FAZLA ÇALIŞMANIN İSPATI

SAYILAR

Esas No : 2025/8898
Karar No : 2026/288
Tarihi : 15.01.2026
İlgili Kanun/Madde : 4857 S. İşK/41
Yargı Yeri: T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ

Ek Başlıklar :

  • FAZLA ÇALIŞMANIN İSPATI
  • FAZLA ÇALIŞMA TAHAKKUKLARI YAPILMIŞ İMZALI ÜCRET BORDROLARIN BULUNDUĞU DÖNEM İÇİN BORDROLARIN SAHTELİĞİ İSPATLANMADIKÇA KESİN DELİL NİTELİĞİNDE OLDUĞU
  • BORDRODAKİ ÜCRETİN İŞÇİNİN GERÇEK ÜCRETİNİ YANSITMADIĞI DURUMLARDA BORDRO İMZALI İSE GERÇEK ÜCRET ÜZERİNDEN BORDRODAKİ FAZLA ÇALIŞMA SAATLERİ ESAS ALINARAK HESAPLAMA YAPILIP BORDRODAKİ TUTARLARIN MAHSUP EDİLECEĞİ
  • İMZALI ÜCRET BORDROSUNDAKİ FAZLA ÇALIŞMA SÜRESİNİN ÜZERİNDEKİ FAZLA ÇALIŞMA İDDİASININ EŞ DEĞER YAZILI BELGE İLE İSPATLANMASININ GEREKTİĞİ
  • ÜCRET BORDROLARININ İMZASI Z OLMASI HALİNDE FAZLA ÇALIŞMANIN HER TÜRLÜ DELİLLE KANITLANABİLECEĞİ
  • BORDRO HİLESİ
  • BORDRO HİLESİNİN VARLIĞI TESPİT EDİLDİĞİNDE BORDROLARIN İMZALI VEYA İMZASIZ OLMASI SONUCU ETKİLEMEYECEĞİ
  • BORDRO HİLESİNİN VARLIĞI HALİNDE “FAZLA ÇALIŞMA", "HAFTA TATİLİ", "ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİL ÜCRETİ" GİBİ ADLARLA GÖSTERİLEN KALEMLERİN TEMEL ÜCRETE DAHİL ÜCRET OLDUĞU
  • TARAFLARIN İŞYERİ KAYITLARINA DAYANMASI HALİNDE DİJİTAL İŞYERİ KAYITLARIN YERİNDE İNCELENİP MÜDAHALE EDİLİP EDİLMEDİĞİ BELİRLENEREK UZMAN RAPORU ALINMASI GEREKTİĞİ

Tam Metin

ÖZETİ: Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

Ücret bordrosundaki ücretin, davacının gerçek ücret miktarını yansıtmadığının anlaşılması hâlinde, bordroların imzalı ve imzasız oluşuna göre bir ayrım yapılması gerekmektedir. Bu hâlde imzalı bordroda yer alan fazla çalışma saati davacıyı bağlayacağından, davacı bordrodaki süreden daha fazla süre ile çalıştığını ancak yazılı bir delil ile ispat edebilir. Davacının imzalı bordrodaki süreden daha fazla çalıştığını yazılı delil ile ispat etmesi hâlinde, bordroda ödendiği belirtilen fazla çalışma ücreti davacının gerçek ücreti üzerinden hesaplanan alacaklardan mahsup edilir. İmzalı bordrodaki fazla çalışma süresinden daha fazla çalışma yapıldığının yazılı kayıtlar ile ispat edilememesi durumunda, bordrodaki fazla çalışma saati ile bağlı kalınarak değerlendirme yapılır. Yani bordrodaki fazla çalışma süresinin işçinin gerçek fazla çalışma süresini yansıttığı, ancak karşılığı olan ücretin gerçek fazla çalışma ücretini yansıtmadığı kabul edilir. Davacının bordrodaki fazla çalışma süresinin karşılığı olan fazla çalışma ücreti gerçek ücret miktarı üzerinden yeniden hesaplanır. Bu hâlde de bordrodaki tahakkuk miktarı hesaplanan alacaktan mahsup edilir.

Ücret bordrosunun imzasız olması hâlinde ise davacının bordroda görünen fazla çalışma süresinden daha fazla çalıştığını tanık delili dâhil olmak üzere her türlü delil ile kanıtlaması mümkündür. Bu durumda ispat edilen fazla çalışma ücretinin davacının gerçek ücreti üzerinden hesaplanması gerektiğinde tereddüt olmamalıdır. Ayrıca hesaplanan bu alacaklardan bordroda tahakkuk eden ve ödendiği banka kayıtları ile sabit olan miktarın mahsubu gerektiği de göz ardı edilmemelidir.

Bordro hilesinin söz konusu olduğu hâllerde, bordrodaki tahakkukların (fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel ücreti gibi) aslında gerçekte bu çalışmaların karşılığı olan ücretler olmadığı, işçinin temel ücretinin bir parçası olduğu kabul edilmelidir. Bu durumda işverenin kayıtlarında hileli bir işlemin varlığı kabul edildiğinden, ücret bordrosunun imzalı veya imzasız olması sonucu etkilemez. Bu kabulün sonucu ise bordroda “fazla çalışma”, “hafta tatili”, “ulusal bayram ve genel tatil ücreti” gibi adlarla gösterilen ancak temel ücrete dâhil olduğu kabul edilen ödemelerin gerçekte fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının karşılığı olarak dikkate alınmamalarıdır. Bir diğer ifade ile bordro hilesinde bordroda ücret olarak gösterilen miktar ile fazla çalışma ve/veya hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödemelerinin toplamı gerçek ücreti yansıttığından fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışmasının varlığı her türlü delille ispatlanabilir. Ancak bordrodaki fazla çalışma saati, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil gün sayısı, diğer delil veya olgularla desteklenmediği sürece tek başına ispat aracı olarak kabul edilemez. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki bu husus, davacı ile menfaat birliği içindeki tanıkların beyanlarına itibar edilmesini gerektiren bir olgu olarak değerlendirilebilir. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma iddiasının ispatlanması hâlinde, hileli bordroda gösterilen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödemelerinin hesaplanan miktardan mahsup edilmesi de söz konusu değildir.

Her iki taraf da işyeri kayıtlarına delil olarak dayandığından, konusunda uzman bilirkişiye davalının merkezde bulunan işyerinde inceleme yetkisi verilmek suretiyle davacıya ait bilgisayar açılış kapanış sistem kayıtları (log kayıtları) ve parmak okutma sistemine ilişkin dijital veriler inceletilmeli, sisteme müdahale edilip edilmediğine ilişkin denetime elverişli, ayrıntılı ve açıklayıcı rapor alınmalıdır. Mahkemece sisteme müdahale edilmediğinin anlaşılması hâlinde, kayıt bulunan dönem için davalı işverence sunulan kayıtlara itibar edilerek sonuca gidilmeli, müdahalenin varlığı hâlinde ise tanık beyanlarına göre fazla çalışma yapılıp yapılmadığı ve ulusal bayram ve genel tatil gününde çalışılıp çalışılmadığı belirlenmelidir.

Mahkemece yapılacak iş; davalının işe giriş çıkış kayıtlarında müdahale olup olmadığının tespitinden sonra denetime elverişli yeni bir bilirkişi raporu alınmak suretiyle bordrolardaki tahakkuklara göre bordro hilesi olup olmadığının tekrar değerlendirilmesi, sonucuna göre davacının ücretinin belirlenmesi ve hüküm altına alınan alacakların bozma ile oluşan usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak hesaplanmasıdır.

 

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

  1. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 18.12.2013-01.11.2019 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, son brüt ücretinin 3.850,00 TL olduğunu ancak asgari ücretin üzerindeki kısmının fazla çalışma olarak gösterildiğini, ayrıca işveren tarafından 400,00 TL yemek ücreti, 200,00 TL yol ücreti ve 175,00 TL kasa tazminatının aylık olarak ödendiğini, müvekkilinin 08.00-22.00 saatleri arasında haftanın 6 günü çalıştığını, görevi gereği ara dinlenme kullanamadığını, dinî bayramların ilk 3 günü ile tüm genel tatillerde çalıştığını, kullanmadığı 4 günlük yıllık ücretli izin hakkı olduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

  1. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, iş sözleşmesinin davacı tarafça feshedildiğini, kıdem tazminatı hakkı olmadığını, davacının ücretinin bordrodaki gibi olduğunu, işyerinde ulusal bayram ve genel tatillerde nöbet sistemine göre çalışıldığını ve karşılıklarının bordro ile ödendiğini, fazla çalışmaların puantaj kayıtlarına göre bordroda tahakkuk ettirilerek ödendiğini, davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını, kullanmadığı günlerin bedelinin son bordro ile ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle işçi tarafından yapılan feshin haklı nedene dayalı olduğu, davacının tanık beyanlarına göre fazla çalışma yaptığını ve genel tatillerde çalıştığını ispatladığı, işverence karşılığının ödendiğinin ispatlanamadığı, yıllık ücretli izin alacağının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

  1. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; fesih tarihi itibarıyla işçinin ödenmemiş alacakları bulunduğundan, iş sözleşmesinin haklı nedene dayalı feshedildiğine ilişkin Mahkeme kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, davacının kıdem tazminatı talep hakkının doğduğu, imzalı izin belgeleri dikkate alınarak yıllık ücretli izin alacağına hükmedilmesinde hata bulunmadığı, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağına ilişkin olarak 14.10.2021 tarihli celsede işyerindeki parmak okutma sistemi, log kayıtları ve belgelerin sunulması için davalı tarafa kesin süre verildiği ve davalı tarafça mevcut puantaj kayıtlarının yeniden sunulduğu ancak log kayıtları veya diğer belgelerin sunulmaması sebebiyle tanık beyanlarına göre hesaplama yapılmasının doğru olduğu, serbest zaman kullanımının ve davacıya yapılan ödemelerin dikkate alındığı, bu alacaklardan indirim yapıldığı, ücret araştırması ve tanık beyanları dikkate alındığında davacının ücretinin asgari ücretin %50 fazlası olarak belirlenmesinin ve davacının ücretinin asgari ücretin üzerinde olmasına rağmen asgari ücret üzerindeki kısmın fazla çalışma olarak gösterilmesi sebebiyle bordro hilesinin varlığının kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, yine fazla çalışma ücretinin davacının ücretinin içinde olduğu yönündeki istinaf sebebinin yargılama aşamasında ileri sürülmediği, zamanaşımına uğrayan alacak kalemi bulunmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

 

  1. TEMYİZ
  2. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

  1. Müvekkili Şirketin log kayıtlarının sunulması mümkün olmayıp ancak teknik inceleme vasıtasıyla bilirkişilerce görülebileceğini, dosyaya işe giriş çıkışları gösterir PDKS kayıtları sunulmuş olup mevcut yazılı kayıtların incelenmediğini,
  2. Davacının fazla çalışma, yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tatil alacağı hesabında salt dinlenen davacı tanık anlatımlarına itibar edildiğini,
  3. Davacının iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı bir nedeni olmaksızın feshedildiğini,
  4. Davacının fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil çalışmaları ile yıllık izin ücreti karşılığının bordrolarda tahakkuk ettirilerek düzenli olarak ödendiğini ileri sürmüştür.
  5. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, dava konusu alacakların ispat ve hesaplanmasına ilişkindir.

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

Ücret bordrosundaki ücretin, davacının gerçek ücret miktarını yansıtmadığının anlaşılması hâlinde, bordroların imzalı ve imzasız oluşuna göre bir ayrım yapılması gerekmektedir. Bu hâlde imzalı bordroda yer alan fazla çalışma saati davacıyı bağlayacağından, davacı bordrodaki süreden daha fazla süre ile çalıştığını ancak yazılı bir delil ile ispat edebilir. Davacının imzalı bordrodaki süreden daha fazla çalıştığını yazılı delil ile ispat etmesi hâlinde, bordroda ödendiği belirtilen fazla çalışma ücreti davacının gerçek ücreti üzerinden hesaplanan alacaklardan mahsup edilir. İmzalı bordrodaki fazla çalışma süresinden daha fazla çalışma yapıldığının yazılı kayıtlar ile ispat edilememesi durumunda, bordrodaki fazla çalışma saati ile bağlı kalınarak değerlendirme yapılır. Yani bordrodaki fazla çalışma süresinin işçinin gerçek fazla çalışma süresini yansıttığı, ancak karşılığı olan ücretin gerçek fazla çalışma ücretini yansıtmadığı kabul edilir. Davacının bordrodaki fazla çalışma süresinin karşılığı olan fazla çalışma ücreti gerçek ücret miktarı üzerinden yeniden hesaplanır. Bu hâlde de bordrodaki tahakkuk miktarı hesaplanan alacaktan mahsup edilir.

 

Ücret bordrosunun imzasız olması hâlinde ise davacının bordroda görünen fazla çalışma süresinden daha fazla çalıştığını tanık delili dâhil olmak üzere her türlü delil ile kanıtlaması mümkündür. Bu durumda ispat edilen fazla çalışma ücretinin davacının gerçek ücreti üzerinden hesaplanması gerektiğinde tereddüt olmamalıdır. Ayrıca hesaplanan bu alacaklardan bordroda tahakkuk eden ve ödendiği banka kayıtları ile sabit olan miktarın mahsubu gerektiği de göz ardı edilmemelidir.

Bordro hilesinin söz konusu olduğu hâllerde, bordrodaki tahakkukların (fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel ücreti gibi) aslında gerçekte bu çalışmaların karşılığı olan ücretler olmadığı, işçinin temel ücretinin bir parçası olduğu kabul edilmelidir. Bu durumda işverenin kayıtlarında hileli bir işlemin varlığı kabul edildiğinden, ücret bordrosunun imzalı veya imzasız olması sonucu etkilemez. Bu kabulün sonucu ise bordroda “fazla çalışma”, “hafta tatili”, “ulusal bayram ve genel tatil ücreti” gibi adlarla gösterilen ancak temel ücrete dâhil olduğu kabul edilen ödemelerin gerçekte fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının karşılığı olarak dikkate alınmamalarıdır. Bir diğer ifade ile bordro hilesinde bordroda ücret olarak gösterilen miktar ile fazla çalışma ve/veya hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödemelerinin toplamı gerçek ücreti yansıttığından fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışmasının varlığı her türlü delille ispatlanabilir. Ancak bordrodaki fazla çalışma saati, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil gün sayısı, diğer delil veya olgularla desteklenmediği sürece tek başına ispat aracı olarak kabul edilemez. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki bu husus, davacı ile menfaat birliği içindeki tanıkların beyanlarına itibar edilmesini gerektiren bir olgu olarak değerlendirilebilir. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma iddiasının ispatlanması hâlinde, hileli bordroda gösterilen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödemelerinin hesaplanan miktardan mahsup edilmesi de söz konusu değildir.

Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde; çalışma saatlerinin haftanın 6 günü 08.00-22.00 saatleri arası olduğunu, dinî bayramların ilk 3 günü ile tüm genel tatillerde çalıştığını iddia ederek fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını talep etmiş, bu iddiasını ispat için tanık beyanlarına ve davalının işe giriş çıkış kayıtlarına dayanmış; davalı vekili cevap dilekçesinde davacının çalışmalarının işe giriş çıkış kayıtlarından tespit edildiğini, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatillerdeki çalışmalarının buna göre bordrolarda tahakkuk ettirilerek ödendiğini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince “Davalı işyerinde kullanılan yukarıda ayrıntıları verilen parmak izi okuma ve kayıtların tutulduğu sistemin, yazılımcı firma tarafından kayıtlarda değişiklik yapılabildiği yönünde açıklamaları bulunduğu, ancak değişiklik yapılan kayıtların diğer kayıtlardan ayrılarak kırmızı renkle gösterileceğinin belirtildiği anlaşılmış, ancak Kayseri ilindeki kullanıcıların değişiklik ekranına yetkisi bulunmadığından bu tür bir değişiklik bulunup bulunmadığı incelenemediği, davalının ve çalıştığı dönemin tüm verileriri Kayseri ilinden erişim imkanı bulunmadığı, aynı zamanda değişiklik yapılıp yapılmadığının da Kayseri ilinde yapılacak inceleme ile anlaşılamayacağı, tüm kayıtların ve veri bütünlüğünün ancak İstanbul ilindeki sistem merkezinde yapılacak inceleme ile tespit edilebileceği anlaşılmıştır.” açıklamasıyla davalının kayıtlara müdahale ederek değişiklik yapabileceği gerekçesiyle davalı tarafından sunulan kayıtlar dikkate alınmamıştır.

Dosya içeriği incelendiğinde; işe giriş çıkış kayıtlarının 28.06.2014 tarihinden itibaren bulunduğu, Mahkemece kayıtların sunulması için davalıya süre verildiği, davalının ellerinde bulunan giriş çıkış kayıtlarını sunduğu, Mahkemece kayıtların sunulmaması nedeniyle ara karardan rücu edilmesine karar verildiği, davalının 24.12.2021 tarihli beyan dilekçesinde, log kayıtları ve parmak okutma sistemine ilişkin dijital verilerin teknik inceleme gerektirmesi ve külliyatlı oluşu nedeniyle yerinde inceleme gerektirdiğini, ara karara konu veri tabanının “Rüzgarlıbahçe Mahallesi Kavak Sok. Impa İs Merkezi no:12 K:7 34805 Kavacik – Beykoz/ İstanbul” adresinde mukim Genel Merkezde incelenmesi gerektiğini belirterek yerinde inceleme talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.

Şu hâlde her iki taraf da işyeri kayıtlarına delil olarak dayandığından, konusunda uzman bilirkişiye davalının merkezde bulunan işyerinde inceleme yetkisi verilmek suretiyle davacıya ait bilgisayar açılış kapanış sistem kayıtları (log kayıtları) ve parmak okutma sistemine ilişkin dijital veriler inceletilmeli, sisteme müdahale edilip edilmediğine ilişkin denetime elverişli, ayrıntılı ve açıklayıcı rapor alınmalıdır. Mahkemece sisteme müdahale edilmediğinin anlaşılması hâlinde, kayıt bulunan dönem için davalı işverence sunulan kayıtlara itibar edilerek sonuca gidilmeli, müdahalenin varlığı hâlinde ise tanık beyanlarına göre fazla çalışma yapılıp yapılmadığı ve ulusal bayram ve genel tatil gününde çalışılıp çalışılmadığı belirlenmelidir.

Diğer yandan bordrolarda “f. mesai avansı”, “%50 f. mesai”, “fazla mesai performans ödemesi” ve “fazla mesai izin ödemesi” adı altında tahakkukların olduğu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu konuda yeterli açıklama yapılmaksızın bordrolar hileli kabul edilerek bu tahakkuklardan sadece “fazla mesai performansı ödemesi” ve “fazla mesai izin ödemesi” adıyla yapılan ödemelerle ulusal bayram ve genel tatil ile arefe günü açıklamasıyla yapılan ödemeler dikkate alınarak mahsubu yoluna gidildiği görülmüştür. Bordroların hileli kabul edilmesinin nedenleri açıklanmadığı gibi bordrolar hileli kabul edilmesine rağmen mahsubun neye göre yapıldığı da anlaşılamamıştır. Bu hâliyle bilirkişi raporu denetime elverişli değildir.

Bu itibarla Mahkemece yapılacak iş; davalının işe giriş çıkış kayıtlarında müdahale olup olmadığının tespitinden sonra denetime elverişli yeni bir bilirkişi raporu alınmak suretiyle bordrolardaki tahakkuklara göre bordro hilesi olup olmadığının tekrar değerlendirilmesi, sonucuna göre davacının ücretinin belirlenmesi ve hüküm altına alınan alacakların bozma ile oluşan usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak hesaplanmasıdır.

Davacı işçinin fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle sonlandırdığının kabul edilmiş olduğu dikkate alındığında, yukarıdaki paragraflar doğrultusunda yapılacak araştırma sonucuna göre davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı da yeniden değerlendirilmelidir.

Eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

  1. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.