ÖZETİ: Dosyanın incelenmesinde, davacının iş akdinin Belediye Başkanlığının 05/04/2024 tarihli diğer davalı şirkete gönderdiği fesih yazıyla sona erdirildiği, ilgili yazıda Mart ayındaki işe giriş kamera kayıtları incelendiğinde işe gelmediğinin, işe giriş çıkış kart kayıtlarını başka bir personele okutuğu,05/04/2024 tarihi itibari ile de işe gelmediği tespit edildiği, toplu iş sözleşmesinde belirtilen cezai haller başlıklı 3.madde gereği dorudan ihracının yapılması gerektiği şeklindeki gerekçeler ile davacının iş akdine son verildiği görülmüştür.
Söz konusu fesih yazısının davacıya tebliğ edildiğine dair dosya kapsamında bilgi ve belge mevcut olmadığı ,davacının devamsızlık yaptığına dair gün gün tutulan devamsızlık tutanakları bulunmadığı, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından davalılarca haklı fesih nedeninin ispatlanamadığı yönündeki mahkeme kararında hata bulunmadığı, ayrıca davacının sendika temsilcisi olduğu, dosya kapsamında mevcut davalı şirket ve Hizmet iş Sendikası arasında düzenlenen Toplu iş sözleşmesinin 25. maddesine göre de davacının iş akdinin disiplin kurulu tarafından feshedilebileceği, davacının iş akdinin TİS hükümlerine aykırı şekilde feshedildiği, İlk derece mahkemesinin davacının işe iadesine yönelik kararı dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla yerinde olmayan davalılar istinafının esastan reddine karar verilmiştir.
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan kararın istinaf yolu ile incelenmesini davacı ve davalılar vekillerinin yasal süre içerisinde istemesi üzerine düzenlenen rapor ile dosyadaki tutanaklar ve belgeler okunduktan sonra gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde: ” Davacı müvekkil, davalı Doğankent Belediye Başkanlığı / Doğankent Belde Enerji İnş. Gıda Turz. Sos. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. bünyesinde 15.07.2018 tarihinden bu yana belirsiz süreli hizmet akdiyle çalışmakta iken iş sözleşmesi, 4857 Sayılı İş Kanunu, 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına aykırı şekilde 08.04.2024 tarihinde feshedilmiştir. Doğankent Belediye Başkanlığı / Doğankent Belde Enerji İnş. Gıda Turz. Sos. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. bünyesindeki Hizmet-İş Sendikası üyesi işçileri temsil etmek amacıyla işyeri sendika temsilcisi olarak atanan müvekkilinin iş akdinin feshine ilişkin işlemin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, 6356 sayılı İş Kanunu’nun “İşyeri Sendika Temsilciliğinin Güvencesi” başlıklı 24. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince, temsilcilik süresini aşmamak kaydıyla fesih tarihi ile kararın kesinleşme tarihi arasındaki döneme ilişkin ücret ve diğer hakların tamamının tahsiline, Davacının, 6356 sayılı kanunda belirtilen süre içerisinde işe başlatılmak üzere davalı işverene müracaatı üzerine işveren tarafından 6 iş günü içerisinde işe başlatılmaması halinde, 6356 sayılı İş Kanunu’nun “İş yeri Sendika Temsilciliğinin Güvencesi” başlıklı 24. Maddesinin 3. fıkrası gereğince, iş ilişkisinin devam ettiği kabul edilerek, davacı müvekkilin ücret ve diğer haklarının iş yeri sendika temsilciliği süresince işverenlerden alınarak davacı müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz. Saygılarımızla. ”şeklinde talepte bulunulduğu görülmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesinde: ”Davacının iş akdi haklı nedenle feshedilmiştir. Davacı, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller içerisinde olmuş ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemiştir. Davacı, müvekkil şirket bünyesinde çalışırken aynı anda kasaba merkezinde bir iş yeri (kahvehane) işletmiştir. Davacının bu eylemi işvereninin güvenini sarsan bir hareket olmuştur. Davacının bu hareketleri süreklilik kazanmıştır. Yargıtay uygulamasına göre, fesih öncesinde işe devamsızlığın nedeninin araştırılması bir zorunluluk değildir. Ki işveren buna rağmen gerekli evrakı toplamıştır. Davacı yan her ne kadar iş ilişkisinin devam ettiği kabul edilerek davacının fesih nedeniyle çalışamadığı süre için ücret ve diğer hakların ödenmesini istemişse de davacının iş akdi haklı nedenle feshedilmiştir. Haksız, Hukuka ve Usule Aykırı Olarak Açılan Davanın Reddine, Yargılama Giderleri İle Vekalet Ücretinin Davacının Üzerinde Bırakılmasına Karar Verilmesini, saygılarımızla arz ve talep ederiz. ”şeklinde talepte bulunulduğu görülmüştür.
Mahkemece, ” Davanın KABULÜ ile;
İşverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının Doğankent Belde Enerji İnş. Gıda Turz. Sos. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti bünyesindeki İŞE İADESİNE,
Davacının kararın kesinleşmesinden itibaren 6 iş günü içinde işe başvurması şartı ile davalı işverence 6 iş günü içinde işe başlatılmaması halinde iş ilişkisinin devam ettiği kabul edilerek ücret ve diğer haklarının sendika iş yeri temsilciliği süresince ödenmesi gerektiğinin TESPİTİNE,
Davacının sendika iş yeri temsilciliği süresini aşmamak kaydıyla fesih tarihi ile kararın kesinleşmesi tarihi arasındaki ücret ve diğer haklarının davalılardan müteselsilen tahsilinin gerektiğinin TESPİTİNE, ” karar verilmiştir.
Karar karşı davalılar ve davacı vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvuruda bulunulmuştur.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın hukuka ve olayın özüne aykırı olduğunu, 6356 Sayılı Kanunun m. 24 hatalı yorumlandığını, mahkemece davacını iş yeri sendika temsilcisi olması nedeniyle iş sözleşmesinin ancak haklı nedenle ve yazılı fesihle sona erdirilebileceği gerekçesi ile davayı kabul ettiğinin ancak davacının eylemleri uzun süreli devamsızlıkları kart okutma hilesi işverene karşı güveni kötüye kullanma kapsamında 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II-g uyarınca haklı fesih niteliğinde olduğunu, yazılı fesih şartının somut olayda gerçekleştiğini, belediyenin 05.04.2024 tarihli yazısı ile davacının işe gelmediği kartını başkasına okuttuğu bu nedenle işten çıkarılmasına karar verildiğinin açıkça belirtildiğini, bilirkişi raporu ve teknik delillerin göz ardı edildiğini, davacının kartının başkası tarafından okutulduğunun teknik olarak tespit edildiğini, Yargıtay Kararına göre teknik ve bilimsel bilirkişi raporlarının soyut tanık anlatımlarından üstün tutulduğunu, tanık beyanlarının çelişkili ve yetersiz olduğunu, siyasi nedenle fesih iddialarının ispatlanamadığını, belediye belediye şirketi ilişkisinin hatalı nitelendirildiğini, Yargıtay’a göre belediyeler ile belediye şirketleri arasındaki ilişkinin her somut olayda ayrıca incelenmesi gerektiğini, davacının iş sözleşmesinin yalnızca şirket ile kurulduğunu, ücret, SGK özlük işlemleri belediye tarafından değil şirket tarafından yürütüldüğünü, bu haliyle belediye yönünden husumet yokluğu dikkate alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, belediye şirket işçisi yönünden belediyenin otomatik sorumluluğunun kabul edilemeyeceğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini istinaf başvuru sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Katılma yolu ile istinaf kanun yoluna başvuruda bulunan davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle: ilk derece mahkemesi tarafından her ne kadar hukuka uygun olarak işe iade davalarının kabulü ile birlikte davacı ile iş yeri sendika temsilcisi olduğu için 6356 sayılı STİSK’nun 24/3. Fıkrasına atıf yapılarak hüküm kurulmuş ise de, söz konusu kararda temsilcinin işe iadesinin mali sonuçları bakımından hükmün 2 ve 3 nolu bentlerinde 4857 sayılı kanun, Yargıtay yerleşik içtihatları ve 6356 sayılı STİSK 24/3 düzenlemesine açıkça aykırı karar verildiğini, Kararın bu haliyle uygulanmasının mümkün olmayacağını, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından hukuka aykırı kısımların kanuna uygun olarak düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesini talep ettiklerini, Yargıtay Yerleşik içtihatları gereğince işe iade davalarında taraf teşkilinin sağlanması için asıl işveren ve alt işverenin davalı olarak birlikte dava da taraf olması gerektiğini, davanın alt işverene açıldığı durumlarda Yargıtay ilgili daireleri alt işveren ile asıl işveren arasında mecburi dava arkadaşlığının hasıl odluğunu işe iade davasının maddi sonuçlarından her iki tarafından müşterek ve müteselsilen sorumlu olacağının nazara alınarak davalı olarak yer alması gerektiği yönünde içtihat oluşturduğunu, 4857 Sayılı İş Kanunu ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki düzenlemeler gereğince davalı belediye başkanlığı ile davalı şirket arasında mecburi dava arkadaşlığı olduğunun açık olduğunu, verilen işe iade kararı ile birlikte maddi sonuçlarından, 4857 Sayılı İş Kanunu ve Yargıtay’ın Yerleşik içtihatlarının yanlış değerlendirilmesi sonucu hüküm kurarken 2 ve 3 nolu bentlerde çelişkiye neden olduğunu ve kararın bu haliyle uygulanması imkansız hale geldiğini, Bu nedenle istinaf incelemesi neticesinde kararın kaldırılarak, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından, asıl işveren ve alt işverenlerin işe iade davasının maddi sonuçlarından, 4857 Sayılı İş Kanunu ve Yargıtay’ın Yerleşik içtihatları gereğince müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğu nazara alınarak düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesini talep ettiklerini istinaf başvuru sebepleri olarak ileri sürmüştür.
İstinaf başvuru sebep ve gerekçeleri ile kamu düzeni kapsamında Daire önüne gelen uyuşmazlık dikkate alınmak sureti ile yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu;
Dava işe iade talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş,karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davalıların istinaf nedenlerinin incelenmesinde;
Davalı Belediye husumet itirazında bulunmuş ise de, cevap dilekçesi içeriği(davalı şirketin belediye iştiraki olduğuna dair beyanlar),belediye başkanı tarafından imzalan feshe ilişkin üst yazı,SGK kayıtları, tanık anlatımları ve tüm dosya içeriğine göre; davacının, davalı Belediye’ye bağlı iş yerlerinde çalıştığı, davalı Belediye ile dava dışı işverenler arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunduğu ve davalı Belediye’nin asıl işveren olarak işe iadenin mali sonuçlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kanaatine varılmakla, husumet itirazı yerinde görülmemiştir.
İlk derece mahkemece özetle ;…”Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında davacının iş akdinin devamsızlık nedeniyle feshedildiği iddia edilmiştir. Hizmet İş Sendikası’ndan alınan 29.09.2025 tarihli müzekkere cevabı gereğince davacının iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte iş yeri sendika temsilcisi olduğu görülmektedir. Dosya içerisinde 05.04.2024 tarihli Doğankent Belediye Başkanlığı tarafından, Doğankent Belde Enerji İnşaat şirketine yönelik yazılan işten çıkış tebligatının bulunduğu, ilgili yazı kapsamında davacının Mart ayında işe gelmediği, işe giriş çıkışlarda okutulan kartını başkasına okuttuğu, 05.04.2024 tarihi itibariyle de işe gelmediğinden bahisle ihracının yapılmasına karar verildiği belirtilmiştir. Dosya içerisinde ilgili fesih sebebinin ve olayın davacıya yazılı olarak açık ve kesin şekilde belirtildiği ve tebliğ edildiği tespit edilememiştir. Kaldı ki her ne kadar Ramazan Özdemir tarafından düzenlenen bilirkişi raporu kapsamında davacı ile eşleşmeyen bir şahsın kart okuttuğu tespit edilmiş ise de, dosya içerisinde dinlenen davacı ve davalı tanıklarının alınan beyanlarında davacının belediye binası dışında belediye başkanı şoförü olarak da görev yaptığı ve belediye başkanının emirlerini yerine getirdiğinin, bu sebeple binaya gelerek her zaman kart okutmadığının ya da başkasına kartını vermek suretiyle okutturduğunun tespit edildiği, davacının iş yeri olduğu bir kısım tanıkların beyanlarında bahsediliyor ise de, davacının kendisine ait iş yerinde çalışması nedeniyle devamsızlık yaptığına ilişkin dosya kapsamında kesin delil bulunmadığı, bunun haricinde de davacının devamsızlık yaptığı hususunda dosya kapsamında devamsızlık tutanaklarının yada davacıdan bu hususta alınmış savunmanın bulunmadığı, bir kısım davacı tanıklarının davacının siyasi nedenlerle seçim sonrasında iş akdinin sona erdiğinin beyan edildiği, fesih tarihleri ile yerel seçim tarihinin uyumlu olduğu, davacının sendika temsilcisi olması nedeniyle iş akdinin feshinde yazılı fesih belgesinde haklı nedenin açık ve kesin şekilde davacıya bildirilmediği, anlaşıldığından davacının iş akdinin 6356 Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, 24. Maddesine göre geçerli bir şekilde feshedilmediği anlaşıldığından 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunun 24. Maddesine göre davanın kabulüne feshin geçersizliğine ve davacının Doğankent Belde Enerji İnş. Gıda Turz. Sos. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti bünyesindeki işe iadesine karar verilmiştir
Dosyanın incelenmesinde,davacının iş akdinin Belediye Başkanılığının 05/04/2024 tarihli diğer davalı şirkete gönderdiği fesih yazıyla sona erdirildiği, ilgili yazıda Mart ayındaki işe giriş kamera kayıtları incelendiğinde işe gelmediğinin,işe giriş çıkış kart kayıtlarını başka bir personele okutuğu,05/04/2024 tarihi itibari ile de işe gelmediği gelmediği tespit edildiği,toplu iş sözleşmesinde belirtilen cezai haller başlıklı 3.madde gereği dorudan ihracının yapılması gerektiği şeklindeki gerekçeler ile davacının iş akdine son verildiği görülmüştür.
Söz konusu fesih yazısının davacıya tebliğ edildiğine dair dosya kapsamında bilgi ve belge mevcut olmadığı ,davacının devamsızlık yaptığına dair gün gün tutulan devamsızlık tutanakları bulunmadığı, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından davalılarca haklı fesih nedeninin ispatlanamadığı yönündeki mahkeme kararında hata bulunmadığı,ayrıca davacının sendika temsilcisi olduğu,dosya kapsamında mevcut davalı şirket ve Hizmet iş Sendikası arasında düzenlenen Toplu iş sözleşmesinin 25. maddesine göre de davacının iş akdinin disiplin kurulu tarafından feshedilebileceği, davacının iş akdinin TİS hükümlerine aykırı şekilde feshedildiği, İlk derece mahkemesinin davacının işe iadesine yönelik kararı dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla yerinde olmayan davalılar istinafının esastan reddine karar verilmiştir.
Davacının istinaf sebeplerinin incelenmesinde;
Davacının davalı iş yerinde sendika temsilcisi olduğu, dava dilekçesinde 6356 Sayılı Yasanın 24. Maddesi gereği, fesih tarihi ile kararın kesinleşme tarihi arasındaki ücret ve diğer haklarının ödenmesi gerektiğinin, yasal sürede başvuru üzerine altı iş günü içinde işe başlatılmaması halinde, iş ilişkisinin devam ettiği kabul edilerek ücreti ve diğer haklarının temsilcilik süresince müştereken ve müteselsilen ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesi talep edildiği anlaşılmıştır.
İlk derece Mahkemesince de, yukarıda belirtildiği üzere doğru şekilde davalıların ücret ve diğer haklardan müteselsilen sorumlu olduklarının kabul edildiği, ancak hükümde çelişki ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde;.. “davalı işverence 6 iş günü içinde işe başlatılmaması halinde iş ilişkisinin devam ettiği kabul edilerek ücret ve diğer haklarının sendika iş yeri temsilciliği süresince ödenmesi gerektiğinin tespiti” şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu belirlenmiştir.
Ancak incelemeye konu karardaki yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.2 hükmü gereğince karar ortadan kaldırılmış, davanın esası hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı;
A-1-Davalı vekilinin istinaf BAŞVURUSUNUN, HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-)Alınması gereken maktu 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL’ sinin mahsubu ile bakiye 116,60 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye GELİR KAYDINA,
B-1-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, KARARININ KALDIRILARAK, YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle;
2-)Davanın KABULÜ ile;
3-)İşverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının Doğankent Belde Enerji İnş. Gıda Turz. Sos. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti bünyesindeki İŞE İADESİNE,
4-)Davacının kararın kesinleşmesinden itibaren 6 iş günü içinde işe başvurması şartı ile davalı işverence 6 iş günü içinde işe başlatılmaması halinde iş ilişkisinin devam ettiği kabul edilerek ücret ve diğer haklarının sendika iş yeri temsilciliği süresince davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine TESPİTİNE,
5-)Davacının sendika iş yeri temsilciliği süresini aşmamak kaydıyla fesih tarihi ile kararın kesinleşmesi tarihi arasındaki ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin gerektiğinin TESPİTİNE
6-)Alınması gerekli 732,00-TL harçtan, dava başında yatırılan 427,60-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına,
7-)Davacı tarafça yatırılan 427,60-TL peşin harç ve 427,60 -TL başvuru harcı olmak üzere toplam 855,20 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-)Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan; 4.405,00-TL yargılama giderinin davalıdan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
9-)Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,
10-)Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine,
11-Dava tam kabul ile sonuçlandığından, davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine YEROLMADIĞINA,
12-Devletçe karşılanan 2.200,00 TL arabuluculuk ücretinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
13-Taraflarca yatırılan gider avansından artan miktarın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
C-1-)Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının (maktu) istek halinde davacıya iadesine,
2-)Davacı tarafından yapılan 600,00 TL istinaf gideri ve 2002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurmak harcı olmak üzere toplam 2602,00 TL’nin davalılardan müşterek müteselsil alınarak davacıya verilmesine,
3-)Artan istinaf gider avansının HMK’nin 333/1. maddesi uyarınca taraflara iadesine,
4-)HMK’nın 359/3. maddesi gereğince kararın tebliği, 302/5. maddesi gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8’inci maddesi uyarınca davanın niteliği itibariyle KESİN olmak üzere 03/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Relevant Law / Article
4857 S. İşK/18-21
6356 S. NGO/24
KAYSERİ
REGIONAL COURT OF JUDICIAL
8.LAW DEPARTMENT
Docket No. 2026/647
Decision No. 2026/742
Date: 13/03/2026
THE EMPLOYMENT CONTRACT OF THE WORKPLACE UNION REPRESENTATIVE CANNOT BE TERMINATED WITHOUT JUSTIFIED REASON.
IN ACCORDANCE WITH THE TİS PROVISIONS APPLIED IN THE WORKPLACE, THE WORKPLACE UNION REPRESENTATIVE CANNOT BE DISMISSED FOR JUSTIFIED REASON WITHOUT THE DECISION OF THE DISCIPLINARY COMMITTEE.
IT HAS NOT BEEN PROVEN THAT THE WORKPLACE UNION REPRESENTATIVE HAS PERFORMED ABSENCE TO THE EXTENT TO CONSTITUTE A JUSTIFIED REASON.