ÖZETİ: Öncelikle belirtmek gerekir ki hükme esas alınan bilirkişi raporunda yetki başvuru tarihinde çalışan toplam işçi sayısı 834 olarak tespit edilmesine karşın, Mahkemece maddi hata sonucu toplam işçi sayısının 833 olarak kabul edilmesi isabetsizdir. Diğer taraftan Mahkemece hakkında işe iade kararı verilen 22 sendika üyesi işçinin sadece sendika üye sayısına dâhil edilmesi de doğru olmamıştır. Hakkında işe iade kararı verilen 22 işçinin, yetki başvuru tarihinde çalışan toplam işçi sayısına da eklenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla yetki başvuru tarihindeki toplam işçi sayısı 856, yüzde kırk çoğunluğun sağlanması için gereken sendika üye sayısı 343 olmasına karşın, davacı Sendikanın üye sayısı 340 olduğundan, gerekli sayısal çoğunluğun sağlanmadığı açıktır.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Bakanlık) vekili ile ihbar olunan Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık AŞ (Hürriyet AŞ) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.
İhbar olunan Hürriyet AŞ vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de; inceleme konusu dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde temyizde duruşmaya tâbi davalar arasında belirtilmediğinden, duruşma isteminin reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Türkiye Gazeteciler Sendikasının yetki başvurusunda bulunduğu 04.11.2019 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının “kamu.turkiye.gov.tr” adresinde yayımlanmaya devam eden en son listelere göre Hürriyet AŞ’de toplam çalışan sayısının 873 olduğunu, bu sayılara göre Sendikanın Hürriyet AŞ işyerlerinde yetki başvurusu için gereken üye sayısının 350 olduğunu, Türkiye Gazeteciler Sendikasının 04.11.2019 tarihindeki üye sayısının ise 356 olduğunu, toplu iş sözleşmesi imzalamak için gereken asgari sayının 6 üye fazlasına sahip olduklarını, ancak Bakanlığın müvekkiline gönderdiği davaya konu cevap yazısında, 05.11.2019 tarihindeki çalışan sayısının 940 olarak bildirildiğini, Ekim ayına oranla 05.11.2019 tarihine kadar 100 yeni işçinin işe alınmış göründüğünü, 100 hayalet işçi bulunduğunu, Türkiye Gazeteciler Sendikasının, üyeleri vasıtası ile yaptığı araştırmada Hürriyet AŞ’ye ait işyerlerine fiilen bir kişinin dahi işe başlamadığını tespit ettiğini, sendikal sebeple iş sözleşmelerinin feshedildiğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle olumsuz yetki tespitinin iptali ile Türkiye Gazeteciler Sendikasının, Hürriyet AŞ işyerlerinde yetkili sendika olduğunun ve yetki belgesi verilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
- CEVAP
- Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun (6356 sayılı Kanun) 42. maddesi gereğince işçi sendikası, işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren tarafından yapılan yetki tespit başvuruları karşılanırken işverenler tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) yapılan işyerlerine ilişkin tescil ve işçi bildirimlerinin esas alındığını, Sendika Yetki Sistemine SGK kayıtlarından otomasyon sistemiyle yansıyan bilgiler doğrultusunda işlem yapıldığını, yetki tespitine konu işyerlerinin işçi giriş çıkış listelerine bakıldığında işe giriş çıkışların olduğunu, bilhassa 25.10.2019 tarihinde 77, 26.10.2019 tarihinde 100 işçinin işe alındığının SGK üzerinden sisteme gelen bilgilerde görüldüğünü belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.
- İhbar olunan Hürriyet AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın toplu iş sözleşmesi yapmak için gerekli yasal çoğunluğu sağlayamadığını, davacı tarafın başvurusunun hatalı olduğunu, müvekkili Şirket bakımından işyeri toplu iş sözleşmesi başvurusu yapılmasının zorunlu olduğunu, davacı tarafın iş sözleşmelerinin feshine ilişkin iddialarının haksız ve kötüniyetli olup yargılaması iş mahkemelerinde devam eden davaların bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının iddia ettiği gibi sendika yetki belgesi alınmasının önüne geçilmesi saikinin söz konusu olmadığını, müvekkili Şirketçe, Türkiye Gazeteciler Sendikasının yetki belgesi almak için Bakanlığa başvuru yapıldığının bilinmesinin ve bilinme ihtimalinin kesinlikle ve kati olarak mümkün olmadığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul 24. İş Mahkemesinin 09.12.2022 tarihli kararı ile; davanın kabulü ile Türkiye Gazeteciler Sendikasının, Hürriyet AŞ işyerlerinde yetkili sendika olduğunun ve yetki belgesi verilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
- İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 09.12.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Bakanlık vekili ile ihbar olunan Hürriyet AŞ vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 25.05.2023 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararında yer alan tespitlerin isabetli olduğu gerekçesiyle davalı Bakanlığın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
- BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.05.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı Bakanlık vekili ile ihbar olunan Hürriyet AŞ vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı sadece davalı Bakanlığın istinafa başvurduğu belirtilerek sadece Bakanlık vekilinin istinaf itirazlarına gerekçede yer verildiği ve neticede de sadece Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, diğer taraftan ihbar olunan Hürriyet AŞ vekilinin cevap dilekçesi ve istinaf başvurusu kararda hiç belirtilmediği gibi istinaf başvurusuna ilişkin herhangi bir gerekçe de tesis edilmediği, bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, ihbar olunan Hürriyet AŞ vekilinin istinaf başvurusuna da kararda yer verilmesi ve söz konusu başvuruya ilişkin de gerekçe ve hüküm tesisi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.02.2024 tarihli kararı ile; somut olayda kararı, ihbar olunan Hürriyet AŞ vekili istinaf etmiş ise de davalı yanında müdâhil olmayan, hakkında müdâhillik kararı verilmeyen ve aleyhine hüküm kurulmayan ihbar olunanın kararı istinaf hakkı bulunmadığından, ihbar olunan Hürriyet AŞ vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiş; davalı Bakanlık istinafı bakımından, 05.11.2019 yetki başvurusundan önceki 10 günde ilk defa işe alımı yapılan 9 işçinin ve grup şirketlerinden eş zamanlı girişi bildirilen 175 işçinin gerçek ihtiyaca dayanmayan muvazaalı işe girişler olduğu, bu 184 işçilerden 2’sinin 05.11.2019’dan önce çıkışı bildirildiğinden, Bakanlığın 05.11.2019 tarihli işleminde dikkate aldığı 940 işçiden muvazaalı giriş yapılan 182 işçi hariç tutulduğunda 758 işçiden 318 üye işçinin %41,95 oranı anlamına geldiği ve bunun işletme toplu iş sözleşmesi yetkisi için yeterli olduğu, işe iadesinin kesinleştiği anlaşılan 22 sendika üyesi işçi dikkate alındığında ise 780 toplam işçiye göre 340 üyenin %43,59 çoğunluk anlamına geldiği gerekçesiyle Bakanlık istinafının yerinde olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.02.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı Bakanlık vekili ile ihbar olunan Hürriyet AŞ vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, olumsuz yetki tespitine itiraz davasında, yetki başvurusuna konu işyeri yahut işletmede toplu iş sözleşmesi yapabilme yetkisinin hangi işçi sendikasına ait olacağı belirleneceğinden, 6356 sayılı Kanun’un 43/4 hükmünde davanın ihbar edilmesi zorunluluğu bulunanlar hakkında da hüküm kurulduğunun kabulünün zorunlu olduğu, bu itibarla dava kendisine ihbar edilmesi gereken işverenin de kanun yoluna başvurabileceği, bu dava bakımından dava kendisine ihbar olunan işverenin tek başına kanun yollarına başvurabileceği, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı kanuni süre içinde istinaf yoluna başvuran ihbar olunan Hürriyet AŞ’nin kanun yollarına başvurma hakkı bulunduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince anılan başvurunun usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince ihbar olunan Hürriyet AŞ’nin istinaf başvuru dilekçesinde belirttiği hususlar çerçevesinde esasa yönelik inceleme yapılması, bu suretle gerekçe ve hüküm tesis edilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına kararı verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.09.2024 tarihli kararı ile; ihbar olunan işverenliğin bir taraftan yetki başvuru tarihinden kısa süre önce işletmesel karar gerekçesiyle 44 sendikalı işçiyi işten çıkarttığı, diğer taraftan grup şirketlerde çalışan 182 işçiyi çalıştıkları işyerlerinden çıkışları yapılmadan davalı işverenlikte işe başlattığı, bu durumun hayatın olağan akışına da uygun olmadığı, hâl böyle olunca işverenin, davacı Sendikanın çoğunluğunu engellemek için iş sözleşmesi yapma hakkını kötüye kullandığı ve bu itibarla söz konusu 182 işçinin toplam işçi sayısının hesabında nazara alınmaması gerektiği, davalı tüzel kişiliğin basın, yayın ve gazetecilik işkolunda faaliyet gösterdiği ve birden çok işyerinin (13 adet) bulunduğu, işyerleri bir toplu iş sözleşmesi ünitesi olan işletme sayılarak ve %40 çoğunluğa göre sonuca gidilmesi gerektiği, 05.11.2019 yetki başvurusundan önceki 10 günde ilk defa işe alımı yapılan 9 işçinin ve grup şirketlerinden eş zamanlı girişi bildirilen 175 işçinin gerçek ihtiyaca dayanmayan muvazaalı işe girişler olduğu, bu 184 işçiden 2’sinin 05.11.2019’dan önce çıkışı bildirildiğinden, Bakanlığın 05.11.2019 tarihli işleminde dikkate aldığı 940 işçiden muvazaalı giriş yapılan 182 işçi hariç tutulduğunda 758 işçiden 318 üye işçinin %41,95 oranı anlamına geldiği ve bunun işletme toplu iş sözleşmesi yetkisi için yeterli olduğu, bu hâli ile işe iade davalarının bekletici mesele yapılmasına yer olmadığı, dosya içeriği itibarıyla 44 işe iade davasından sendikal fesih nedeni ile işe iadesinin kesinleştiği anlaşılan 22 sendika üyesi işçi dikkate alındığında ise 758 + 22 = 780 toplam işçiye göre 318 + 22 = 340 üyenin %43,59 çoğunluk anlamına geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.09.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı Bakanlık vekili ile ihbar olunan Hürriyet AŞ vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; aralarında hukuk fakültesi iş hukuku anabilim dalında görev yapan öğretim üyesi, basın sektöründe uzman ve insan kaynakları/işletme uzmanı bilirkişilerin yer aldığı bir bilirkişi kurulunun teşkil edilmesi, yetki tespitine esas alınan tüm birimlerin işleyişine ve faaliyetlerine ilişkin bilgi ve belgelerin getirtilmesi, tespit konusu birimlerin bağımsız şekilde faaliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, bütün birimlerin tek bir merkezden yönetilip yönetilmediğinin belirlenmesi, bu hususlarda tarafların beyanının alınması, yukarıda belirtilen ilkeler ışığında yetki tespitine esas alınan birimlerin iş organizasyonu kapsamında tek bir işyeri niteliğinde yahut bağımsız işyerlerinden oluşan işletme niteliğinde bulunup bulunmadığı ve buradan hareketle yarıdan fazla çoğunluk mu %40 çoğunluk mu aranacağının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiği; bilirkişi heyetince Bakanlık tespiti dikkate alınarak 940 işçi bakımından yetki tespit başvuru tarihinden kısa süre önce işe girişi yapılan işçilerin tespit edilmesi, bu işçilerin yetki başvurusuna konu işyerlerinde işe giriş ve daha sonra çıkış tarihinin belirlenmesi, işe yeni girişi yapılan işçilerin daha önce hangi işyerinde çalıştığının tespit edilmesi, itiraz konusu 74 işçi bakımından da aynı incelemenin gerçekleştirilmesi, somut işçi isimleri ile anılan hususlar da belirtilmek suretiyle denetime elverişli şekilde bilirkişi raporunun düzenlenmesi gerektiği; davacı Sendika tarafından yetki başvuru tarihinden kısa süre önce iş sözleşmesi feshedilen 44 işçi bulunduğu itirazı ileri sürülmüş ise de bu çerçevede yapılan araştırmanın da yetersiz olduğu gerekçesiyle kararın Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyulan bozma kararı doğrultusunda yapılan araştırma neticesinde 05.11.2019 başvuru tarihi itibarıyla davacı Sendikaya üye sayısının 318 olduğu, işe iade davası lehine sonuçlanıp işe başvuru yapan 22 işçinin eklenmesi ile toplam sayının 340’a ulaştığı, bilirkişi heyet raporunda açıklandığı üzere işyerinde çalışan sayısının 833 olduğu, bu sayılara göre 6356 sayılı Kanun’un 41/1 hükmünde öngörülen %40 orandaki çoğunluğun sağlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
- TEMYİZ
- Temyiz Sebepleri
Davalı Bakanlık vekili ile ihbar olunan Hürriyet AŞ vekili; cevap dilekçelerinde belirttikleri sebepleri ileri sürmüşlerdir.
- Değerlendirme ve Gerekçe
Toplu iş sözleşmesi kavramı 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” başlıklı 53. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin 1. fıkrasına göre “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.”
6356 sayılı Kanun’un41/1 hükmüne göre “Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birinin üyesi bulunması şartıyla işçi sendikası, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesi bulunması hâlinde bu işyeri veya işletme için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.”
6356 sayılı Kanun’un “Yetki tespiti için başvuru” kenar başlıklı 42. maddesi şöyledir:
“(1) Toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçi sendikası Bakanlığa başvurarak yetkili olduğunun tespitini ister. İşveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren de Bakanlığa başvurarak yetkili işçi sendikasının tespitini isteyebilir.
(2) Bakanlık, kayıtlarına göre başvuru tarihi itibarıyla bir işçi sendikasının yetkili olduğunu tespit ettiğinde, başvuruyu, işyeri veya işletmedeki işçi ve üye sayısını, o işkolunda kurulu işçi sendikaları ile taraf olacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene altı iş günü içinde bildirir.
(3) İşçi sendikasının yetki şartlarına sahip olmadığının ya da işyerinde yetki şartlarına sahip bir işçi sendikasının bulunmadığının tespiti hâlinde, bu bilgiler sadece başvuruyu yapan tarafa bildirilir.
(4) Sigortalılığın başlangıcı ile sona ermesine ilişkin bildirimlerden yasal süresi içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılmayanlar, yetkili işçi sendikasının tespitinde dikkate alınmaz.
(5) Yetki tespiti ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.”
Yine aynı Kanun’un “Yetki itirazı” kenar başlıklı 43. maddesi de şu şekildedir:
“(1) Kendilerine 42 nci madde uyarınca gönderilen tespit yazısını alan işçi veya işveren sendikaları veya sendika üyesi olmayan işveren; taraflardan birinin veya her ikisinin yetki şartlarına sahip olmadığı veya kendisinin bu şartları taşıdığı yolundaki itirazını, nedenlerini de göstererek yazının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde mahkemeye yapabilir.
(2) İtiraz dilekçesi görevli makama kayıt ettirildikten sonra mahkemeye verilir. Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin yüzde birinden daha az üyesi bulunan işçi sendikası, yetki itirazında bulunamaz.
(3) İtiraz dilekçesinde veya ekinde somut delillerin yer almaması hâlinde itiraz incelenmeksizin reddedilir. İşçi ve üye sayılarının tespitinde maddi hata ve süreye ilişkin itirazları mahkeme altı iş günü içinde duruşma yapmaksızın kesin olarak karara bağlar. (Değişik cümle: 12/10/2017-7036/34 md.) Bunların dışındaki itirazlar için mahkeme, duruşma yaparak karar verir ve bu karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi bir ay içinde kararını verir. (Ek cümle: 12/10/2017-7036/34 md.) Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması hâlinde Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.
(4) 42 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca kendisine yetki şartlarına sahip olmadığı bildirilen işçi sendikası, altı iş günü içinde yetkili olup olmadığının tespiti için dava açabilir. Mahkeme açılan davayı o işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birini üye kaydeden işçi sendikaları ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene de bildirir. Mahkeme davayı iki ay içinde sonuçlandırır.
(5) İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini durdurur.”
Somut uyuşmazlıkta, Bakanlık tarafından 05.11.2019 başvuru tarihi itibarıyla Hürriyet AŞ ve bağlı işyerlerinde 940 işçi çalıştığı ve davacı Sendikanın 318 üyesi bulunduğu gerekçesiyle davacı Sendikanın toplu iş sözleşmesi yapabilmek için gerekli çoğunluğu sağlayamadığına dair 11.11.2019 tarihli ve 2826917 sayılı olumsuz yetki tespit kararı verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrasında yapılan araştırma neticesinde, bilirkişi raporuna dayanılarak, yetki başvuru tarihi itibarıyla çalışan işçi sayısı 833 olarak belirlenmiştir. Yetki başvuru tarihi itibarıyla sendika üye sayısının 318 olduğu, kesinleşmiş mahkeme kararı ile işe iade edilen sendika üyesi işçi sayısının 22 olduğu, buna göre yetki başvuru tarihindeki sendika üye sayısının 340 olduğu kabul edilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki hükme esas alınan bilirkişi raporunda yetki başvuru tarihinde çalışan toplam işçi sayısı 834 olarak tespit edilmesine karşın, Mahkemece maddi hata sonucu toplam işçi sayısının 833 olarak kabul edilmesi isabetsizdir. Diğer taraftan Mahkemece hakkında işe iade kararı verilen 22 sendika üyesi işçinin sadece sendika üye sayısına dâhil edilmesi de doğru olmamıştır. Hakkında işe iade kararı verilen 22 işçinin, yetki başvuru tarihinde çalışan toplam işçi sayısına da eklenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla yetki başvuru tarihindeki toplam işçi sayısı 856, yüzde kırk çoğunluğun sağlanması için gereken sendika üye sayısı 343 olmasına karşın, davacı Sendikanın üye sayısı 340 olduğundan, gerekli sayısal çoğunluğun sağlanmadığı açıktır.
Bu olgulara göre dahi davacı Sendika gerekli sayısal çoğunluğu sağlayamadığından, diğer temyiz itirazlarının değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. Belirtilen sebeplerle; 6356 sayılı Kanun’un 43/3 hükmü uyarınca hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
VII. HÜKÜM
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
- Davanın REDDİNE,
- Karar tarihi itibarıyla alınması gerekli olan732,00 TL harçtan, peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 687,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
- İhbar olunan Hürriyet AŞ tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf başvurma harcı, 10.484,10 TL temyiz yoluna başvurma harcı üzere toplam 10.976,10 TL harcın davacıdan alınarak ihbar olunan Hürriyet AŞ’ye verilmesine, ihbar olunan Hürriyet AŞ tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı Bakanlık ile ihbar olunan Hürriyet AŞ’ye müştereken verilmesine,
- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı Bakanlığın yaptığı19.528,25 TL, ihbar olunan Hürriyet AŞ’nin yaptığı 16.620,00 TL yargılama giderlerinin davacıdan tahsili ile davalı Bakanlık ile ihbar olunan Hürriyet AŞ’ye ödenmesine,
- Yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili taraflara iadesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ihbar olunan Hürriyet AŞ’ye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.