İŞE İADE DAVASI SONRASI İŞÇİNİN ŞARTLI İŞE BAŞLAMA TALEBİNDE BULUNMASI

SAYILAR

Esas No : 2026/2275
Karar No : 2026/5789
Tarihi : 17.06.2026
İlgili Kanun/Madde : 4857 S. İşK/18-21 - 1475 S. İşK/14
Yargı Yeri: T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ

Ek Başlıklar :

 

  • İŞE İADE DAVASI SONRASI İŞÇİNİN ŞARTLI İŞE BAŞLAMA TALEBİNDE BULUNMASI
  • İŞE BAŞLAMA İSTEMİNİN SAMİMİ OLMASININ GEREKTİĞİ
  • İŞE BAŞLAMA İRADESİNİN NET OLARAK ORTAYA KONULMAMASI
  • İŞE BAŞLAMA İSTEMİNİN SAMİMİ OLMAMASI

Tam Metin

ÖZETİ Şöyle ki daha önce gerçek ücretin kayıtlara yansıtılmamış olduğu hususu, işe iade davasında kesinleşmiş olduğuna göre işe iade kararından sonra işverence davacının kesinleşen şartlarda işe başlatılması beklenir. Bu durumda davalı işverenin işe iade davasından önceki uygulamasını devam ettireceği varsayımı ile bu konuda açıklama yapılması şartına bağlanan işe başvuru, işe başlama iradesini net biçimde ortaya koyan samimi nitelikte bir başvuru kabul edilemez.

Ayrıca davalının aksine bir beyanı bulunmadıkça davacının belirttiği koşullarda işe başlatılıp başlatılmayacağı hususu fiilen işe başlatılmasından sonra anlaşılacak bir durumdur. Diğer yandan, yurt dışında faaliyette bulunabilmek için o ülkenin kanunlarına uygun bir şirket kurma ve işçileri bu şirket üzerinden çalıştırma zorunluluğu karşısında o şirketin hâkim ortağı olması nedeniyle işveren olarak kabul edilen davalı Şirketin bu davranışı da salt bu nedenle muvazaalı kabul edilemez.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı MNG Orko Madencilik AŞ vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

  1. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıların Liberya’da bulunan şantiyesinde çalışmakta iken iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedilmesi üzerine feshin geçersizliği ve işe iadesine ilişkin dava açtığını, söz konusu davanın kabulüne karar verildiğini ve istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, müvekkilince süresi içerisinde işe başlatılmak için başvuruda bulunulmasına rağmen davalı tarafça süresi içerisinde işe başlatılmadığını ve iş güvencesi tazminatı ve boşta geçen süre ücreti ile diğer haklar alacağının ödenmediğini, ilgili alacakların tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafça haksız şekilde itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile davalılar aleyhine asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

  1. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının işe iadeye ilişkin başvurusunun şartlı olduğunu ve önceki çalışma koşulları ile tamamen farklı olup iş şartlarında değişiklik içerdiğini, davacının işe başlama iradesinin samimi olmadığını, alacağın likit nitelikte olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

 

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının işe iade istemi ile açmış olduğu davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve bu kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, işe iade sonrasında davacı tarafça yasal süresi içerisinde davalılara gönderilen ihtarname ile işe iade talebinde bulunulduğu, davalı tarafın 21.02.2024 tarihli ihtarname cevabı ile davacının talebinin kabul edilmediğinin açıkça belirtildiği, buna göre davacının takip konusu alacaklara hak kazandığı; ancak  boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatlarına ilişkin işlemiş faiz alacağı likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden davacının bu talepler yönünden icra inkar tazminatı talebine hak kazanamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

  1. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının işe başlatılma talebinin hukuka aykırı olmadığı, şart içermediği, başlatılacağı işe ilişkin şartların davet yazısında açıklanmasının talep edildiği, davacının usulüne uygun işe başlatılma talebinin davalılar tarafından kabul edilmemesi nedeniyle davacının iş sözleşmesinin işe başlatmama suretiyle feshedildiği, davacının işe iadenin mali sonuçları olan takip konusu alacaklara hak kazandığı, buna göre davalılarca yapılan itirazın iptali ile icra takibinin devamına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği; taraflar arasında davacının yasal süresi içinde geçerli bir işe başlatılma talebinin bulunup bulunmadığı, davalıların işe iade talebini kabul etmemesinin haklı olup olmadığı, sonuç olarak davacının takibe konu işe iadenin mali sonuçlarına hak kazanıp kazanmayacağı hususu yargılama ile belirlendiğinden takibe konu asıl alacağın likit nitelikte olmadığı ve davacının icra inkar tazminatının reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, diğer yandan davalılar vekilinin ücrete ilişkin istinaf sebepleri işe iade davası ile kesin olarak sonuca bağlandığından bu konudaki itirazın da yerinde olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

  1. TEMYİZ
  2. Temyiz Sebepleri
  3. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 04.11.2024 tarihli ve 2024/10252 Esas, 2024/14467 Karar sayılı kararı dikkate alındığında icra inkar tazminatının reddine ilişkin kararın hatalı olduğunu, söz konusu talebin hüküm altına alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
  4. Davalı MNG Orko Madencilik AŞ vekili temyiz dilekçesinde;
  5. Davacının işe iade için gönderdiği ihtarnamenin önceki çalışma koşullarından farklı nitelikte talepler içerdiğini, yurt dışı çalışmasında var olan çalışma şartlarında değişiklik talep ettiğini, cevabi ihtarnamede bu başvurunun niçin kabul edilemeyeceğinin ayrıntılı olarak açıklandığını, davacının işe başlama hususunda samimi olmadığını,
  6. Hesaplamalara esas alınan ücret miktarının hatalı tespit edildiğini ileri sürmüştür.
  7. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, işe iade kararı sonrası davacının işe iade başvurusunun samimi olup olmadığı, buna göre davacının boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı ile iş güvencesi tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, hesaba esas ücretin miktarı ile icra inkar tazminatına ilişkindir.

Dairemizin yerleşik kararlarında da belirtildiği gibi işçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı hâlde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması hâlinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21/5 hükmüne göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da işe iade davasında karara bağlanan iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir.

Somut uyuşmazlıkta davacının, dava dışı Bea Mountain Mining Corporation (BBMC Şirketi) nezdinde davalıların iş organizasyonu içerisinde altın arama faaliyetinde Liberya’da istihdam edilmekte iken iş sözleşmesinin feshi sonrasında açılan işe iade davası ile davacının davalılar nezdindeki işine iadesine karar verildiği, davacı tarafça süresi içerisinde işe iade başvurusunda bulunulduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf davacı tarafından yapılan işe iadeye ilişkin başvurunun samimi olup olmadığına ilişkindir. Davacı tarafça yasal süresi içerisinde davalıya keşide edilen noter ihtarında “Sayın muhataplar; malumunuz olduğu üzere müvekkil adına aleyhinize ikame olunan işe iade davası sonunda müvekkil yönünden feshin geçersizliğine ve işçilerin işine iadesine karar verilmiş, bahsi geçen karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Bahse konu yargılama süreci sonunda kurulan hükmün gereği olarak müvekkilin işe başlayacağı gün ve saatle birlikte, müvekkilin başlatılacağı pozisyon bilgisinin, başlatılacağı brüt ve net olmak üzere mali haklarının, sosyal haklarının, işyerindeki çalışma gün ve saatleri başta olmak üzere çalışma koşullarının yazılı olarak bildirilmesini, müvekkile yazılı bir iş sözleşmesi yapılacaksa sözleşmeden bir örneğin tarafımıza tebliğini, önceki uygulamaların aksine müvekkilin muvazaalı şekilde yurt dışı menşeli başka şirketler üzerinde gösterilip gösterilmeyeceğini, müvekkilin sosyal güvenlik hukukuna ilişkin işe giriş bildirimi ve devamı prim ödeme yükümlülüğü gibi bugüne kadar yerine getirilmeyen yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmeyeceğini, müvekkilin mevzuat gereği İş-Kur aracılığıyla gönderilip gönderilmeyeceği hususunun işe başlama davetinde açıkça belirtilmesini, bu sayılan hususların bir veya birkaçının açıkça belirtilmemesi hâlinde açıklanmayan bu hususların müvekkilin aleyhine olduğunun kabul edileceğini, işe başlatılmaması hâlinde işe başlatmama tazminatı talebi başta olmak üzere tüm haklarımız saklı olmak üzere müvekkil için belirlenen … USD boşta geçen süre ücreti ile müvekkilin işe başlatılmaması hâlinde ilgili kararda gösterilen işe başlatmama tazminatının, işlemiş ve işleyecek faiziyle birlikte … Bankasında bulunan … IBAN hesabına ödenmesini aksi hâlde konuya ilişkin tüm hukuki prosedürün işletilmeye devam edeceğini ihtaren bildiririm.” ifadeleri yer almaktadır.

Davalı tarafça bir aylık yasal süre içerisinde keşide edilen cevabi ihtarda ise “Sayın muhatap vekilinizce gönderilen ihtamamede; ‘… önceki uygulamaların aksine … müvekkilin mevzuat gereği İş-Kur aracılığıyla gönderilip gönderilmeyeceği hususunun işe başlama davetinde açıkça belirtilmesini, bu sayılan hususların bir veya birkaçının açıkça belirtilmemesi hâlinde açıklanmayan bu hususların müvekkilin lehine olduğunun kabul edileceğini, işe başlatılmaması hâlinde işe başlatmama tazminatı talebi başta olmak üzere tüm haklarımız saklı olmak üzere …’ hususları açıklanmıştır. Öncelikle Muvazaa iddianızı haksız, mesnetsiz soyut ve gerekçesiz olmakla kabul etmiyoruz. Bea Mountain Mining Corporation, yurt dışında kurulan ve faaliyette olan yasal bir firma olmakla aleyhe hususları kabul etmemek kaydı ile; TMK’nun 2. maddesi ve dürüstlük kuralı çerçevesinde haklarını kötüye kullanılması yasağı gereğince, vekilinizce, şartlı ve önceki çalışmadan farklı prosedür ve işlemleri havi olarak ileri sürülen işe başvurunuz aynı şartları taşımadığından kabul etmiyoruz. Bea Mountain Mining Corporation şirketi’nin makul ve mutad şartlarda müvekkilinizce bilerek ve isteyerek bizzat iradi rızasıyla çalıştığı üzere, yurt dışı menşeili firma olmakla müvekkilinizin sosyal güvenlik hukukuna ilişkin işe giriş bildirimi ve devamı prim ödeme yükümlülüğü ve İş-Kur aracılığıyla hukuki ve fili imkansızlık, zorlayıcı neden gereğiyle belirtilen eski çalışmayla çelişki olacak şekilde şarta bağlı ve esaslı değişiklik içeren nedenlerin Bea Mountain Mining Corporation ve Yargı Kararı gereğince sorumlu tutulan ve Liberya’da iştigal alanı bulunmayan müvekkil tarafından yerine getirilmesi söz konusu değildir. İddia edilen tazminatların USD olarak, çalışma şartlarının ise, Ülkemiz Mevzuatına göre esaslı değişiklikle talep edilmesi samimi ve dürüst olunmadığının da açık karinesidir. İşe başvurunuz, aynı şartlarla olmadığından (hukuki ve fiili imkansızlık- objektif subjektif şartlarda ) usul ve yasaya aykırı olmakla kabul etmediğimizi müvekkil adına cevabi olarak saygılarımızla ihtaren bildiririz.” şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.

Davacının yurt dışı çalışanı olduğu, yurt dışında faaliyet göstermek üzere kurulan Şirket nezdinde çalıştığı ve dava dışı BBMC Şirketi ile davacı arasındaki ilişki dikkate alındığında; Liberya’da bulunan projede aynı görev ve şartlarda işe başlatılmasını talep etmesi gerekirken ihtarda yazılı talepleri ve söz konusu taleplerinden “bir veya birkaçının açıkça belirtilmemesi hâlinde açıklanmayan bu hususların müvekkilin aleyhine olduğunun kabul edileceğini” de belirtmek suretiyle işe iade talebinde bulunması, davacının işe başlama başvurusunu şarta bağladığı ve eski koşullarda işe iade başvurusunda samimi olmadığını göstermektedir.

Şöyle ki daha önce gerçek ücretin kayıtlara yansıtılmamış olduğu hususu, işe iade davasında kesinleşmiş olduğuna göre işe iade kararından sonra işverence davacının kesinleşen şartlarda işe başlatılması beklenir. Bu durumda davalı işverenin işe iade davasından önceki uygulamasını devam ettireceği varsayımı ile bu konuda açıklama yapılması şartına bağlanan işe başvuru, işe başlama iradesini net biçimde ortaya koyan samimi nitelikte bir başvuru kabul edilemez.

Ayrıca davalının aksine bir beyanı bulunmadıkça davacının belirttiği koşullarda işe başlatılıp başlatılmayacağı hususu fiilen işe başlatılmasından sonra anlaşılacak bir durumdur. Diğer yandan, yurt dışında faaliyette bulunabilmek için o ülkenin kanunlarına uygun bir şirket kurma ve işçileri bu şirket üzerinden çalıştırma zorunluluğu karşısında o şirketin hâkim ortağı olması nedeniyle işveren olarak kabul edilen davalı Şirketin bu davranışı da salt bu nedenle muvazaalı kabul edilemez.

Belirtilen sebeplerle davanın reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

  1. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı ve davalılardan MNG Orko Madencilik AŞ’ye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.