İŞÇİNİN BORLU OLMASININ İŞ AKISINI AKSATMAYACAĞI

SAYILAR

Esas No : 2026/26
Karar No : 2026/1586
Tarihi : 11.06.2026
İlgili Kanun/Madde : 4857 S. İşK/17-21 6356 S. STK/25
Yargı Yeri: İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 48.HUKUK DAİRESİ

Ek Başlıklar :

 

 

  • İŞÇİNİN BORLU OLMASININ İŞ AKISINI AKSATMAYACAĞI
  • AYNI EYLEM NEDENİYLE BİRDEN FAZLA CEZA VERİLEMEYECEĞİ
  • GEÇERSİZ FESİH

Tam Metin

ÖZETİ Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına , dosyaya sınışan bilgi ve belgelerle göre davacının kredi borcunun olduğu , bu borçlanmasının karşılığının bulunduğu , iş akdi devam ederken hakkında bu borçlanma nedeniyle yıllar içinde en sonuncusu kınama olan disiplin cezasının uygulandığı ,2021 yılında uygulanan kınama cezasından sonra 2024 yılında borçluluk halinin devam etmesi nedeniyle uygulanan cezanın aynı eylem nedeniyle iki keza verilmesi şeklinde gerçekleştiği zira son cezadan sonra davacı hakkında özellikle fesih yapılmasını gerektiren yeni bir olgunun ispatlanamadığı , davalı vekilinin TİS .69/C-1 hükmünün işverenin ihbar önelli fesih hakkının saklı olduğuna ilişkin itiraz ve savunmasının dürüstlük kurallarına uygun bir şekilde kullanılması gerektiği , davacının samimi savunması ,iş yerindeki kıdemi ve iş yerinde olumsuzluklara neden olunmaması öte yandan davacının güvenlik görevlisi olarak çalıştığı ve borçluluk durumunun iş bu dava özelinde feshin güvenlik tedbiri nedeniyle uygulandığına dair savunmalarının ispatını usulünce ortaya koyamadığı anlaşılmıştır. Neticeten feshin geçersizliğine karar verilmesinde hata bulunmamaktadır.

Taraflar arasında görülen davada yukarıda esas ve karar numarası yazılan İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf kanun yolunda incelenmesi istenmiş olmakla Dairemizce yapılan inceleme sonucu gereği görüşülüp düşünüldü;

A- Davacı Talebinin Özeti:

Davacı vekili, müvekkilinin 23.05.2005 tarihinde çalışmaya başladığı davalı şirkette Antalya Aspendos Şubesi’nde Özel Güvenlik Görevlisi iken iş sözleşmesi geçerli bir neden olmaksızın 19.11.2024 tarihinde feshedildiğini beyanla feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

B- Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, özel güvenlik görevlisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesi 19.11.2024 tarihinde bankacılık meslek kuralı olan gelirine oranla yüksek borçluluk düzeyi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek geçerli nedenlerle feshedildiğini beyana haksız davanın reddini savunmuştur.

C- İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere dayanılarak,

” 1)Davanın KABULÜNE;

a-İşverence yapılan feshin geçersizliğine, davacının İŞE İADESİNE,

b-Davacının süresinde başvurması halinde, işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödemesi gereken tazminat tutarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren 7 aylık ücreti tutarında brüt 390.104,40 TL olarak tespitine,

c-Davacının işe iade için süresi içinde işverene başvurması halinde, hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarından oluşan boşta geçen süre alacağının brüt 378.420,00 TL olarak tespitine, ” şeklinde karar verilmiş karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

D- İstinaf Başvurusu:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; hatalı bilirkişi raporuna göre ve rapordan aynen alıntı yapılarak gerekçeli karar verildiğini , TİS’in disiplin hükümleri uyarınca, yüksek borçluluk düzeyi nedeniyle hakkında 2009’da uyarı, 2011’de ihtar, 2021’de kınama disiplin yaptırımlarının uygulandığı sabit olduğunu bu konuda ayrıca bir ispatın aranmaması gerektiğini , davacının dava dilekçesindeki ifadesinden de bu durumun anlaşılacağını ,kaldı ki bu yöndeki tüm delillerin mahkemece celp edilmesi yönündeki taleplerinin mahkemece değerlendirilmediğini ,davacının yüksek borçluluk durumu nedeniyle fesih işleminin bir güvenlik tedbiri olduğunu iş yerinde olumsuz davranışı bulunup bulunmadığının yaptırımı olmadığını ,TİS hükümlerinin eksik incelendiğini , TİS’in bilirkişi raporunda da işaret edilen 68/A maddesi “İhtar ve Kınama cezası Genel Müdürlükçe verilir. Diğer cezalar hakkında bu Toplu İş Sözleşmesi’nin 62. maddesi hükmü uygulanır. Bu Toplu İş Sözleşmesi’nin 69. maddesinin C/1 bendi hükmü saklıdır. Yukarıdaki cezaları gerektiren hal ve eylemlerin tekrarlanması halinde bir üst ceza verilir” hükmünü amir olduğunu TİS m.62 kapsamında disiplin süreci işletilmesinin istisnası olarak kabul edilen m.69/C-1 hükmünün işverenin ihbar önelli fesih hakkı olduğunu ,buna göre ortada disiplin süreci işletilmesi gerektiren bir durumda, işverenin bunun yerine ihbar tazminatı ödeyerek iş sözleşmesini fesih hakkının bizzat TİS tarafından saklı tutulduğunu a 2009, 2011 ve 2021 yıllarında disiplin hükümleri kapsamında işlem yapılan davacı hakkında, 2024 yılında artık disiplin süreci yerine TİS’ten doğan hakkın kullanılarak iş sözleşmesinin tazminatlı feshi TİS’e, dürüstlük kurallarına ve feshin son çare olması ilkesine uygun olduğunu iş güvencesi tazminatının 7 aylık ücret olarak tespitinin de hatalı olduğunu kıdemine göre verilebileceği en yüksek tazminat, Yargıtay içtihadı kapsamında 6 aylık ücreti olduğunu bilirkişi raporundaki netleştirmelerin hatalı olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmek üzere kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

E- Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re’sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iade istemine ilişkin olup, dava ön koşullarının mevcut olduğu ,davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı ve davacının iş güvencesi kapsamında bulunduğu tespit edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına , dosyaya sınışan bilgi ve belgelerle göre davacının kredi borcunun olduğu , bu borçlanmasının karşılığının bulunduğu , iş akdi devam ederken hakkında bu borçlanma nedeniyle yıllar içinde en sonuncusu kınama olan disiplin cezasının uygulandığı ,2021 yılında uygulanan kınama cezasından sonra 2024 yılında borçluluk halinin devam etmesi nedeniyle uygulanan cezanın aynı eylem nedeniyle iki keza verilmesi şeklinde gerçekleştiği zira son cezadan sonra davacı hakkında özellikle fesih yapılmasını gerektiren yeni bir olgunun ispatlanamadığı , davalı vekilinin TİS .69/C-1 hükmünün işverenin ihbar önelli fesih hakkının saklı olduğuna ilişkin itiraz ve savunmasının dürüstlük kurallarına uygun bir şekilde kullanılması gerektiği , davacının samimi savunması ,iş yerindeki kıdemi ve iş yerinde olumsuzluklara neden olunmaması öte yandan davacının güvenlik görevlisi olarak çalıştığı ve borçluluk durumunun iş bu dava özelinde feshin güvenlik tedbiri nedeniyle uygulandığına dair savunmalarının ispatını usulünce ortaya koyamadığı anlaşılmıştır. Neticeten feshin geçersizliğine karar verilmesinde hata bulunmamaktadır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca, mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işçinin başvurusu üzerine işveren tarafından bir ay içinde işe başlatılmaz ise, işçiye ödenmek üzere en az 4, an çok 8 aylık ücreti tutarında tazminatın belirlenmesi gerekir. Dairemizin yerleşik uygulaması gereği, iş güvencesi niteliğindeki bu tazminat işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmelidir. Maddenin alt ve üst sınırları aşılamaz. Üst sınırın aşılmasının tek istisnası başlatma şartın bağlı olmayan ve sendikal tazminat niteliğinde olan 6356 sayılı Sendikalar Ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25. maddesindeki sendikal nedenle yapılan fesihlerdir. Bu maddede sendikal neden halinde işe bu tazminatın işçinin en az bir yıllık ücreti tutarında belirleneceği açıklanmıştır. (08.04.2008 gün ve 2007/27773 Esas, 2008/7819 Karar sayılı ilamımız). Yıllık ücretli izinle ilgili 53. maddedeki kıdem sürelerini dikkate alarak 6 ay ile 5 yıl arasında kıdemi olan işçi için 4, 5 yıl ile 15 yıl arasında kıdemi olan işçi için 5, 15 yıldan fazla kıdemi olan işçi için 6 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatın belirlenmesini öngörmekte, fesih sebebine göre bu miktarlarda azami sınır 8 aya kadar da çıkmaktadır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 13.09.2017 tarih ve 2016/20449 E. 2017/13257 K.).

Davacının iş yerindeki 19 yıl 5 aylık kıdemi ve fesih gerekçesi göz önüne alındığında 6 aylık ücretine göre işe başlatmama tazminatının belirlenmesi gerekirken 7 aylık ücreti üzerinden belirlenmesi doğru olmamış davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazında haklı olduğu anlaşılmıştır.

Bu itibarla; dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre ileri sürülen istinaf sebepleri ile re’sen bakılacak kamu düzenini ilgilendiren hususlar dikkate alındığında davalının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek dosyada eksiklik bulunmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK 353-1.b-2 maddesine gereğince yerel mahkeme kararı kaldırılmış, hüküm kurmaya elverişli heyet raporuna göre 6 aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı için aşağıdaki gibi yeniden hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;

A- 1-Davalının istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulü ile yerel mahkeme kararının KALDIRILMASINA

-Davanın KABULÜNE;

-İşverence yapılan feshin geçersizliğine, davacının İŞE İADESİNE,

-Davacının süresinde başvurması halinde, işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödemesi gereken tazminat tutarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren 6 aylık ücreti tutarında brüt 334.375,20 TL olarak tespitine,

-Davacının işe iade için süresi içinde işverene başvurması halinde, hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarından oluşan boşta geçen süre alacağının brüt 378.420,00 TL olarak tespitine,

2-Harçlar Kanunu ve yürürlükteki Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 732,00 TL harcın , peşin alınan 615,40 TL harçtan mahsubuyla eksik 116,60 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından karşılanan 615,40 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5 -Davacı tarafından aşamalarda yapılan 1.082,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6- Kamuca karşılanan 3.140,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

B-1-Davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

2-Davalı tarafça yatırılan maktu istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,

3-İstinaf incelemesi duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansı varsa yatıran tarafa iadesine,

5-Kararın tebliği ve harç tahsili işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8/1-a ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3 maddeleri uyarınca mahiyeti itibariyle KESİN olmak üzere ve oy birliği ile 11/06/2026 tarihinde karar verildi.