ÖZETİ Somut uyuşmazlıkta; alacaklı vekilince Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2016/13335 Esas sayılı takip dosyası ile Bakırköy 22. İş Mahkemesinin 14.09.2015 tarihli ve 2014/534 Esas, 2015/262 Karar sayılı ilâmına dayalı olarak ilâmlı takip başlatıldığı, söz konusu ilâmın tespit niteliğinde olduğu ve eda hükmü içermediği gerekçesiyle Bakırköy 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 06.09.2016 tarihli ve 2016/1071 Esas, 2016/890 Karar sayılı kararı ile takibin vekâlet ücreti, işlemiş yasal faiz ve yargılama gideri dışındaki kısımlar yönünden iptaline karar verildiği, kararın henüz kesinleşmeden alacaklı vekilince Bakırköy 14. İcra Dairesinin 07.09.2016 tarihli ve 2016/14055 Esas numaralı takip dosyası ile aynı alacaklara ilişkin bu kez genel haciz yolu ile ilâmsız icra takibi başlatıldığı görülmektedir.
O hâlde Mahkemece, icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin davada derdestlik itirazının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalıdır.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin açmış olduğu işe iade davasının kabul edilerek davacının işine iadesine karar verildiğini ancak süresi içerisinde işe başlatılmadığını, Mahkeme kararında tespit edilen alacakların takibe konulduğunu, davalı tarafın haksız ve kötüniyetli şekilde sadece takibi durdurmak amacıyla itiraz ettiğini iddia ederek icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine takip bedelinin %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
- CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ikame ettiği işe iade davasının onanması üzerine davacının müvekkili Bankaya işe iade başvurusunda bulunduğunu, ilgili ihtarnamenin davalı işverene 01.08.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, kanun ile tanınan sürenin sonunda davacının işe iade ihtarnamesinde bildirilen IBAN numarasına işe iadeden kaynaklanan tutarların yatırıldığını, ancak belirtilen banka hesap bilgileri aynen kullanılmasına rağmen, bilgilerin hatalı olması nedeniyle ödemenin müvekkili Bankaya iade edildiğini, davacının vekâlet ücreti kazanabilmek adına bilerek yanlış IBAN numarası bildirdiğini, taraflarınca doğru IBAN numarasına ulaşmaya çalışırken davacının Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2016/13335 Esas sayılı ilâmlı icra takibi yaptığını, ancak ilâmlı icra takibi yapılamayacağından Bakırköy 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1071 Esas sayılı dosyası ile takibin iptal olduğunu, henüz karar müvekkiline tebliğ edilmeden aynı taleplere ilişkin bu defa ilâmsız icra takibi başlatıldığını, davaya konu takibin mükerrer olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bakırköy 22. İş Mahkemesinin 2015/534 Esas, 2015/262 Karar sayılı işe iade dosyası kesinleştikten sonra davacının işe başlamak için işverene başvurduğu, işveren tarafından davacı işçinin işe başlatılmadığı, davacıya işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti için 43.858,35 TL ödeme yapıldığı, kesinleşen işe iade davası neticesinde davacının işe başlatılmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, bilirkişi ek raporunun dosya kapsamına uygun olduğu, alacak miktarının yargılama neticesinde belirli hâle gelmesi ve alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verildiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
- İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirlenen kararı ile; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
- TEMYİZ
- Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
- Takibin mükerrer olduğunu,
- Davacının alacağının ödendiğini, takibin aleyhe faiz ve vekâlet ücreti tahsili amacıyla kötüniyetli yapıldığını ileri sürmüştür.
- Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; dava konusu takibin mükerrer olup olmadığı ile alacağın varlığı, faiz ve vekalet ücretine ilişkindir.
- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
- İcra hukukunda derdestlik hususunda pozitif bir düzenleme yer almamakla birlikte, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda (2004 sayılı Kanun) açık bir düzenleme bulunmadığı durumlarda medeni usul hukuku hükümlerinin niteliğine uygun düştüğü ölçüde kıyas yoluyla icra hukukunda da uygulanması gerekir. Borçlu hakkında devam etmekte olan bir icra takibinin mevcudiyetine rağmen, aynı alacaklının, aynı borçluya karşı, aynı alacak sebebi ile yeniden icra takibi başlatmasının usulsüz olduğuna dair iddia, takip hukukunda mükerrerlik şeklinde nitelendirilmiş olup medeni usul hukukundaki karşılığı ise derdestliktir.
Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 187 ve 194. maddelerindeki düzenlemelerde derdestlik, ilk itiraz olarak nitelendirilmiş iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesi ile 114/1-(ı) hükmünde yapılan düzenleme ile dava şartı hâline getirilmiştir. 2004 sayılı Kanun’da derdestlik iddiasının ileri sürülme şartları yönünden bir düzenleme bulunmadığından, 6100 sayılı Kanun’da dava şartı olan derdestlik, icra takibi bakımından takip şartı hâline gelmiştir.
2004 sayılı Kanun’un 68/1 hükmünün son cümlesinde, itirazın hükümden düşürülmemesi hâlinde, ikinci kez ilâmsız takip yapılamayacağı açıkça belirtilmiştir. İlâmsız takibe ilişkin hükümler, mahiyetleri aykırı olmadıkça ve yasal boşluk hâlinde, ilâmlı takiplerle iflas yolu ile takiplerde de uygulanırlar.
Somut uyuşmazlıkta; alacaklı vekilince Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2016/13335 Esas sayılı takip dosyası ile Bakırköy 22. İş Mahkemesinin 14.09.2015 tarihli ve 2014/534 Esas, 2015/262 Karar sayılı ilâmına dayalı olarak ilâmlı takip başlatıldığı, söz konusu ilâmın tespit niteliğinde olduğu ve eda hükmü içermediği gerekçesiyle Bakırköy 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 06.09.2016 tarihli ve 2016/1071 Esas, 2016/890 Karar sayılı kararı ile takibin vekâlet ücreti, işlemiş yasal faiz ve yargılama gideri dışındaki kısımlar yönünden iptaline karar verildiği, kararın henüz kesinleşmeden alacaklı vekilince Bakırköy 14. İcra Dairesinin 07.09.2016 tarihli ve 2016/14055 Esas numaralı takip dosyası ile aynı alacaklara ilişkin bu kez genel haciz yolu ile ilâmsız icra takibi başlatıldığı görülmektedir.
O hâlde Mahkemece, icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin davada derdestlik itirazının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalıdır.
- KARAR
Açıklanan sebeple;
- Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
- İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Relevant Law / Article
4857 S. İşK/32
Supreme Court
LEGAL DEPARTMENT
Docket No. 2026/2581
Decision No. 2026/5287
Date: 03.06.2026
CONDITIONALITY
IT CANNOT BE PERFORMED WITH A DECISION BASED ON A DECISION.