç’nin ofisinin de işlerini işe girdiği tarihten beri yaptığını, müvekkilinin fazla çalışma yaptığını, karşılığının ödenmediğini, yıllık ücretli izinlerinin tam olarak kullandırılmadığını ve karşılığının da ödenmediğini, ayrıca ödenmeyen prim alacaklarının da bulunduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti ile prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
- CEVAP
- Asıl dosya davalısı F. A vekili 22.09.2020 tarihli asıl davaya ilişkin cevap dilekçesinde; müvekkilinden istifa dilekçesinin haksız rekabetten baroya ve savcılığa şikâyet edilerek avukatlık ruhsatını iptal ettirene kadar uğraşılacağı tehdidinde bulunularak zorla alındığını, istifa dilekçesine itibar edilmemesi gerektiğini, çalışma teamülleri gereği müvekkili tarafından büroya kazandırılan vekâletlerin tamamında müvekkilinin de adının yer aldığını, ahzukabza yetkisine de istinaden kendi müvekkillerinin dosyalarından tahsilatlar yapıldığını, müvekkiline ait olan dosyaların tüm hukuki süreçlerinin müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, ancak davacı ve eşi tarafından da icra dosyalarından hesaplarına ödeme yapılması ya da haricen ödeme yapılması dolayısı ile tahsilat yaptıkları durumların olduğunu, tahsilat kim tarafından yapılırsa yapılsın masraflar düştükten sonra kalan bedelin yarı yarıya pay edildiğini, kimi zaman da müvekkilinin bir başka dosyada var olan alacağına mahsup edilmek suretiyle de hesaplaşmalar yapıldığını, banka kayıtlarındaki ödeme açıklamaları ile bu durumun sabit olduğunu, müvekkilinin prim usulü ile çalıştığı sabit olmakla birlikte ödenmeyen prim alacağının da bulunduğunu, bir avukatın çalıştığı işyerindeki yükümlülüklerini aksatmadan etik kurallar çerçevesinde bedel karşılığı yada bedelsiz iş yapmasına engel kanun hükmü ve taraflar arasında yapılan iş sözleşmesi ve buna bağlı rekabet yasağı sözleşmesi bulunmadığını, somut uyuşmazlıkta 6102 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını savunmuştur.
- Asıl dosya davalısı Fahrettin Akyüz vekili 30.09.2020 tarihli birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde; müvekkili aleyhinde Ankara 43. İş Mahkemesinin 2020/634 Esas sayılı dosyasında da genel ifadeler ile bir kısım icra ve dava dosyalarından müvekkili tarafından tahsilatlar yapıldığının ileri sürülerek bu paraların tahsili talep edildiğinden derdestlik itirazında bulunduklarını, müvekkilinin ofise kazandırdığı dosyalardan prim usulü ile çalıştığını, uyuşmazlığa konu dosyadaki alacaklı M.G’nin de müvekkili tarafından ofise kazandırılan kişilerden olduğunu, arabuluculuk anlaşma tutanağında belirtildiği üzere arabuluculuk anlaşma belgesine istinaden ödemelerin müvekkili hesabına yapıldığını, davacının iddiasının aksine geciktirilmeksizin müvekkilinin hesabına ödemelerini gerçekleştirmiş, kalan kısımlar ise vekâlet ücretine mahsup edildiğini, davacı tarafın dosya kapsamındaki tüm ödeme ve tahsilatlardan haberdar olduğunu savunarak davanın reddi ile takibinde haksız ve kötüniyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
- Asıl dosyada davacı-birleşen dosyada davalı Ş. Ç vekili 18.01.2021 tarihli birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde; istifa dilekçesinde el yazısı ile özel nedenlerle ayrılmak istendiği belirtildiğinden davacının avukat olduğu dikkate alındığında söz konusu dilekçenin geçerli kabul edilmesi gerektiğini, davacının işyerinde fazla çalışma yapmadığını, yıllık ücretli izinlerini kullandığını, davacıya ücret karşılığı çalışma ilişkisi mevcut olup ücret dışında kendisine prim ödemesi yapılmadığını, aksi iddianın yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, davacının tavsiyesi ile ofise kazandırdıkları kişiler dolayısıyla ayrı bir ücrete hak kazanmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl dosya davalısı Fahrettin Akyüz’ün 26.11.2015-23.06.2020 tarihleri arasında 4 yıl 6 ay 28 gün süreyle asıl dosya davacısı Ş. Ç. nezdinde avukat olarak çalıştığı, banka kayıtları da göz önüne alınarak asıl dosya davalısının son ücret miktarının net 3.700,00 TL olduğu, dinlenilen tanıkların feshe ilişkin görgüye dayalı bilgi sahibi olmadıklarının anlaşılmasına ve istifa dilekçesinin içeriğine göre işçi tarafından istifa dilekçesinin irade fesadı hâlinde imzalandığına dair delil bulunmadığı ve işçinin avukat olduğu hususları göz önüne alındığında, iş sözleşmesinin istifa ile sona erdiği sabit olduğundan asıl dosya davacısı Ş. Ç.’in ihbar tazminatına hak kazandığı, asıl dosya davalısı F. A’ün 42 günlük ödenmeyen yıllık ücretli izin alacağı bulunduğundan birleşen 18.01.2021 tarihli dava dosyasındaki yıllık ücretli izin alacağının kabulü gerektiği; yine birleşen 18.01.2021 tarihli dava dosyasında dinlenilen tanık beyanlarına göre asıl dosya davalısı F.A’nın 01.05.2016-31.05.2017 döneminde haftalık 45 saat, 26.11.2015-30.04.2016 ve 01.06.2017-22.03.2020 döneminde haftalık 42,5 saat çalışması bulunduğu, 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 63. maddesi dikkate alındığında da sunulan otobüs veya tren biletlerinden, davacının iki aylık dönemlerde fazladan 20 saatin üzerinde çalışma yaptığı ispatlanamadığından fazla çalışma ücretine hak kazanamadığı, işçi ve işverenin avukatlık mesleğini icra etmeleri, dosya kapsamında işçinin ücret yanında prim usulü çalıştığına dair bir sözleşme veya ispata elverişli yazılı bir delil bulunmaması, ortak tanık G.A’nın da bu yönde beyanda bulunması hususları göz önüne alındığında, taraflar arasında prim ödeneceği yönünde bir anlaşma bulunduğu hususunun ispatlanamadığı ve işçinin prim alacağı bulunmadığı;22.09.2020 tarihli asıl dava dosyası bakımından ise asıl dosya davacısı işveren tarafından, davalı işçinin davacı işverenin vekil olarak takip ettiği bir kısım icra ve dava dosyalarından gerek dosyalardan para çekmek suretiyle gerekse davalı ve borçlulardan kendi hesabına tahsilatlar yaptığı iddia edilerek haksız yere uhdesinde tuttuğu paraların tahsili talep edilmiş olup yapılan incelemede asıl dosya davalısı F.A’nın uhdesinde toplam 56.080,97 TL tuttuğunun tespit edildiği, buna göre ilgili alacağın tahsili gerektiği; ayrıca 30.09.2020 tarihli birleşen itirazın iptali dosyası bakımından da kapsama alınan 03.06.2024 tarihli bilirkişi raporuna göre davalının Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2020/7661 Esas sayılı dosyasına konu olan borca itirazının kısmen iptali ile 11.523,65 TL asıl alacak, 908,13 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 12.431,78 TL alacak üzerinden takibin devamına, takibe konu edilen alacak likit olduğundan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
- İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı iddiası, davalı savunması, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; asıl dosya davalısı F. A’ün haklı nedenle fesih iddiasının bulunmadığı, istifa dilekçesinin irade fesadı hâlinde imzalandığına dair delil bulunmadığı dikkate alındığında iş sözleşmesini istifa ile sona erdirdiği, kıdem tazminatına hak kazanmadığı, asıl dava ile ihbar tazminatının hüküm altına alınmasının isabetli olduğu, asıl dosya davacısı Ş. Ç’in asıl dosya davalısı F. A. aleyhine savcılığa “zimmet ve haksız rekabet” suçu ithamıyla suç duyurusunda bulunduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/28497 ve 2020/34214 Hazırlık Numaralı dosyaları nezdinde F. A. hakkında soruşturma başlatıldığı, her iki dosyada da davalı F. A hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği; dosya kapsamında işçinin ücret yanında prim usulü çalıştığına dair bir sözleşme veya ispata elverişli yazılı bir delil bulunmaması, ortak tanık G. A’nın da bu yönde beyanda bulunması hususları göz önüne alındığında, taraflar arasında prim ödeneceği yönünde bir anlaşma bulunduğu hususunun ispatlanamadığı ve asıl dosya davalısı F. A’ün prim alacağı bulunmadığı gerekçesiyle uhdesinde bulunan alacağın hüküm altına alınmasının isabetli olduğu; asıl dosya davalısı F. A ‘ün davacı nezdinde iş sözleşmesi ile çalıştığı dönemde işverenin bilgisi ve rızası dışında çalışmasının bir kısmını kendi adına avukatlık yaptığı işlere ayırması nedeniyle elde ettiği kazanç yönünden talep edilen haksız rekabet tazminatına hak kazanıldığı ispatlanamadığından reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, asıl dosya davalısı F. A ‘ün tanık beyanlarına göre fazla çalışma yaptığının sabit olduğu, fazla çalışma hesabının dosya kapsamına uygun olduğu, tanık beyanlarına göre tespit edilen ara dinlenme sürelerinin hesaplamada dikkate alındığı, temerrüt tarihinin kararda doğru belirlendiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
- TEMYİZ
- Temyiz Sebepleri
- Asıl dosya davacısı Ş. Ç. vekili temyiz dilekçesinde;
- Müvekkili lehine asıl dava dosyasında hüküm altına alınan ihbar tazminatı ve işçi uhdesinde haksız şekilde tutulan para alacakları bakımından temerrüt tarihinin hatalı belirlendiğini,
- Asıl dosya davalısı F. A ‘ün müvekkilinin bilgisi ve onayı olmaksızın yapmış olduğu işlerden elde ettiği ya da edeceği kazancın devrine ilişkin talebin reddinin hatalı olduğunu, sadakat borcu gereği işverenin söz konusu zararın tazminini talep etme hakkına sahip olduğunu,
- Asıl dosya davalısı F. A ‘ün 18.03.2024 tarihli rapora itiraz etmemesi nedeniyle müvekkili lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu, İlk Derece yargılamasında bilirkişi raporunun hatalı olduğu ileri sürülmemişse bu durumun daha sonra itiraz etmeyen tarafından istinaf sebebi yapılamayacağını savunarak asıl davanın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
- Asıl dosya davalısı F. A vekili temyiz dilekçesinde;
- Dosya kapsamında yer alan 01.07.2021 tarihli beyan dilekçesinde sunulan deliller değerlendirilerek düzenlenen kök bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davacının prim usulü çalıştığı sabit olduğundan asıl dava dosyasında müvekkilinin uhdesinde tuttuğu alacağa ilişkin talebin reddi gerektiğini,
- İtirazın iptaline konu olay bakımından da, dosya alacağının tamamının dosya alacaklısı M. C’ye ödenmesi ve karşılığında dosya alacaklısı tarafından verilen 07.09.2021 tarihli ibranameye göre müvekkilinin uhdesinde söz konusu dosyadan kaynaklanan tahsilat bulunmadığından davanın reddi gerektğini,
- İrade fesadı altında alınan istifa dilekçesine itibar edilmemesi gerektiğini, bu sebeple müvekkili aleyhine ihbar tazminatının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu,
- Ara dinlenme süreleri hatalı değerlendirilmiş olup davacının şehir dışında olduğu süreler hariç haftada en az 2,5 saat fazla çalışma yaptığının kabulü gerektiğini, ayrıca tanık beyanlarına göre de davacının şehir dışına çıktıktan sonra döndüğü gününün ertesi günü ara vermeksizin çalışmaya devam ettiği de sabit olduğundan bu sürelerin de dikkate alınması gerekirken fazla çalışma ücreti alacağının reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
- Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 22.09.2020 tarihli asıl dava bakımından ihbar tazminatı, asıl dosya davalısı Fahrettin Akyüz’ün prim usulü çalışıp çalışmadığı ve buna bağlı olarak uhdesinde haksız şekilde tuttuğu iddia edilen tahsilatlar ile asıl dosya davacısı işveren Ş. Ç.’in bilgisi ve onayı olmaksızın yapmış olduğu ileri sürülen işlerden elde ettiği ya da edeceği kazancın devrine;30.09.2020 tarihli birleşen dava bakımından Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2020/7661 Esas sayılı dosyasına asıl dosya davalısı F.S. tarafından yapılan itirazın iptaline;18.01.2021 tarihli birleşen dava bakımından ise kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti ile prim alacaklarına hak kazanılıp kazanılmadığına ilişkindir.
- Asıl dosya davalısı F. A 18.01.2021 tarihli birleşen dava dilekçesinde fazla çalışma ücreti alacağı talep etmiş; İlk Derece Mahkemesince dosya kapsamına uygun olarak ispatlanamayan bu alacağın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince de ispatlanamayan fazla çalışma ücreti alacağı bakımından F. A ‘ün istinaf itirazının dikkate alınmaması isabetlidir.
- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
- Somut uyuşmazlıkta; asıl dosya davalısı F. A ‘ün asıl dosya davacısı Ş. Ç. nezdinde 26.11.2015-23.06.2020 tarihleri arasında avukat olarak çalıştığı, son ücretinin net 3.700,00 TL olduğu hususu ihtilaf dışıdır. Ancak asıl dosya davalısı F. A tarafından ücretin yanında ofise kendisi tarafından kazandırılan kişilerden alınan vekâletlerden doğan ücretlerin yarısı olacak şekilde prim usulü çalışmasının da kararlaştırıldığı ileri sürülmüş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince, işçi ve işverenin avukatlık mesleğini icra etmeleri, dosya kapsamında işçinin ücret yanında prim usulü çalıştığına dair bir sözleşme veya ispata elverişli yazılı bir delil bulunmaması, ortak tanık G.A’nın da bu yönde beyanda bulunması hususları göz önüne alındığında, taraflar arasında prim ödeneceği yönünde bir anlaşma bulunduğu hususunun ispatlanamadığı ve işçinin prim alacağı bulunmadığı kabul edilmiştir.
Belirtmek gerekir ki ortak tanık G.A., beyanının alındığı tarih itibarıyla da asıl dosya davacısı Ş. Ç. nezdinde çalışmakta olup yaptığı iş sekreterlik işidir. Bunun dışında davacı ile aynı işyerinde bir süre davacı ile aynı işi yapan diğer davalı tanık beyanları, tarafların iddia ve savunmaları, ödeme kayıtları, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde asıl dosya davalısı F. A ün ofise kazandırdığı vekâletlerden doğan ücretlerin yarısı olacak şekilde prim usulü ile çalıştığının kabulü gerekmektedir.
Dolayısıyla asıl dosya davalısı F. A ‘ün 01.07.2021 tarihli beyan dilekçesi ile aynı içerikte bulunan temyiz dilekçesi de dikkate alınmak suretiyle her bir dosyaya ilişkin savunmaları tek tek değerlendirilerek asıl dosya davalısı F. A ‘ün uhdesinde haksız şekilde tuttuğu iddia edilen tahsilatlar kapsamında olduğu kabul edilen ancak vekâlet ücretine karşılık olarak aldığı anlaşılan tutarların ilgili alacaktan mahsubu ile asıl dosya davalısı F. A ün uhdesinde haksız şekilde tuttuğu bir tahsilat bulunmadığının ve 30.09.2020 tarihli birleşen dava bakımından Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2020/7661 Esas sayılı dosyasına asıl dosya davalısı F.S tarafından yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekir.
Diğer yandan İlk Derece Mahkemesince aynı gerekçelerle 18.01.2021 tarihli birleşen dava bakımından avukat F. A ‘ün ödenmeyen prim alacağının bulunmadığı gerekçesiyle söz konusu talebin reddine karar verilmiş ise de, her bir dosyaya ilişkin F. A tarafından yapılan itirazlar dikkate alındığında ödenmeyen prim alacağının ispatlanıp ispatlanmadığı hususu da yeniden netleştirilmelidir.
- 6098 sayılı Kanun’un 396. maddesine göre;
“İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır.
İşçi, işverene ait makineleri, araç ve gereçleri, teknik sistemleri, tesisleri ve taşıtları usulüne uygun olarak kullanmak ve bunlarla birlikte işin görülmesi için kendisine teslim edilmiş olan malzemeye özen göstermekle yükümlüdür.
İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez.
İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür.”
Dosya kapsamına kazandırılan vekâletname suretlerine göre, asıl dosya davalısı F. A ‘ün işvereni konumundaki asıl dosya davacısı Ş. Ç’in bilgisi ve onayı olmaksızın kendi adına yahut dava dışı avukatlar ile birlikte vekil sıfatı ile dosya ya da icra takip işlerinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Asıl dosya davalısı F. A ‘ün işveren Ş. Ç’in bilgisi ve onayı olmaksızın iş sözleşmesinin devamı süresince yapmış olduğu bu işler yukarıda yer verilen yasal düzenleme uyarınca sadakat yükümlülüğüne aykırılık teşkil etmektedir.
Buna göre, taraflar arasındaki prim usulüne ilişkin çalışma şekli de dikkate alındığında, asıl dosya davalısı F. A ‘ün çalışma süresince asıl dosya davacısı Ş. Ç’in bilgisi ve onayı olmaksızın takip etmiş olduğu iş ve işlemlerden tahsil ettiği vekâlet ücretinin yarısının da asıl dosya davacısı Ş. Ç’e verilmesi gerekirken asıl dava dosyasında ilgili alacağın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
- İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan ihbar tazminatı ile davalı F. A ‘ün uhdesinde tuttuğu kabul edilen alacaklara dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmüştür. Ancak dosya içerisinde asıl dosya davacısı Ş. Ç. tarafından davalı F. A ‘ün tebliğ edilen Ankara 62. Noterliğinin 09.07.2020 tarihli ve 28448 yevmiye No.lu ihtarnamesinde söz konusu alacakların ihtarın tebliğinden itibaren 2 gün içerisinde ödenmesi talep edilmiştir. Dosyada 21.10.2020 damga tarihli elektronik tebligat listesi yer almakta ise de, ihtarın tebliğ tarihine ilişkin herhangi bir bilgi yer almamaktadır. Dava ve ıslah dilekçesi içerikleri de dikkate alındığında, bahse konu noter ihtarının tebliğine ilişkin tarih içerir tebliğ mazbatasının kapsama alınarak söz konusu alacaklar bakımından temerrüt tarihinin ihtarın tebliğinden/(elektronik tebligat ise) tebliğ edilmiş sayılmasından itibaren iki gün ilave edilerek belirlenmesi; aksi hâlde ise ilgili alacaklara arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekmektedir. Asıl dosya davacısı Ş. Ç.’in bu konuya ilişkin temyiz sebebi de yerinde olup bozmayı gerektirmiştir.
- KARAR
Açıklanan sebeple;
- Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
- İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.