YEMİN DELİLİ

SAYILAR

Esas No : 2026/6597
Karar No : 2026/5744
Tarihi : 17.06.2026
İlgili Kanun/Madde : 4857 S. İşK/25 - 1475 S. İşK/14
Yargı Yeri: T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ

Ek Başlıklar :

 

  • YEMİN DELİLİ
  • YEMİN DELİLİNE DAYANILDIĞINDA YEMİN TEKLİFİNİN GEREĞİNİN YERİNE GETİRİL-MESİNİN ZORUNLU OLMASI

Tam Metin

ÖZETİ Delillerin değerlendirilmesinde ise hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller hâkimin bağlı olduğu ve takdir yetkisine sahip olmadığı delillerdir.

 Bu bağlamda belirtmek gerekir ki uyuşmazlık konusu olan “yemin delili” de kesin deliller içerisinde yer almakta olup hâkimi bağlamaktadır (Baki Kuru, Ramazan Arslan, Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013, s. 406-413).

Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 Esas, 2017/1 Karar sayılı kararı).

Somut uyuşmazlıkta; davalı taraf cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmış olup, bozmadan sonraki oturumda da yemin teklifinde bulunmasına karşın mahkemece yemin teklifinin gereğinin yerine getirilmemesi doğru olmamıştır

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

  1. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; iptali talep edilen Sendika Yönetim Kurulu kararının Kanuna, Sendika Tüzüğü’ne ve yargı içtihatlarına aykırı olduğunu, Genel Merkez Yönetim Kurulunun Genel Kuruldan yetki almadan sendika adına taşınmaz mal alım ve satımı veya yıkımı, yeniden yapılması ilgili kararlarının yok hükmünde olduğunu, Genel Kurulda Yönetim Kuruluna verilen bir yetkinin söz konusu olmadığını, her genel kurulun kendi dönemi içinde hüküm doğuracağını, genel kurul kararlarının sadece ait olduğu dönemde kullanılabileceğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davalı Sendika Genel Yönetim Kurulunun İstanbul ilinde taşınmaz alımı ile ilgili kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

  1. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, davacının Yönetim Kurulu karar tarihinden itibaren esas olarak 1 ay içinde her halükarda 3 ay içinde dava açması gerektiğini, Sendika Yönetim Kurulunun İstanbul ilinde taşınmaz alımına ilişkin 18.11.2024 tarihinde karar almış olup karar tarihi üzerinden azami 3 aylık sürenin geçtiğini, dava tarihinden önce gayrimenkul alım işleminin tamamlandığını yani davanın konusunun kalmadığını, 29.06.2019 tarihinde icra edilen 20. Olağan Genel Kurulda taşınmaz alım ve satımı konusunda Yönetim Kuruluna yetki verildiğini, müteakip genel kurullarda bu yetkinin kaldırılmasına dair bir işlem tesis edilmediğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 24.07.2025 tarihli kararı ile; davanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 83. maddesindeki üç aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

  1. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 24.07.2025 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesinin 01.10.2025 tarihli kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

  1. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Bölge Adliye Mahkemesinin 01.10.2025 tarihli kararının süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, sendika yönetim kurulu kararının iptali davası açılabilmesi için 4721 sayılı Kanun’un 83/1 hükmünde yer alan öğrenmeden itibaren bir aylık hak düşürücü sürenin kıyas yolu ile uygulanması mümkün ise de karar tarihinden itibaren üç aylık hak düşürücü sürenin kıyas yoluyla uygulanmasının olanaklı olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda işin esası incelenmiş ve davanın kabulüne karar verilmiştir.

  1. TEMYİZ
  2. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, yemin teklifinin reddedilmesinin hatalı olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.

  1. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, Sendika Yönetim Kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.

  1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
  2. İspat için başvurulan araçları ifade eden deliller 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belge ve senet, yemin, tanık, bilirkişi incelemesi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller hâkimin bağlı olduğu ve takdir yetkisine sahip olmadığı delillerdir.

Bu bağlamda belirtmek gerekir ki uyuşmazlık konusu olan “yemin delili” de kesin deliller içerisinde yer almakta olup hâkimi bağlamaktadır (Baki Kuru, Ramazan Arslan, Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013, s. 406-413).

Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 Esas, 2017/1 Karar sayılı kararı).

Somut uyuşmazlıkta; davalı taraf cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmış olup, bozmadan sonraki oturumda da yemin teklifinde bulunmasına karşın mahkemece yemin teklifinin gereğinin yerine getirilmemesi doğru olmamıştır.

Yukarıda açıklandığı üzere, yemin delili, kesin deliller arasında yer aldığından hâkimi bağlar ve yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu itibarla, Mahkemece, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının tespiti bakımından, yemin teklifinin gereği yerine getirilmeli ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Anılan hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.