İlgili Kanun / Madde
4857 S.İşK/18-21
T.C
YARGITAY
9.HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2006/33818
Karar No: 2006/32311
Tarihi: 11.12.2006
l HİSSE DEVRİ YOLUYLA ÖZELLEŞTİRME
l HİSSE DEVRİNDEN ÇOK KISA SÜRE SONRA YENİDEN YAPILANDIRMA İDDASIYLA İŞÇİ ÇIKARTILMASI
l YENİDEN YAPILANDIRMANIN KANIT-LANAMAMASI
l FESHİN SON ÇARE OLMASI İLKESİNİN GÖZETİLMEMESİ
l GEÇERSİZ FESİH
ÖZETİ: Hisse Satış Sözleşmesinin imzalanmasından 16 gün sonra yeniden yapılandırma gerekçesi ile davacının iş sözleşmesi feshedilmiş ise de, Hisse Satış Sözleşmesinin imzalanması ile iş sözleşmesinin feshi arasında geçen kısa süre içinde nasıl bir yeniden yapılanma yapıldığı açık bir şekilde ortaya konulmamış; fesihten önce her hangi bir norm kadro çalışması ve bu çalışmaya bağlı olarak ortaya çıkan işgücü fazlalığı da kanıtlanmamıştır. Davacının çalıştığı müdürlüğün devam ettiği ve yerine vekaleten atama yapıldığı, ayrıca fesihten sonra yeni işçi alındığı davalı: şirket ve SSK yazılarından anlaşılmaktadır. Bütün bunlardan başka, davacının işletme içinde diğer bir birimde çalıştırılma imkanının olup olmadığının araştırıldığı, başka bir anlatımla feshin son çare olması ilkesinin göz önünde bulundurulduğu da ispat edilmemiştir. Mevcut olgulara göre davacının iş sözleşmesinin feshi geçerli nedene dayanmamaktadır.
DAVA: Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan fesih edildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile hoşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının konumu nedeni ile işveren vekili sıfatını haiz bulunduğunu, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını, özelleştirme işlemi nedeni ile şirketin yeniden yapılandırılması ihtiyacı doğduğundan iş sözleşmesinin 15.3.2006 tarihi itibari ile sona erdirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının işveren vekili olmadığı, özelleştirme sonrasında devralan işletmede mevcut yapıyı sürdürmesini beklemenin objektif işletmecilik ilkeleri ile bağdaşmayacağı, iş sözleşmesi feshedilen davacı ve diğer işçilerin özelleştirilen işletmenin üst düzey yönetim kadrosunda bulunan kişiler olduğu, devralan işletmenin kendi yönetim kadrosunu oluşturması mutlak olarak mevcut tüm yöneticilerin değiştirilmesi zorunluluğunu doğurmayacağı, .mevcutların bir kısmının korunmasının işletmenin devamlılığının ve üretim sürecinin zorunluluğu olduğu, işletmeyi devralan işverenin, devirden sonra kendi yönetici kadrosunu oluştururken mevcut yöneticilerden çalışmaya devam etmek istemediklerinin tayininde sosyal seçim ölçütlerine uyulmasının zorunlu olmadığı, davacının iş sözleşmesinin feshin son çare olduğu ilkesi gözetilerek feshedildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre 27.2.2006 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi ile davalı şirketin sermayesindeki %46,12 oranındaki Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ait hisseleri blok olarak dava dışı Ataer Holding A.Ş.ne satılmıştır. Hisse Devrinden sonra davacı dahil toplam 35 çalışanın iş sözleşmesi feshedilmiş olup. 15.3,2006 tarihli fesih bildiriminde fesih gerekçesi "Gerçekleştirilen özelleştirme işlemi sebebi ile şirketimizin yeniden yapılandırılması ihtiyacı doğduğundan…" şeklinde belirtilmiştir.
Öncelikle davacının işletmenin tümünü sevk ve idare eden pozisyonunda olmadığı, işçi alma ve çıkarına yetkisinin de bulunmadığının dosya kapsamından anlaşılması karşısında davacının işveren vekili olduğuna yönelik davalı işverenin savunmasına itibar edilmemiş olması doğrudur.
Ancak, Hisse Satış Sözleşmesinin imzalanmasından 16 gün sonra yeniden yapılandırma gerekçesi ile davacının iş sözleşmesi feshedilmiş ise de, Hisse Satış Sözleşmesinin imzalanması ile iş sözleşmesinin feshi arasında geçen kısa süre içinde nasıl bir yeniden yapılanma yapıldığı açık bir şekilde ortaya konulmamış; fesihten önce her hangi bir norm kadro çalışması ve bu çalışmaya bağlı olarak ortaya çıkan işgücü fazlalığı da kanıtlanmamıştır. Davacının çalıştığı müdürlüğün devam ettiği ve yerine vekaleten atama yapıldığı, ayrıca fesihten sonra yeni işçi alındığı davalı: şirket ve SSK yazılarından anlaşılmaktadır. Bütün bunlardan başka, davacının işletme içinde diğer bir birimde çalıştırılma imkanının olup olmadığının araştırıldığı, başka bir anlatımla feshin son çare olması ilkesinin göz önünde bulundurulduğu da ispat edilmemiştir. Mevcut olgulara göre davacının iş sözleşmesinin feshi geçerli nedene dayanmamaktadır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-) Karadeniz Ereğli İş Mahkemesinin 13.10.2006 gün ve 88-271 sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2-) İşverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine,
3-) Davacının yasal sürede ise başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih nedeni ve kıdemi dikkate alınarak 4 aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-) Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
Davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
5-) Harç peşi; alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-) Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 400.YTL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıyı:, verilmesine,
7-) Davacı tarafından yapılan (36) YTL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-) Peşin alman temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak, oybirliğiyle 11.12. 2006 tarihinde karar verildi.