ÖZETİ 18.12.2023 tarihli fesih bildirimine göre iş sözleşmesinin davalı tarafça özetle davacının güveni kötüye kullandığı gerekçesiyle 4857 sayılı Kanunun 25/II-e hükmüne dayanılarak fesh edildiği görülmüştür.
Feshe yönelik davalı tarafça sunulan belgelerden davacının performans yetersizliği nedeniyle bu konuda inceleme yapılmak üzere ücretli idari izne ayrıldığı, izin sırasında 14.12.2023 tarihinde iş yerine gelerek şirket bilgisayarından kendisine ait özel belgeleri almak isteği üzerine işverence talebin kabul edildiği ancak işlem sırasında yazılımın davacının şirket bilgileri almaya çalıştığına yönelik uyarı verdiğinden bahisle tutanak tutulduğu ve akabinde sözleşmenin yukarıda açıklandığı şekilde fesh edildiği anlaşılmış olup davacıya atılı eylemle ilgili şüphe olup somut ispatın bulunmadığı buna göre feshin haklı olmayacağı ancak şüpheli eylem nedeniyle işverenle davacı ile çalışması da beklenemeyeceğinden feshin geçerli olduğu anlaşılmış ve davacı başvurusunun bu yönden kabulü gerekmiştir.
Mahalli mahkemesinden verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMA ÖZETLERİ
İDDİANIN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkette yaklaşık 2 yıl boyunca görev yapmış olup, 2023 yılı Kasım ayı itibariyle net çıplak maaşı 193.670,98 TL tutarın olduğunu, davalı şirket davacının iş akdini feshetmeden önce kendisini yıldırmak ve istifaya zorlamak adına 12.12.2023 tarihinde savunması alınmaksızın kendisine yazılı uyarı yazısını tebliğ etmek istendiğini, dayanaktan yoksun uyarı yazısını tebliğden imtina ettiğini, bunun üzerine davalı şirket aynı tarihte idari izne çıkartıldığına dair ekli yazıyı tebliğ edildiğini, ardından davalı tarafından iş akdinin haksız ve geçersiz olarak feshedildiğini, iddia ederek, fesih işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespiti ile işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının “İcra Kurulu Direktörü” pozisyonunda “A Grubu İmza Yetkilisi” olarak işveren vekili konumunda olduğunu ayrıca SGK Giriş Bildirgesinde de Meslek adı ve kolu “Tepe Yönetici – İcra Kurulu Başkanı (CEO)” olarak belirtildiğini ve iş güvencesi kapsamında olmadığından işbu huzurdaki davanın reddi gerektiğini, iş güvencesi kapsamında kaldığı düşünülse dahi şirketin “güveni kötüye kullanma” sebebiyle haklı nedenle yapmış olduğu fesih geçerli olduğunu, davacının uzun süredir devam eden performans düşüklüğünden kaynaklanan sorumluluk alanında yaşanan ciro kaybı ve ticari zarar ile ilgili yürütülecek soruşturmanın daha sağlıklı ilerlemesi için idari izin sürecine çıkartılmasının ardından davacının bilgisayarında yer alan kişisel bilgilerini almak istemesi üzerine kendisine özel izin verildiğini, bu esnada ise şirkete ait ticari sır ve gizli belge/bilgi niteliğindeki verileri kötü niyetli olarak dışarıya aktarmaya çalışırken tespit edildiğini bu durum hemen tutanak altına alınmış ve bu sebeple iş akdinin feshedildiğini, davacı tarafından feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iade talepli olarak açılmış olan haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini, davacının işe başladığı günden itibaren her türlü yönlendirme ve desteğe rağmen pozisyonun gerekliliklerini yerine getiremediğini, kendisine bağlı bulunan departmanlar ile gerektiği gibi ilgilenmediğini, çalışanlara rehberlik etmediğini, denetimlerde bulunmadığını, ihmali davranışları ile usulsüz işlemlere sebebiyet verdiği ve kötü yönetimi ile kendisine bağlı bulunan departmanlarda şirketin zarara uğramasına sebep olan davranışlar sergilediğinin görüldüğünü, davacının pozisyonunun ve işin gerekliliklerini yerine getirmemesi, konuyla ilgili kendisine birçok kez uyarılarda bulunduğunu, davasının İcra Kurulu Direktörü olarak işveren vekili statüsünde olması, feshin haklı ve geçerli sebebe dayanması (güveni kötüye kullanma) ve feshin yazılı olarak tamamen usule uygun şekilde yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece özetle, “Hak Düşürücü Süre Yönünden; Davacının iş akdine 18/12/2023 tarihinde son verilmiş olup davacı 1 aylık hak düşürücü süre içerisinde 08/01/2024 tarihinde işe iade için başvuru yapmıştır. Arabuluculuk sürecinin bittiği 01/02/2024 tarihinden sonra 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde 15/02/2024 tarihinde davasını açmıştır.
Kıdem Süresi Yönünden; Davacı sgk kayıtlarına göre davalı iş yerinde 24/02/2022-18/12/2023 tarihleri arasında çalışmış olup kıdem süresi 6 aydan fazladır.
İşçinin Unvanı yönünden; Davacı, davalı iş yerinde davalı tarafça sunulan belgelere göre İcra Kurulu Direktörü olarak çalışmakta olup işveren vekili olmadığı konusunda ihtilafvardır. Davacının işveren vekili olarak kabul edilebilmesi için 4857 sayılı yasanın 18. maddesine göre işletmenin bütününü sevk ve idare eden ya da işyerinin bütününü sevk ve idare etmekle beraber işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan kişi olması gerekir. Tanık beyanları dinlendiğinde davacının kendi departmanını tek başına idare etse de işletmenin ve iş yerinin bütününü sevk ve idare etmediği gibi 29/09/2022 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan iç yönergenin 4. Maddesine göre davacı gibi A grubu imza yetkilisi İcra Kurulu Direktörleri genel müdür, direktör ve üstü seviyede işe alım yaparken A grubu iki imza yetkilisi ile birlikte C gurubu imza yetkilisi olan Hukuk ve Uyum Direktörü ile birlikte karar vermek durumundadır. Yani davacının tek başına işe alma ve işten çıkarma yetkisi yoktur. Bu sebeple işe iade davası açabileceğine kanaat getirilmiştir.
İşçi Sayısı Yönünden; Davalının sgk kayıtları incelendiğinde Türkiye genelinde 30’dan (300’den fazla)fazla işçisi olduğu açıktır.
Sözleşmenin Niteliği Yönünden; Davacının belirsiz süreli sözleşme ile çalıştığı ihtilaf konusu değildir.
Fesih Yönünden; Davacı, iş akdine haksız ve geçersiz olarak son verildiğini iddia etmiştir. Davalının 18/12/2023 tarihli fesih ihtarı inceleniğinde “sorumluluk alanınızda bulunan iş birimlerini kapsayan şirket içi inceleme kapsamında, idari izne ayrıldığınız zaman diliminde sergilemiş olduğunuz davranışların işveren güvenini kötüye kullanmaya yönelik olduğu görülmektedir” denilmektedir. Davalı tarafça 4857 sayılı yasanın 25/2-e maddesinin “e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması” hükmü kapsamında fesih yapılmıştır. Davalı olaya dayanak olarak 14/12/2023 tarihli tutanak ibraz etmiştir. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki savunmadan ve tutanaktan anlaşılacağı üzere fesih konusu davacı hakkında yürütülen idari soruşturma değil bu soruşturma sürecinde gerçekleştiği iddia edilen 14/12/2023 tarihli olaydır. Tutanak incelendiğinde davacının kişisel belgelerini almak üzere şirketten talepte bulunduğu, talebinin kabulü üzerine davacının şirkete ait gizli bilgi ve ticari sır niteliğinde olan hassas bilgi ve belgeleri harici bellek kullanmak sureti ile izinsiz ve yetkisiz şekilde şirket dışına çıkarmaya çalıştığı, kopyalandığının anlaşılmaması için de isimlerini ve dosya uzantılarını değiştirdiğini tespit edildiği yazılıdır. Tutanak Ebru Demir Türkkan, Ece Aksoy, Alper Kemal Tunç ve Murat Özay tarafından imzalanmıştır. Konu hakkında her ne kadar davalı şirketin şikayeti üzerine İstanbul CBS’nin 2024/235436 soruşturma dosyası ile soruşturma yapılsa da konu hukuki ihtilaf olduğu gerekçesiyle takipsizlik kararı verilmiştir. Takipsiz kararı hukuki ihtilaf olduğu için verildiğinden mahkememizi bağlamamaktadır. Tutanak tanığı olarak mahkemede dinlenen Ece Aksoy ve Alper Kemal Tunç beyanlarında tutanaktaki olayları aynen doğrulamıştır. Tanıklar normalde şirket bilgisayarlarına harici bellek takmanın yasak olduğunu, ancak davacı şahsi belgelerini istediği için durumun kabul edildiğini, güvenlik yazılımının kopyalama uyarısı vermesi üzerine kontrol sağlandığında davacının e-posta uzantısını değiştirdiğini ve arşivi kopyaladığını, e-posta içerisindeki arşivde şirketin müşteriler ile yaptığı görüşmeler, ticari sırlar ve satış bilgilerinin olduğunu hatta davacının yakalanınca tanık Alper Kemal Tunç’a “harici diskte şirket verilerinin olmadığını söyleseydin iş buralara gelmezdi” dediğini beyan etmişlerdir. Bu durum karşısında davacının henüz iş akdi devam ederken şirketteki bir takım bilgileri hukuki yollarla elde edebileceği yerde iş verenin güvenini sarsacak şekilde elde etmeye çalıştığı, ayrıca davacının hangi saikle bu bilgileri kopyalamaya çalıştığının işveren tarafından bilinemeyeceğinden davacının eylemenin 4857 sayılı yasanın 25/2-e maddesi kapsamında doğruluk ve bağlılığa uymayan bir davranış olduğu feshin haklı olduğu kabul edilerek dava reddedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin Kabul Kararı Vermesi İhtimali ile Hesaplama Yönünden; Davacı net 193.670,98 TL ile çalıştığını, ayrıca yemeği iş yerinde yediğini, özel sağlık sigortası ödemesi yapıldığını iddia etmiştir. Ücret bordrolarına göre davacı net 70.150,00 brüt 129.677,96 TL ücret ile çalışmaktadır. Davacının iddia ettiği rakam son ay prim ve ek ödeme dahil tahakkuk edilen ve ödenen net miktardır. Bu sebeple davacının ücretinin net 70.150,00 brüt 129.677,96 TL olduğu kabul edilmiştir. Davacıya ayrıca her ay ek ödeme adı altında parantez içerisinde Birlik-yemek istisnası üzeri olarak brüt 9.429,70 TL ödeme yapılmaktadır. Davacının sözleşmesi incelendiğinde performansa yani fiili çalışmaya dayalı prim ödemesi yapılmaktadır.” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf Yoluna Başvuran Davacı Vekili Tarafından İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin gerekçeli kararında yalnızca müvekkili aleyhinde tutulan bir tutanağa ve bu tutanak doğrultusunda dinlenen tanıkların soyut beyanlarına itibar edildiğini, somut ve objektif hiçbir delil araştırılmadan, eksik incelemeyle verilen kararın kaldırılması gerektiğini, davalı tarafın müvekkilin veri kopyaladığına ilişkin raporlar olduğunu iddia etmiş ve müvekkilin kullandığı bilgisayar üzerinde bir bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiğini ancak mahkemece, bu konuda herhangi bir inceleme veya araştırma yapmaksızın salt tanık beyanları doğrultusunda hüküm kurma yoluna gidildiğini, müvekkiline ithaf edilen eylemler sebebiyle davalı tarafça müvekkili hakkında suç duyurusunda da bulunulmuş olup; müvekkili hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, feshin haklı olmadığını ileri sürerek ve resen görülecek nedenlerle kararın ortadan kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU HUSUSLAR
Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları:
Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık iş sözleşmesinin haklı /geçerli nedenle feshedilip edilmediği hususunda toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SEBEPLER
6100 sayılı HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu re’sen gözetir.
Başvuru dilekçesindeki itirazlar gözetilerek belirlenen uyuşmazlık konusu hususlar, işe iade davasının koşullarından sonra aşağıda irdelenmiştir:
İşe iade davasının koşulları:
Taraflar arasındaki iş akdinin belirsiz süreli olduğu, fesih tarihinde aynı işkolunda 30 kişiden fazla işçi çalıştığı, davacının hizmet süresinin 6 ayın üzerinde olduğu, davacının işyerinin bütünü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcısı olmadığı, işçi alma ve çıkartma yetkisi bulunmadığı, davanın yasal süresinde açıldığı tespit edilmiştir.
Ayrıca feshin usulü yönünden (4857 S.K. m.19/1) yapılan incelemede davalı işverenlikçe fesih bildiriminin yazılı olarak yapıldığı anlaşılmıştır.
İstinaf yoluna başvuran davacı yönünden anlaşmazlık konusu hususların incelenmesi:
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden davacının davalıya ait işyerinde 24.02.2022-18.12.2023 tarihleri arasında icra kurulu direktörü olarak görev yaptığı anlaşılmakta olup taraflar arasında iş sözleşmesinin işverence haklı nedenle nedenle fesh edilip edilmediği hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
18.12.2023 tarihli fesih bildirimine göre iş sözleşmesinin davalı tarafça özetle davacının güveni kötüye kullandığı gerekçesiyle 4857 sayılı Kanunun 25/II-e hükmüne dayanılarak fesh edildiği görülmüştür.
Feshe yönelik davalı tarafça sunulan belgelerden davacının performans yetersizliği nedeniyle bu konuda inceleme yapılmak üzere ücretli idari izne ayrıldığı, izin sırasında 14.12.2023 tarihinde iş yerine gelerek şirket bilgisayarından kendisine ait özel belgeleri almak isteği üzerine işverence talebin kabul edildiği ancak işlem sırasında yazılımın davacının şirket bilgileri almaya çalıştığına yönelik uyarı verdiğinden bahisle tutanak tutulduğu ve akabinde sözleşmenin yukarıda açıklandığı şekilde fesh edildiği anlaşılmış olup davacıya atılı eylemle ilgili şüphe olup somut ispatın bulunmadığı buna göre feshin haklı olmayacağı ancak şüpheli eylem nedeniyle işverenle davacı ile çalışması da beklenemeyeceğinden feshin geçerli olduğu anlaşılmış ve davacı başvurusunun bu yönden kabulü gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile 6100 sayılı HMK’nin 353/1,b-2. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
B-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1,b-2. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
C- Davanın Reddine
1-Alınması gerekli 732,00 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile kalan 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
2-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 2.080,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 777,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
D-Davacı tarafından yatırılan615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,
E-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
F-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
G-Karar tebliğ ve harç tahsil müzekkeresi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 22/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.