ÖZETİ: İnceleme konusu davada, davalı Sendika Yönetim Kurulunun iptali talep edilen 25.07.2025 tarihli ve 996 sayılı kararı ile; “…Ülke genelindeki üyelerimizin ve Manisa Yunusemre Belediyesindeki üyelerimizin katılımı ile 07-08 Ağustos 2025 tarihlerinde 2 gün iş bırakma eylemi ile 08 Ağustos 2025 tarihinde saat 12:00’de Yunusemre Belediyesi önünde basın açıklaması yapılmasına…” karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davacı Belediye tarafından belirtilen Sendika Yönetim Kurulu kararının iptali talep edilmiş ise de; davanın açıldığı zamana göre değerlendirme yapılması gerektiği, söz konusu kararın üyelere yönelik sendikanın iç işleyişine ilişkin olduğu, fiilî bir olgu teşkil etmesi itibarıyla kararın uygulanıp uygulanmayacağı belirsiz olduğu gibi üyelerin kararlaştırılan eyleme katılıp katılmayacağının bilinmediği de tartışmasızdır.
Bu maddi ve hukuki olgulara göre, davacının güncel nitelikte hukuken korunmaya değer bir yararı bulunmadığı açıktır. Belirtmek gerekir ki, bir davada öncelikle dava şartlarının mevcut olup olmadığının incelenmesi gerektiğinden, davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilmesine ihtiyaç bulunmamaktadır.
Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Kanun’un 114/1-(h) hükmü gereğince hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar gözetilmeksizin, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm tesisi ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddi kararı hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Bağımsız Yerel Yönetim Çalışanları Hak Sendikası (Sendika) Yönetim Kurulunun 25.07.2025 tarihli ve 996 sayılı kararı ile Manisa Yunusemre Belediye Başkanlığında (Belediye) görev yapan üyelerinin katılımı ile 07-08 Ağustos 2025 tarihlerinde 2 gün süreyle iş bırakma eylemi ve 08.08.2025 tarihinde Belediye önünde basın açıklaması yapılmasına karar verdiğini, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile memurlara grev hakkı tanınmadığı gibi “Toplu eylem ve hareketlerde bulunma yasağı” başlıklı 26. maddesinin de “Devlet memurlarının kamu hizmetlerini aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelip de Devlet hareketlerde bulunmaları yasaktır” şeklinde olduğunu, belediye hizmeti veren bir kurumda hafta sonu ile birleşen 2 gün üst üste kesintisiz iş bırakma eylemi gerçekleştirilmesinin hem vatandaşın hem de İdarenin zararına olup içtihatlarla korunan sendikal hakların amacı aşar şekilde kullanımı sonucuna sebebiyet vereceğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davalı Sendika Yönetim Kurulunun 25.07.2025 tarihli ve 996 sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
- CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin talebinin hukuka, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile teminat altına alınan temel hak ve özgürlüklere uyar bir yanı bulunmadığını, tedbiren durdurulması istenilen eylem gerçekleştirilmiş olduğundan davanın konusuz kaldığını, eylemin kamu hizmetleri aksatılmadan, toplumda hiç bir rahatsızlık oluşturmadan tamamlandığını, bu davada verilecek kararın esasa bir etkisinin de kalmadığını, iş bırakma ve basın açıklaması yapma kararının sendikanın yasa ile tanınan yetki çerçevesinde aldığı bir eylem kararı olduğunu, belirtilen tarihlerde planlanana uygun şekilde bahse konu eylemlerin yerine getirildiğini ve kamu hizmetlerinin aksamasına kesinlikle neden olunmadığını, bir kısım sendika üyesi memurların söz konusu eyleme aralarında yaptıkları iş bölümü gereği hizmetlerin aksamaması adına katılmadığını ve hizmetlerin kesintisiz şekilde yürümesini sağladıklarını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Sendika Yönetim Kurulu kararının uygulanmış olması nedeniyle iptalinin hukuki bir sonuç doğurmasının mümkün olmadığı, davanın konusuz kaldığı, davalı tarafça alınan kararın sendika üyelerinin menfaatlerinin korunmasına yönelik olduğu, eylemin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi kapsamında toplantı ve dernek kurma özgürlüğü kapsamında kaldığı, davanın açıldığı tarihte tarafların haklılık durumu değerlendirildiğinde, davalı tarafın davanın açılmasına sebebiyet vermediği, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle davanın konusuz kalması sebebiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
- İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
- TEMYİZ
- Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinde belirttiği ve istinaf dilekçesinde tekrarladığı sebepleri ileri sürmüştür.
- Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Sendika Yönetim Kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
Dava şartı, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi ve esasa ilişkin bir hüküm verebilmesi için gerekli şart olarak tanımlanmaktadır. Hukuki yarar da açıkça 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-(h) hükmünde genel dava şartları arasında sayılmıştır. Hukuki yarar, dava ikamesiyle mahkemeye yöneltilen talebin esası hakkında incelemede bulunulabilmesi ve esasa ilişkin karar verilebilmesi için varlığı aranan olumlu bir dava şartı olarak kabul edilmektedir (Ramazan Arslan, Ejder Yılmaz, Sema Taşpınar Ayvaz, Emel Hanağası, Medenî Usul Hukuku, Ankara 2022, s.332, 338; Hakan Pekcanıtez, Muhammet Özekes, Mine Akkan, Hülya Taş Korkmaz, Medeni Usûl Hukuku, Cilt II, İstanbul, On Beşinci Baskı, 2017, s.927, 947).
Bir dava şartı olarak hukuki yararın varlığını kabul etmek için davacının, mevcut hukuki durumunu değiştirecek ve iyileştirecek bir hükme ihtiyaç duyması gerekir (Emel Hanağası, Davada Menfaat, Ankara, 2009, s.155, 344). Davacının bu ihtiyacı kişisel, güncel ve hukuki nitelikte olmalıdır. Hukuki yararı dava şartı olarak düzenleyen 6100 sayılı Kanun’un 114. maddesinin gerekçesinde de bu husus açıkça vurgulanmıştır.
Bir kişinin, hakkına ulaşmak için, mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez. Diğer taraftan bir dava şartı olan hukuki yarar, kararın kesinleşmesine kadar yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gereken bir husustur.
Bu genel açıklamalar ışığında temyiz itirazlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu davada, davalı Sendika Yönetim Kurulunun iptali talep edilen 25.07.2025 tarihli ve 996 sayılı kararı ile; “…Ülke genelindeki üyelerimizin ve Manisa Yunusemre Belediyesindeki üyelerimizin katılımı ile 07-08 Ağustos 2025 tarihlerinde 2 gün iş bırakma eylemi ile 08 Ağustos 2025 tarihinde saat 12:00’de Yunusemre Belediyesi önünde basın açıklaması yapılmasına…” karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davacı Belediye tarafından belirtilen Sendika Yönetim Kurulu kararının iptali talep edilmiş ise de; davanın açıldığı zamana göre değerlendirme yapılması gerektiği, söz konusu kararın üyelere yönelik sendikanın iç işleyişine ilişkin olduğu, fiilî bir olgu teşkil etmesi itibarıyla kararın uygulanıp uygulanmayacağı belirsiz olduğu gibi üyelerin kararlaştırılan eyleme katılıp katılmayacağının bilinmediği de tartışmasızdır.
Bu maddi ve hukuki olgulara göre, davacının güncel nitelikte hukuken korunmaya değer bir yararı bulunmadığı açıktır. Belirtmek gerekir ki, bir davada öncelikle dava şartlarının mevcut olup olmadığının incelenmesi gerektiğinden, davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilmesine ihtiyaç bulunmamaktadır.
Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Kanun’un 114/1-(h) hükmü gereğince hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar gözetilmeksizin, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm tesisi ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddi kararı hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
- KARAR
Açıklanan sebeplerle;
- Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
- İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.