İŞYERİ SENDİKA TEMSİLCİSİNİN GÜVENCESİ

SAYILAR

Esas No : 2025/2369
Karar No : 2026/30
Tarihi : 20/01/2026
İlgili Kanun/Madde : 4857 S. İşK/18-21 - 6356 S. STK/24
Yargı Yeri: T.C SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ

Ek Başlıklar :

 

  • İŞYERİ SENDİKA TEMSİLCİSİNİN GÜVENCESİ
  • İŞYERİNDE UYGULAN TİS HÜKÜMLERİNE GÖRE DİSİPLİN KURULU KARARI OLMADAN HAKLI NEDENLE İŞ SÖZLEŞMESİ SONA ERDİRİLEN TEMSİLCİNİN FESHİNİN GEÇERSİZ OLDUĞU

 

Tam Metin

 

ÖZETİ: Dosya arasına alınan belgelerden davacının sendika şube yönetim kurulu üyesi olduğu anlaşılmıştır. Dosya arasına alınan ve fesih tarihinde yürürlükte bulunan TİS’in 15.maddesi incelendiğinde “Sendika yöneticilerine ve iş yeri temsilcilerine disiplin cezası verilmesi söz konusu olduğu taktirde, mesele üç iş günü içinde işveren veya temsilcileriyle Sendikaca seçilecek bir temsilci arasında görüşülür. Taraflar cezanın gerekliliği hususunda 10 gün içerisinde beri karara varamazlarsa konu, konu üç iş günü içinde Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na intikal ettirilir. Bu süre içinde durumun kurula yansıtılmaması halinde bu talepten vazgeçilmiş sayılır. Kurum kararına kadar yönetici ve temsilcinin iş sözleşmesi bu sebeplerle feshedilemez” düzenlemesine yer verilmiştir.

Anlatılanlar kapsamında davaya konu fesih değerlendirildiğinde; davacının sendika şube yönetim kurulu üyesi olduğu sabit olup bu duruma göre davacının iddia edilen olaylar sebebiyle yürürlükte bulunan TİS’in 15.maddesinideki prosedürün işletilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Dosyanın incelemesinde söz konusu prosedürün işletildiğine ilişkin olarak dosyaya kayıtların sunulmadığı anlaşıldığından artık ileri sürülen sebebe dayalı olarak davacının iş sözleşmesine son verilmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca davanın reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davacının işe iaresine karar vermek gerekmiştir.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 18.06.2010-30.09.2023 tarihleri arsında davalı işyerinde tesisler işletme üretim operatörü olarak çalıştığı, davacının fesih yazısında da belirtildiği gibi işyeri sendika baş temsilciliği görevini yaptığını, işverenin fesih bildiriminde sebep göstermesinin yeterli olmadığını, fesih nedeni yapılan olayın gerçekleştiği 29.09.2023 cuma günü işçilerin toplu olarak yemeğe gitmeden önce davalı işverenlik tarafından bu kez Bekaert Kartepe ve İzmit fabrikaları bakım yatırım müdürü Hasan Hüseyin Yılmaz’ın da yine yolsuzluk nedeniyle işten atıldığına dair söylentiler çıktığını, işveren tarafından yolsuzluk nedeniyle işten çıkarıldıkları yönünde söylenti çıkarılan üst düzey yöneticilerin ikisinin Kartepe fabrikasında çalışmış olmalarına vurgu yapmak için işçilerin 29.09.2023 günü yaptıkları toplu yemeğe gitme eyleminde davacı işçinin bilgisi ve istemi dışında ve kendiliğinden “Bekaertte hırsız istemiyoruz”, “Bekartte Kartepeli istemiyoruz” diye slogan attığını, ücretlerinde iyileştirme talebi ile hak arama eylemi yapan işçilerin o gün meydana gelen bir olaya vurgu yapmak amacıyla ürettikleri ve attıkları sloganların davacı tarafından attırıldığına ilişkin davalı işverenlik fesih sebebinin de açıkça gerçeğe aykırı olduğunu, işyerinde bir ay boyunca yapılmakta olan toplu yemeğe gitme eylemlerinde bu şekilde bir sloganın atılmamış olması, davacı işçinin bu olaydan sonra davalı işveren insan kaynakları yetkilisi Gamze Özmen’e mesaj atarak “işçilerin yürümesinin hoşuna gitmediğini” söylemiş olması olguları, davacı işçinin işçileri bu sloganları atmaya kışkırttığına dair davalı işverenlik fesih sebebinin gerçeği yansıtmadığını, 29.9.2023 günü gerçekleşen eylem sonrasında 30.09.2023 tarihinde savunma talebinde dahi bulunmadan işyeri sendika baş temsilcisi olan ve görevi gereği işçilerin hakları konusunda işveren yetkililerine taviz vermeyen davacı işçinin iş sözleşmesini barışçıl hak arama eylemi yapan işçilerin direncini kırmak, haklarını aramasından vazgeçirmek ve onlara gözdağı vermek amacıyla gerçeğe aykırı iddialarla yazılı şekilde feshettiğini, savunmasının dahi talep edilmeksizin iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine davacının işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yemek yemeğe gelen kadın ve erkek işçilere bağırarak defalarca hakaret ettiğini ve onları aşağıladığını, bu olayların birçok kişinin önünden gerçekleştiğini, 29.09.2023 tarihinde davalı şirketin Kartepe fabrikasından kadın ve erkek çalışanların geldiğini, bu çalışanların yemek yemek için yemekhaneye girdiğini, davacının ve onun yönlendirdiği kişilerin yemek yemeğe gelen Kartepe fabrikası çalışanlarına hem yemekhane dışında hem de içinde bağırarak “biz İzmit’te hırsızları istemiyoruz, İzmit’te Kartepelileri istemiyoruz” şeklinde defalarca hakaret ettiğini ve onları aşağıladığını, yanındaki işçileri kışkırtarak yemekhanede ellerindeki çatal kaşıklarla masalara vurmak suretiyle hakaret ve aşağılamalarda bulunduğunu, iş akti feshinin haklı ve geçerli yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.

MAHKEME KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF BAŞVURUSU:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

İlk Derece Mahkemesinin 2023/335 Esas, 2024/264 Karar ve 04.06.2024 tarihli davacı kabulüne ilişkin kararının aksine karar vermesini gerektirecek hiçbir somut olgu davalı tanıklarınca ortaya konulmadığını, gerçekleştirilen feshin, gerçek bir sebep bildirilmediği için haksız ve geçersiz olduğunu, davacı işçinin iş sözleşmesi toplu iş sözleşmesinde belirlenen prosedür işletilmeden doğrudan feshedildiğini, ilk derece mahkemesince bu husus göz önünde bulundurulamadığını, davacı işçinin iş sözleşmesinin haklı veya geçerli nedenle feshedilmesini gerektiren bir davranışının bulunmadığı davacı tanıklarının beyanlarıyla ispat edildiğini, davalı işverenlik fesih yazısında kamera kayıtlarıyla tespit yapıldığı belirtilmesine rağmen dosya kapsamına kamera kaydı sunulmadığını, tanıkların çelişkili beyanları, davalı işverenliğin dosyaya sunduğu tutanak ve yazışmalar davalı tanıklarının beyanlarının gerçeğe aykırı olduğunu kanıtladığını, ilk derece mahkemesince silahların eşitliği ilkesine aykırı hareket edildiğini, gerekçede de davacı tanıklarının beyanlarına neden itibar edilmediğini, neden sadece davalı tanıklarının beyanlarının göz önünde bulundurulduğu açıklanmadığını, feshin asıl amacının, davalı işverenlikte yetkili birleşik metal-iş sendikasının yetkisini düşürmek ve buna karşı duran baş temsilcinin iş sözleşmesini feshettiğini, davalı işverenliğinin 2023 yılı entegre yıllık raporu da fesih nedeninin gerçeği yansıtmadığını açıkça kanıtladığını, bu durumun ilk derece mahkemesince göz önünde bulundurulmadığını, davalı işverenlik tarafından gerçekleştirilen fesih, eşit işlem ilkesine, feshin ölçülü olması ve son çare olması ilkelerine aykırı olduğu için de geçersiz olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

GEREKÇE:

İşbu dava istemine ilişkindir.

HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucunda;

4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi kapsamında davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacağı hususunda yapılan değerlendirmede, hizmet süresinin 6 aydan fazla olduğu, davalı işyerinin 30’dan fazla işçi çalıştırdığı, taraflar arasındaki sözleşmenin belirsiz süreli olduğu, davacının işin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili yardımcısı ya da işyerinde işin bütününü sevk ve idare eden işçi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmadığı, iş akdinin fesih tarihinden itibaren 1 aylık hak düşürücü süre içerisinde arabulucuya müracaat edildiği ve arabuluculuk son tutanağının düzenlenmesinden sonra 2 haftalık süre içerisinde işbu davanın açıldığı, bu durum karşısında işe iade davasının ön koşulları yönünden bir eksikliğin bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.

Daha önce Dairemizce yapılan istinaf kanun yolu incelemesi neticesinde ilk derece mahkemesi kararının, Dairemizin 2024/1625 E. 2024/522 K. sayılı kararı ile kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Taraflar arasında davacının iş sözleşmesine haklı olarak son verilip verilmediği uyuşmazlık konusudur.

Davalı tarafından davacıya karşı düzenlenen fesih ihbarında davacının iş sözleşmesine ” 29.09.2023 tarihinde yemek yemek için yemekhaneye gelen çalışanlara ve grup şirketimiz olan Bekaert Kartepe’den gelen kadın ve erkek çalışanlara karşı “biz İzmit’te hırsızları istemiyoruz, İzmit’te Kartepelileri istemiyoruz” şeklinde bağırarak hakarette bulunduğunuz ve onları aşağıladığınız, beraberinizde olan çalışanları da kışkırtarak ellerindeki çatal kaşıklarla sıralara vurmak sureti ile aynı söylemleri tekrarlamalarını sağladığınız iddia edilmiştir. Bu iddialar araştırılmıştır, tanık beyanları ve kamera kayıtları da incelenerek bahsi geçen bu fiillerin işlendiği tespit edilmiştir. Sayın muhatap, işyerinde hakaret etmeniz, aşağılanmanız suç niteliğindedir, beraberinizdeki kişileri kışkırtarak bu suçu işlemeye yöneltmeniz kabul edilebilir eylemler değildir. Açıkladığımız tüm nedenlerle iş sözleşmenizin haklı nedenle feshedildiğini bildiririz.” şeklinde son verildiği anlaşılmıştır.

Dosya arasına alınan belgelerden davacının sendika şube yönetim kurulu üyesi olduğu anlaşılmıştır. Dosya arasına alınan ve fesih tarihinde yürürlükte bulunan TİS’in 15.maddesi incelendiğinde “Sendika yöneticilerine ve iş yeri temsilcilerine disiplin cezası verilmesi söz konusu olduğu taktirde, mesele üç iş günü içinde işveren veya temsilcileriyle Sendikaca seçilecek bir temsilci arasında görüşülür. Taraflar cezanın gerekliliği hususunda 10 gün içerisinde beri karara varamazlarsa konu, konu üç iş günü içinde Uyuşmazlık Çözüm Kuruluna intikal ettirilir. Bu süre içinde durumun kurula yansıtılmaması halinde bu talepten vazgeçilmiş sayılır. Kurum kararına kadar yönetici ve temsilcinin iş sözleşmesi bu sebeplerle feshedilemez” düzenlemesine yer verilmiştir.

Anlatılanlar kapsamında davaya konu fesih değerlendirildiğinde; davacının sendika şube yönetim kurulu üyesi olduğu sabit olup bu duruma göre davacının iddia edilen olaylar sebebiyle yürürlükte bulunan TİS’in 15.maddesinideki prosedürün işletilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Dosyanın incelemesinde söz konusu prosedürün işletildiğine ilişkin olarak dosyaya kayıtların sunulmadığı anlaşıldığından artık ileri sürülen sebebe dayalı olarak davacının iş sözleşmesine son verilmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca davanın reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davacının işe iaresine karar vermek gerekmiştir.

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu 24/3 fıkrasında “Temsilcinin işe iadesine karar verilirse fesih geçersiz sayılarak temsilcilik süresini aşmamak kaydıyla fesih tarihi ile kararın kesinleşme tarihi arasındaki ücret ve diğer hakları ödenir. Kararın kesinleşmesinden itibaren altı iş günü içinde temsilcinin işe başvurması şartıyla, altı iş günü içinde işe başlatılmaması hâlinde, iş ilişkisinin devam ettiği kabul edilerek ücreti ve diğer hakları temsilcilik süresince ödenmeye devam edilir. Bu hüküm yeniden temsilciliğe atanma hâlinde de uygulanır.” hükmü de dikkate alınarak hüküm tesis edilmiştir.

HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararının doğru olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,

I-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.2. maddesi gereğince, İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ KALDIRILMASINA,

1-Davanın KABULÜ İle;

2-Davalı işveren tarafından yapılan feshin GEÇERSİZLİĞİNİN TESPİTİNE, davacının İŞE İADESİNE,

3-6356 sayılı Kanunun 24/3. maddesi gereğince, davacının temsilcilik süresini aşmamak kaydıyla, fesih tarihi ile kararın kesinleşme tarihi arasındaki ücret ve diğer haklarının davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiğinin TESPİTİNE,

4-6356 sayılı Kanunun 24/3. maddesi gereğince, davacının, kararın kesinleşmesinden itibaren altı iş günü içinde işe başvurması şartıyla, davalı işveren tarafından altı işgünü içinde işe başlatılmaması halinde, iş ilişkisinin devam ettiği kabul edilerek ücreti ve diğer haklarının temsilcilik süresince davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiğinin TESPİTİNE,

5-Davacının işe başlatılması halinde işveren tarafından ödenen kıdem ve ihbar tazminatı var ise yapılan ödemelerin ödenecek olan boşta geçen süre ücreti alacağından mahsubuna,

6-Alınması gereken 732,00 TL karar ilam harcından davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

7-Davacı tarafından ilk derece yargılamasında yatırılan 269,85 TL başvurma harcı ve 269,85 TL peşin harç olmak üzere toplam 539,70 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

8-Davacı tarafından ilk derece yargılamasında yapılan toplam 1.120,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

9-Davalı tarafından ilk derece yargılamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

10-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

11-7036 sayılı Yasa’nın 3. maddesi gereğince Arabuluculuk faaliyeti sırasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen zorunlu giderin davalı taraftan tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına, ilk derece mahkemesince bu konuda harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,

12-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,

13-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcı olan 1.683,10 TL ile istinaf aşamasında yapılan 360,00 TL istinaf gideri olmak üzere toplam 2.043,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

14-Kullanılmayan gider avanslarının talep halinde ilgililere iadesine,

15-HMK’ nın 359. maddesinin 3. fıkrası gereğince kararın tebliği ile HMK’nın 302. maddesinin 5. fıkrası gereğince harç tahsil/ iade müzekkeresi yazılması işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,

16-İstinaf aşaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 7036 sayılı Yasa’nın 8/1-a maddesi ve 4857 sayılı Yasa’nın 20. maddesinin 3. fıkrası gereğince KESİN olmak üzere 20/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi